15 Haziran 2015 Pazartesi, 1326 kişi okudu
YENİ HÜKÜMETİN ORTADOĞU POLİTİKASI NASIL OLACAK
Soğuk Savaş döneminde müttefik olarak Batı kampında yer alan Türkiye, hep Batıya yönünü çevirmiş, bölgede kendi çıkarları yanında Batının da çıkarlarını gözetmiştir. Diğer taraftan da İslam ve Ortadoğu ülkelerine adeta sırtını çevirmiştir.
 
Aynı dönemde İslam ülkeleriyle olan ilişkilerini karşılıklı çıkarlar rotasında yürütmüştür. 
 
Soğuk savaşın sona ermesiyle bölgede doğan boşluktan yararlanmak zorunda olan Türkiye 2001 Eylül olaylarından sonra sezdiği bölgesel siyasi tehlikelere karşı yönünü İslam Ortadoğu dünyasına çevirmiş, ona göre yeni stratejiler geliştirerek uygulamaya koymuştur.
 
Ak Parti iktidarı döneminde Türkiye başta İslam dünyası ve özellikle Ortadoğu bölgesine yönelik ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel ilişkiler geliştirmek üzere yoğun bir gayret içine girerek büyük mesafe katetmıştır.
 
Bölgede etkin rol üstlenmiş, bölgenin siyasi önemli fay hatları olarak bilinen Filistin, Kürt, Sünni-Şii, cihatçı İslam(Selefi-Vahhabi) vb. gibi müzmin sorunların siyasi sarsıntılarının harekete geçmesini önlemek üzer yeni politika ve stratejiler geliştirmiş, bölgesel ihtilafların çözümünde ciddi arabuluculuk görevini üstlenmiştir.
 
Başta İsrail-Filistin sorunu olmak üzere Irakta, Suriye’de Mısırda, Yemende Libya ve Lübnan da… yaşamakta olan bölgesel sorunların çözümünde doğrudan veya dolaylı olarak etkili olmuştur.
 
Böylece Ortadoğu halklarının kalbinde yer edinmiş olan Türkiye, İslam ile demokrasinin tezat oluşturmadığı imajını güçlendirmiş, İslam ülkelerinin kalkınma ve modernleşmeleri için model ülke olarak alınmış, Arap halklarının demokrasi başkaldırı mücadelesinde örnek gösterilmiştir. 
 
Arap Baharı ayaklanmalarının akamete uğramasıyla Türkiye’nin bölgesel aktör olması engellenmek üzere farklı kumpaslar devreye sokulmuştur.Etkin olduğu siyasi coğrafyada Sünni-Şii çatışması körüklenmiş, Irak, Suriye Lübnan, Yemen, Libya, S.Arabistan ve Mısırda istikrarı sarsan senaryolar devreye sokularak iç savaş ile çatışmalar başlatılmış, ulus- devlet projeleri yıkılmaya doğru giderek, bölge haritası değişme sürecine girmiştir.
 
Yaşanan bütün bu gelişmeler bölgede yeni ittifak ve oluşumları beraberinde getirmiştir. Radikal ile Ilımlı İslamcı oluşumlar ortaya çıkmıştır. Bölge rejimleri ayakta kalmak için saf değiştirmektedir. Sünni-Şii, Müslüman-Müslüman ve Kürt- İŞID ve Arap- –İŞID arasındaki çatışmalar bölge dışı küresel güçleri yeniden bölgeye çekmeye neden olmuştur. Uluslar arası güçlerden oluşan bir koalisyon IŞİD terör örgütüyle savaşmaktadır.
 
Suudi Arabistan başkanlığında ve Batının desteğiyle diğer bir koalisyon ise Yemende Husilerle görevden alınan eski başkan Ali Abdullah Salih güçlerine karşı savaşmaktadır.
 
Bölgenin önemli aktörlerinden İran bölgede önemli Arap başkentlerinden Bağdat, Şam, Lübnan ve Sana da nüfuz sahibi olmayı başarmanın yanında Batı ile olan anlaşmazlığını çözmek üzere barış masasındadır. İranın bölgede yükselmekte olan nüfuzu Sünni toplumu endişelendirmektedir.
 
Bölgenin diğer önemli aktörü Mısır, gerek bölgede ve gerekse uluslararası camiada aldığı destekle yaralarını sarmakta ve tedrici bir şekilde bölgesel aktörlüğünü yeniden güçlendirerek söz sahibi olmayı başarmaktadır.
 
Bölgenin üçüncü ve en önemli aktörü olan Türkiye yukarıda da belirtildiği üzere içte ve dışta çeşitli kumpaslarla önü kesilmeye çalışılmaktadır. Ortadoğu’nun önemli birçok ülkesiyle diplomatik ilişkilerinin kesilmesi buna örnek gösterilebilir.
 
Bölgede yaşanmakta olan bu önemli değişim yanında, 7 Haziranda yaşanan genel seçim sonunda halkımız Ülkemizin tek parti yönetiminden, koalisyonla yönetilmesi yönünde irade beyanında bulunmuştur. Demokrasilerde böyle sonuçlar doğaldır.
 
Ancak burada yerel ve yabancı medyada şimdiden tartışılmaya başlanan, Ak Partinin 13 yıllık tek partili yönetiminden sonra kurulacak koalisyon hükümetinin Ortadoğu bölgesine yönelik dış politikasında nasıl bir değişimin yaşanacağı hususudur. 
 
Koalisyon hükümetinin başta Suriye olmak üzere Filistin, İsrail, Irak, Lübnan, Mısır, Libya, Yemen ile İran, Müslüman Kardeşler ve Hamas’a yönelik dış politikası aynen devam edecek mi? Etmediği takdirde nasıl bir sonuçla karşılanacak? Bu soruların cevabı, hükümet kurulup bölgeye yönelik dış politikası açıklandıktan aranılacaktır.
 
Ancak kurulacak koalisyonda Ak Parti dışındaki diğer üç partinin yukarıda sıralanan önemli bölgesel sorunlara karşı açıklamalarını tahlil ettiğimizde, Adalet ve Kalkınma Partisinden farklı bakış açıları olduğu rahatlıkla anlaşılmaktadır.
 
Ülkemizi yakından ilgilendiren ve Ortadoğu’da tutuşturulan mezhepsel ateşin, küresel aktörlüğe ilkeli adımlarla ilerleyen, bölgesel en büyük güç olan ülkemize sıçramamsı için kurulacak koalisyon hükümetinin gerek bölgesel ve gerekse küresel güçlerin devreye sokmaya çalışacağı bütün tuzakları hesaba katarak politikalar yürüteceği, başta ülkemiz olmak üzere kaynayan İslam ve Ortadoğu coğrafyasının yararına olup, huzur ve istikrar getireceği en içten temennimdir.
 
Bilinmelidir ki Ortadoğu’da oynanmakta olan oyunda hedefe ulaşmak için zemine sağlam basıp, kimseye yaslanmadan dik durmak gerekmektedir. Buda ancak güçlü bir iradeye sahip olmak ve bölgesel Ortadoğu siyasi santrançını iyi bilmek ve ona göre atağa geçmek gerekmektedir. Aksi halde mat olmak mukadderdir
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
YENİ HÜKÜMETİN ORTADOĞU POLİTİKASI NASIL OLACAK