07 Haziran 2018 Perşembe, 300 kişi okudu
GÜRHAN GÜRSES
ZARİF BİR ÖLÜM HİKAYESİ
Bugün Cahit ZARİFOĞLU'NUN ölüm yıldönümü.
 
Rahmetle anıyorum Türk şiirinin en zarif şairini.
 
Bu dünyada zarif mi zarif bir adam geçip gitmiş.
 
Geride bıraktığı sözlerle kalplere demir atmış.
 
Yedi Güzel Adam'ın bir güzeli de Cahit ZARİFOĞLUDUR.
 
'Gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çabuk kirlenir.'diyen.
 
Güzel bakabilmek için mutlaka, mutlak güzeli kalbimize ve onun penceresi olarak da gözlerimize yerleştirmemiz gerekir bir tablo gibi.
 
'Tek güvencemiz Allah'tır.
 
Başka hiçbir güvencemiz yoktur.' diyen bir şair, bir yazar, bir kalp adamı, zarafeti dizelerinde şaha kalkan bir dev kalem... Kalıbının adamı desem münasip olur. Kalemin adamı, kelamın ta kendisi...Kelâmın kibarı kibarın kelâmı derler ya işte kelâmın kibarı ZARİFOĞLU'NUN kelâmıdır.
 
Abdurrahman Cahit ZARİFOĞLU... 7 Haziran…
 
Acz içindedir isminin ve soy isminin baş harflerinden anlaşılacağı üzre.
 
Zarif şairin ölümünün üzerinden 31 yıl geçmiş.
 
Bankaları sevmezmiş hiç, aşksızlıktan türemiştir bankalar ona göre, vapura binmezmiş rahatsızlığı olduğu için, Avrupa'yı gezmiştir otostop yaparak.
 
"Seçkin bir kimse değilim 
ismimin baş harfleri acz tutuyor 
 
Bağışlamanı dilerim." diyerek kendi benliğini yok eden ve ilahi olanın bendesi olduğunu beyan eden zarif şair bu dünyada hoş ve ince bir seda bıraktı.
 
"Ne çok acı var" derdi.
 
Değil mi ki en çok da yazan insan hisseder bu acıyı.
 
Aşkla hisseder, çileyle, mısrayla...
 
Bugünü görse şair "Acı hâlâ daha çok var" derdi.
 
Şiirlerini okusanız, dizelerinin üzerinde durup düşünseniz, Türkçenin en zarif şairlerinden biri olduğunu hemen anlayacaksınız ZARİFOĞLU'NUN. Kırmadan hiçbir şeyi, incitmeden hiçbir kimseyi, okşayarak ruhunuzu, içinizde tatlı esişler yaratan bir yel gibi, sizi baştan başa saracaktır onun şiirleri.
 
"Ah şu yalnızlık kemik gibi
 
Ne yana dönsem batar" var mı yalnızlığı bundan daha tesirli ve içinize batar gibi ifade edebilen?
 
Kolay görünüyor ama yazması çok zor, bir sehli mümteni...
 
Çağdaş Yunus desem... 
 
"Değil mi ki kavuşmalarımız kör topal
 
Ayrılıklarımız koşar adım." Şapka çıkarmamak elde değil bu dizelere.
 
Kavuşmaların zor ayrılıkların kolay olduğu bir vakitte, ilkbaharın başını alıp gittiği sonbaharın gelip taht kurduğu bir vakitte, hüznün baştacı sevincin derdest edildiği bir vakitte şair olmak da kolay olmasa gerek. Ve yüreğinde sancısını hissettiği her şeyin söze döküldüğü ve şairin çerçevesinde berceste olduğu bir kalpte incelmek de elbet normaldir.
 
'Kırlarda çiçekler bensiz açacak.' diye yazmıştı bir dizesinde.
 
Ölüm her insanın tadacağı bir içecektir ve vakti geldi mi şaşmaz bir şekilde herkese ikram edilecektir.
 
Kırda çiçekler, gökte kuşlar kalabalıkta yalnızlar şairsiz kalacaktır.
 
Şairin yokluğu yaratılmış her şeyi kuşatacaktır ve bir yorgan gibi soğuk mu soğuk bir şekilde saracaktır. 'Bir şehir kadar kalabalıktır, bazılarının yalnızlığı.' aslında bu şairin yalnızlığıdır. En ağır yalnızlıktır bu, en beter, en tahripkâr...
 
Zarif şairi bir kez daha rahmetle anıyoruz.
 
Yüreğimizin bam teline dokunan ve bizleri bazen bir dizeyle dahi farklı hülyalara götüren, iç sesini yüksek tonda nakşeden ve aşk üzre kalemini raks ettiren şair;
 
"Öyle tütüyorsun ki gözümde,
 
Hamdolsun hasret çekiyorum." dizeleriyle dahi ne kadar kalbi olduğunu ispat ediyor.
 
Ve bu dünyanın yalan dünya olduğunu bu yüzden de hiç kimseyi kırmamayı ve herkesi sevmeyi, gülüp eğlenmeyi, iyi ve güzel olanı ihmal etmemeyi, umudu ve bu umudun saklı olduğu çocukları, çiçeklerle kadınları onore etmeyi
 
"Gülerek karşılayın,
Gülle karşılayın eşlerinizi.
Çocukları sevin.
 
Dünya ölümlü dünyadır." dizeleriyle net bir şekilde ifade etmiştir.
 
Umuda, iyiye, güzele, zarife ve şaire dair her şey bu ülkenin insanına yakışır ve yaraşır.
 
Bizler zarafeti yitirdik bugün, inceliği kapı dışarı ettik, sevgiyi katlettik, anlayışı reddettik, hoşgörüye hoşt dedik, birbirimize yanmayı ihmal ettik.
 
Aşkla hemhal olan ve bunu şiirlerinde ifade eden şair, kalpteki soğuklukların toplumu etkileyeceğini, insanları uzaklaştıracağını ve aşkı sileceğini ima ediyor.
 
"Eskiden sadece kışlar soğuktu
 
Şimdi ise, insanlar soğuk,
 
Yürekler soğuk” Kalplerin şiir okuyarak ısınacağını, inceleceğini ve keskinleşeceğini bilmemiz gerekir.
 
Bu yüzden yaşayan ya da rahmete kavuşmuş olan her şair toplumun ortak hafızasına birer kanaviçe gibi kendi nakşını atmıştır.
 
Onların okunan ve dillere dolanan her dizesi de bu zarafetin oluşmasına temel olacaktır.
 
Şiirler artık yetim değildir.
 
Okuyan herkes bu şiirleri ve şairlerini sonsuza değin yaşatacaktır.
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
ZARİF BİR ÖLÜM HİKAYESİ