23 Şubat 2019 Cumartesi, 1319 kişi okudu
M.NAFİZ KOCA
YAZIKLAR OLSUN!
31 Mart 2019 tarihinde sandıklara sadece Elazığ Belediye Başkanını seçmek için gitmeyeceğiz.
 
Başkanın yanı sıra İl Genel Meclis Üyelerini, Belediye Meclis Üyelerini ve mahallelerin yanı sıra köy muhtarlarını da seçeceğiz.
 
Bu her 4’ü de şehrin yönetimi açısından önemli faktörler.
 
Onun için partiler halkın önüne çıkaracakları adayları seçerek çıkarmalı, seçmen de bu adayları özene bezene seçmeli ki şehir adına güzel şeyler olsun.
 
Seçilen meclis üyeleri aynı zaman da şehrin kanaat önderleridir de.
 
İl geneli için alınacak kararlar İl Genel Meclisinde, şehrin yönetimi ve alacağı hizmetler ile alakalı kararlar da Belediye Meclisinde neşet bulur.
 
Şimdi partilerin göstermiş oldukları Meclis Üyesi adaylarını bir gözden geçirebilirsiniz.
 
31 Mart’a en iddialı şekilde gittiğini düşünen parti; Ak Parti.
 
Ak Partinin meclis üyeleri aday listesi açıklandığı gün kendi içlerinde kıyametler koptu.
 
Özellikle kadın kolları cadı kazanı gibi kaynayıp durdu.
 
Öyle ki; iletişim için kendi aralarında kurdukları Whatsapp gruplarında kimileri, kimilerini Allaha havale ederken kimileri de baş edemeyince itirazınızı Genel Merkeze yapın telkinleriyle onları başlarından savdılar.
 
Kendi aralarında yaşanan bu tartışmalar basına düşünce de 31 Mart için neler yapılmalı sorularını bulacak cevapları bir kenara bırakarak bu bilgileri dışarı sızdıranları bulma mücadelesi başladı.
 
Teşkilat içi tartışmalar açısından gerekli mi gerekli.
 
Her organizasyon sahipleri içlerinde olup bitenlerin mahremiyetine önem verir, vermelidir de…
 
Ancak bunu yaparken de saygıyı elden bırakmamak gerek.
 
Bunlar işi öylesine ileriye götürdüler ki; Kadın Kolları Başkanı kendi yönetim kurulu üyelerini SKM’de toplayarak lisan-ı münasiple kolun kırılıp yen içinde kalacağını telkin edeceğine, son dönemlerin moda eylemlerinden birini gerçekleştirerek, tüm kadınların cep telefonlarını toplayıp bir bir mesajlarını ve fotoğraf galerilerini gözden geçirdiler.
 
İçimizdeki hain kim dercesine…
 
Tam bir komedi anlayacağınız.
 
Milletin Meclisini oluşturacak şahsiyetler niteliklerini sandıklara gitmeden önce çıktıkları cadı avıyla göstermiş oldular.
 
Şimdi bir dakikalığına gözlerinizi yumun ve şöyle bir düşünün.
 
Bu zat-ı muhteremeler seçilmişler ve Milletin Meclisinde şehrin kaderine mugayir bir konuyu tartışıyorlar. 
 
Çoğunluk kendilerinde olduğu için kararın geçmesi çok mümkün ancak içlerinden biri bu yanlış kararın geçmesini engellemek için vicdanının sesine kulak vererek basını haberdar ediyor.
 
Neler olabileceğini tahayyül edebiliyor musunuz?..
 
Edemezsiniz…
 
Zira daha seçilmeden vitamin komasına girerek küçük bir eleştirinin basına sızmasını hazmedemeyip üyelerinin cep telefonlarına tasallut edenler o meclisi Allah korusun tarumar eder.
 
Hâlbuki biraz olgun davranıp listeden rahatsız olanları anlama yoluna gitseler bu şahsiyetler ne basına düşerek kendilerini madara ederlerdi ne de vatandaşın gözünde seçkin bireyler olmaktan çıkarlardı.
 
Şimdi gözlerinizi açın ve listelerle birlikte yaşanılan bu olayları yeniden bir gözden geçirin.
 
Ardından listeye alınmadığı için teşkilat içerisinde sitem ve serzenişte bulunanlara bir bakın.
 
Nitelik açısından bakın ama.
 
Birileri haklarını savunma adına sitem ve serzeniş müesseselerini kullanmış, diğerleri de siz kimsiniz dercesine onları ötekileştirerek kendi aralarında kutuplara ayrılmışlar.
 
Daha seçilmeden birbirlerini yiyenlerin seçildikten sonraki meclis hallerini düşünmek bile istemiyorum.
 
Çünkü bunlardan birilerinin seçildikten sonra Belediye Başkan Yardımcılığı beklentilerinin olduğu şehir efsanesi değil.
Seçilmesi halinde Sayın Şahin Şerifoğulları’na Allah yardım etsin, işi zor.
 
İl Başkanı Sayın Ramazan Gürgöze gibi dirayet gösterip otorite kuramazsa yandı gülüm keten helva türküsünü mırıldanmaktan başka yapabileceği bir şey de olmaz.
 
Beklesin ki garibim, 5 yıl bitsin. 
 
Eskiden böyle miydi? soru cümlesinden oldum olası hoşlanmam.
 
Ne yazık ki şimdi aynı soruyu sormadan edemeyeceğim, eskiden Meclis Üyeleri böyle miydi?
 
Bir saygı vardı, bir adet ve töre vardı.
 
Her şeyden önce bir nitelik vardı be…
 
Meclis Üyeliğine aday olanların toplum nezdinde bir özgül ağırlıkları vardı ve aday olanlar bu özgül ağırlıklarına göre davranış sergilerlerdi de saygıyı ve nezaketi ellerinden bırakmazlardı.
 
Her şeyden önce had denilen kavramı asla göz ardı etmezlerdi.
 
Cadı avı mı; asla…    
 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
YAZIKLAR OLSUN!