06 Ağustos 2019 Salı, 408 kişi okudu
Murat Bilgin
ZAMAN GEÇERKEN
 
Sayın okuyucularımız, okuyucu yazarın sermayesidir. Yazar, okuyucusunu memnun etmez ise sermayesi tükenir ve yazı dükkanını kapatır.
 
Bunların hepsinin temelinde sadakat, samimiyet ve devletin bekası için verilen mücadelenin sağlam temeller üzerine oturtulup nesilden nesile, asırdan asıra; kültür ve medeniyetin, inancın yaşanarak devir edilmesidir. Tarihimiz bunun örnekleri ile dolu olup tarihin şeref levhalarında yerini almışlardır. Birkaç misal: Günümüz bazı diplomalı haddini bilmezlere gülüp geçiniz. Zira onlar Resulullah’ımızın (s.a.v.) sünnetlerini dahilmüctehidlere, alimlere burun kıvırırlar. Oysa ki Kur’an-ı Kerim’in aslını ilk olarak yorumlayan Hatem’ül Enbiya’yı, görevini bitirmiş olarak düşünen küçük bir azınlıktırlar. Yoksa İmam-ı Azam, İmam-ı Şafii, İmam-ı Maliki, İmam-ı Hanbel-i ve daha  nicemüctehidler Kur’an-ı Azimüşşan’ın madde ve manada insanlığa ışık tutmuş günümüze kadar gelen ve kıyamete kadar da Müslümanlara ve insanlığa hizmeti devam edecektir. Bazı zavallılar anlamasa bile konuyla ilgili anekdotu yazmadan geçemeyeceğim. Çünkü konunun tabiin ve tebe-i tabiin döneminde geçme ihtimali var. Verilen mesaj çok mühim. Asrındaki ilimlere çok emek vererek öğrenmiş, nefsine büyük gurur gelmiş; bu ilmimle insanlardan benimle konuşacak alim göremiyorum, artık RAB’bimle konuşabilirim diye odasında böyle düşünürken bir gönül ehli yanına girer ve der ki: Orada dur! Eline bir kağıt alıp sonsuz bir daire çizer ve sorar: Bu çizilen daire neye delildir? Alim bu Allah’ın sonsuz ilmine delildir der. Onun orta yerine bir küçücük daire çizer ve der ki: Peki bu neye delildir? Alim der ki bu da Hz. Resulullah (s.a.v.)’in ilmine delildir. Bu defa gönül ehli  küçük dairenin etrafına birkaç nokta bırakır ve bu neye delildir diye sorar. Bu da müctehidlerin ilmine delildir deyince gönül ehli zat taşı yerine oturur.  Hani sana burada yer?deyince alim uykudan uyanırcasına kendine gelir ve estağfurullah RAB’bim tövbeler olsun der. RAB’bim; küçücük bir su birikintisi üzerinde bir çöp parçasına tutunup su üzerinde gezen zavallının kendini deryaya hakim olduğunu zanneden zavallılığa düşen gafillerden etmesin.
 
Sayın okuyucularım, sabrınızı zorladığımın farkındayım. Konunun çok önemli oluşu, girişin böyle olmasına sebep oldu. Çünkü yukarıda arz ettiğim gibi İslam medeniyet ve kültürünün asırlarca sürmesi için bütün ilimlerin anahtarı Kur’an-ı Azimüşşandır. Kur’an-ı İlimlerden yoksun yetişen nesiller, diğer kavimlerin; ateist, deist, Hristiyan, Yahudi, Zerdüşt ve beşeri inançların kölesi ve bu düşünce sahiplerinin birer piyonu olmaktan kurtulamazlar.  Onun için feryat ederek diyoruz ki: Ey anne ve babalar! Kendinizi ihmal etmeyerek, dininizi yaşayarak çocuklarınıza örnek olunuz. Yaz Kur’an kurslarının şurada 1 aylık süreleri kaldı. Nasıl dünyevi istikballeri için her türlü fedakarlığa katlanıyorsunuz; tabii ki bu da lazım ama 70-80 senelik bir ömür için. Bir de bunun sonsuzluk dilimi var ki; canından çok sevdiğin evladının ilelebet mahvolmasına nasıl razı olursun bilmem. Karar mercii sizin vicdanınızdır. Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor: insan ölünce şu üçü dışında amelleri ve sevabı kesilir. Bunlar Sadaka-i cariyedir (öldükten sonra da sevabı devam eder). 1-Bıraktığı eserlerle ilminden istifade edilen alimler. 2- İnsanlığın istifade ettiği; yol, çeşme, cami ve sosyal eserler. 3- Salih Evlat (Dinini samimi olarak yaşayan). Kişinin imtihanı; ailesi, malı, çocuğu ve komşusu iledir. Namaz, oruç, sadaka ve iyiliği emredip kötülükten sakındırma işte bu imtihan için kefaret olur. (Buhari,4).
 
Konunun ehemmiyetine binaen Efendimiz (s.a.v.)’in hadis-i şerifleriyle toparlayalım. “Çocuğun senin üzerinde hakkı var (Müslüm, Siyam, 183)”. “Çocukların sana iyi davranmaları senin çocukların üzerinde hakkındır. Aynı şekilde “Çocukların arasında adil davranman da onların senin üzerindeki hakkıdır (Ebu Davut)”. “Kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız. O halde güzel isimler koyunuz. (Ebu Davut Edep, 61)”. “Küçüklerine merhamet etmeyen büyüklerine saygı göstermeyen bizden değildir. (Tirmizi, 15)”.
Ey anne ve babalar ne kendinize, ne evlatlarınıza ne de milletimize yazık etmeyiniz. Unutmayınız ki; ağaç yaş iken eğilir. 
 
Şehitlerimize
Hakiki şehit olanın çürümezmiş cesedi,
Bunu böyle haber veriyor nebilerin serveri.
RAB’bim şehitlerimizin şehadetini kabul buyursun; ailelerine, eş ve yetimine sabr-ı cemil ihsan etsin.
 
Bayramlar
Tarih boyunca semavi ve beşeri inançlarda kutlanacak özel günler vardır. Müslümanların dini bayramlarından ikincisi olan Kurban Bayramı’nızı kutlar; unutulmuş örf, adet ve geleneklerimizin yeniden ihya edilmesi, kırgınlıkların unutulması hoşgörü ve merhametin hatırlanmasını ve bayramımızın hayırlara vesile olmasını dilerim.
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
ZAMAN GEÇERKEN