04 Şubat 2017 Cumartesi, 1884 kişi okudu
YAYIKLA HASBİHAL
Belki hayalini kurduğum yer değildi; ama hayata tutunduğum mekan, öğretmenlikte ilk göz ağrım Diyarbakır'ın en ücra ilçesi Kulp'un Yayık Köyü'dür .
 
Köyün Kürtçe adı "kavaklık" anlamına gelen Hevre. Gerçi arazilerin büyük bir bölümü baraj altında kalmış.
 
Bu yüzden kavaklıkların esamesi okunmuyor.
 
Resmi adı ise Yayık.
 
Hakikaten de dik yamaçlardan kıvrıla kıvrıla aşağı süzüldüğünüzde geniş bir düzlüğe "yayılmış" köy.
 
İlçeden köye kadar 35 km'lik bozuk asfalta ilerlerken "yayıkta" sallanan ayran  misali çalkalanmamız da bu isme ayrı bir anlam katıyor !
 
Gün ağarınca, okul servisimiz birer ikişer öğretmenleri alır.Minibüste hemen herkeste,  gece atılan son kahkaha sonrası oluşan sessizli ,tadından yenmez sohbetlerden arta kalan hüzün bulunur.
 
Ekşi, tatsız , tuzsuz çehreleri Mehmet abinin açtığı müzikler biraz tatlandırır.
 
Yolda seyir halindeyken arabanın camların buğusunda bir film şeridi geçer, gözler
 
önünden.Sevdiğini  ailesini , memleketini düşleye tayin olduğunu ayrılıklarına kavuştuğu iç sesine dökülür.
 
Uzaktaki yakınlarına olan hasret türkülerini  öğretmen düşleri korosu  hep bir hayalden söyler.
 
Sanırsın ki okula değil umuda yol alır düşünceler ve kalpler.
 
Ta ki aracın freniyle  birden irkilene kadar bu böyle sürüp gider.
 
Öğretmenler odasında  girdiğimizde bir çay demleme telaşesi ve derse hazırlık koşuşturması  üzerimizdeki ölü toprağını atma vesilesidir.
 
Derken öğrenci servisleri sökün verir.Çocuklar  merdivenlerde belirir belirmez "Günaydın öğretmenim ! sözleri koridorda tüm avazıyla yankılanır.
 
Gün ,aydın demekle aydın olur mu demeyin.Işıl ışıl bakan gözler,gülümseyen yüzler  içimizi ısıtmaya ve aydınlatmaya yeter.
 
Dünün öğrencileri bugünün öğretmeni olan bizleri yetiştiren hocalarımız :
 
"Bizler ana baba gibiyiz sizlere" derlerdi…
 
Şimdi bu mesleği icra ederken  anlıyorum ki öğretmen çok daha fazlasıymış.
 
Evde ebeveynine sarılmadığı kadar öğretmenine sarılan , kocaman gönlünden  kopanları  minik elleriyle "Bu sizin için diyen"  bir iki günlük aradan sonra sizi ve dersinizi çok özledik sözlerini duyduğunuz  samimi ve saf yürekler bizim manevi kazancımız.
 
Küstüğünde  ya da siz kızdığınızda beş dakika sonra hiçbir şey olmamış gibi hemen yanınıza gelen  kin tutmaz, kibir taşımaz kalplere karşı  babalığı analığı andırır bir merhamet ve şefkatle yaklaşmaktır bizim tavrımız…
 
Öğrencilerimden söz etmek istiyorum şimdi de .Mesela 5'lerde Muaz var.
 
Onu durdurmak ve uslandırmak için bir yöntemin icat edilmesini bekliyoruz !
 
Kitap kurtlarım var bu sınıfta.Heja, Gülbahar, Hazal …
 
Hüzeyfe var dini hassasiyeti çok yüksek Hafız derim ben ona .
 
Dılgeş sıkça  öğretmenim sizi çok seviyorum sözüyle kalbimde yer etmiş.
 
Nesim, beyefendi asil duruşuyla, Bekir bir türlü anlamlandıramadığım davranış ve hareketleriyle  tek kelimeyle ilginç  bir o kadar da sempatik bir öğrencim.
 
6.sınıfta Nazlı var.Türkçeyi kullanmada  anlama ve yorumlamada çok hünerli.Yine onla aynı sınıfta Hacer sınıfın küçük profesörü  .
 
Bazen buyur gel dersi sen anlat diyesim geliyor.
 
Buket, avukat kız.Sorgulayan eleştiren kıvrak zekalı bir o kadar da sivri dlli.Tiyatral yeteneği ve ses tonu Trt spikerlerini anımsatan Amine 'yi de anmak isterim.
 
Sedanur, sözlük kız ve kütüphane müdürem Mahmut ve Serhat  Türk tarihi özellikle Selçuklu ve Osmanlı Tarihiyle ilgili çok hevesli ve ilgili küçük yeniçerilerim.
 
Ayrıca 7'lerde  yetişkin edebiyatçılara taş çıkartan Senem ve Dilan deneme ve diğer düz yazılarıyla ,Diljin ise şiire olan düşkünlüğüyle, Derya mahçup ,zeki,  doğa sevgisi temalı yazı ve şiirleriyle, Nihal oturaklı hanımefendi kişiliği ve çalışkanlığıyla  Mehmet Diyar ve de Ruhi hem efendilikleri hem de okumaya verdikleri önem açısından takdir ettiğim öğrencilerimdir.
 
Bu sınıfta yine konuştuğunda ya da okuma yaptığında mikrofon yutmuş gibi gür sesi çok yaramaz ama bir o kadar da sevimli tavırlarıyla kendini sevdiren Hasan Güzel'imiz var .8'lerde  hanımefendi ve çalışkanlığıyla  tam bir kişilik olan Zelal erkek öğrencilerden bir o  kadar saygılı ve de  derste başarılı olan Yusuf'umuza a değinmek isterim.
 
Herkes ayrı bir havada başka başka işlerle uğraşırken bir köşede sessizce kitabını okuyan hayal dünyası ve ufku oldukça geniş olan Mercan.Dersin sonlarına doğru arada kadife sesiyle gönül telimizi titreten Gamze'ye de yer vermek isterim.
 
Aklının sürekli başka yerlerde olduğunu düşündüğüm dersi dinlediğini denemek için sorular sorduğumda beni verdiği cevaplarla hep tatmin eden Ceren de edebi ve duygusal yönü çok sağlam bir öğrencim. 
 
Müdürümüz sırf bu yazıyı okuma ihtimalinden demiyorum  babacan bir adam.Okulla ilgili günlük Allah bilir kaç sefer kapısını aşındırıyoruz ;ama hep hafif sakin bir tebessümle karşılıyor öğretmenlerini.
 
Olumsuz cümle kurduğuna pek tanık olmadım.
 
Elini taşın altına koyar yapabilirizin ötesine geçip şartlar  müsaitse hemen işe koyulur.
 
Elinden her iş gelir.
 
Bir bakmışız okulun demir kapısının kaynak işiyle meşgul başka bir zaman  matkapla montaj yapıyor.Müdür yardımcımız da naif, zarif bilhassa temizlik , doğa çevre bilinci hassasiyeti çok yüksek dokunaklı bir şahsiyet.
 
Köy ve köylüyü de karınca kararınca tahlil etmekte yarar var.Sonuçta iç içe yaşıyor ortak noktamız olan çocukların geleceği için aynı dertle dertleniyoruz.
 
Yayık, hiç de doğuda olduğunuz izlenimini vermeyen yumuşak bir iklimi baraj manzaralı  ortada toplu bir yerleşim köyün içinden sol kanattan ilerleyince yelpaze gibi genişleyen dağınık yerleşmeli mezralarıyla  oldukça insan hareketliğinin olduğu bir yerleşke.
 
Köyün yeniden inşasıyla velilerimizin ekserisinin hali vakti yerinde .
 
Misafirperverliklerini ve samimiyetlerini her daim gördük  bu güzel insanların.
 
Köy sakinlerinin  verdiği davetlerde gönül zenginlikleri ve cömertliklerini çok defa şahit olduk.
 
Bazen ailem ya da yakın çevrem oraların insanları nasıl diye sorduklarında haliyle ve tabiatı itibariyle köy çocuklarının bozulmamış saf gönülleri ve okumaya olan düşkünlüklerinden  ailelerin kadirşinas tavırlarından  ve Kulp insanın  biz dışarıdan gelenleri el sütünde tutmasından hep dem vururum.
 
Ülkemin her yöresinin insanı güzeldir aslında temel payda insanı sevme insan olana değer verme olunca sevilme , kabul görme kendini sevdirme  huzurla ve güvenle ülkenin neresinde olursa olsun çalışmak güzel şey..
 
Yazıma müsaadenizle artık son vermek isterim.
 
Yazımız burada bitiyor ,Yoksa  göreve ve Yayık'a devam diyoruz.
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
YAYIKLA HASBİHAL