31 Ağustos 2018 Cuma, 469 kişi okudu
SEDAT YASAK
YAVRU TİLKİ
Mehmet bir av sırasında bir tilki yavrusu görür.
 
Yavru henüz çok küçüktür.
 
Kızıl tonların hakim olduğu bu sevimli yavruyu çok seven Mehmet, onu eve götürmeye karar verir.
 
Fakat bunu babasına nasıl izah edeceğini bilemez.
 
Çünkü babası oldukça sert ve disiplinli biridir. 
 
Delikanlı, fazla düşünmeden heybesine attığı yavruyla soluğu evde alır.
 
Ne olacaksa olsundu.
 
Bütün cesaretini toplayıp durumu babasına makul bir dille anlatır ve yavrunun evde kalmasını sağlamaya çalışır. 
 
Baba, teklifi kabul etmediği gibi, bu istekle yanına gelen oğlunu da tersler.
 
Daha fazla üstelemenin bir işe yaramayacağını anlayan Mehmet, boynu bükük bir şekilde babasının yanından ayrılıp devreye annesini sokar.
 
Saatlerce süren ”git gel” lerden sonra baba yumuşar ve yavru tilkinin evde kalmasına razı olur.
 
Mehmet annesinden aldığı bu müjdeli habere çok sevinir. Yavru tilkiye ahırda özel bir yer yapar ve günün belirli saatlerinde hem yavruya bakmaya hem de onun karnını doyurmaya çalışır. Hatta babası evde olmadığı zamanlarda yavruyu odaya çıkararak onunla oynayıp, şakalaşır.
 
Mehmet hiç olmadığı kadar mutludur. Yavru tilkiye her geçen gün daha çok bağlanır.
 
Onu eğitir ve kendine bağlar. 
 
Aradan haftalar geçer ve yavru tilki büyümeye başlar.
 
Artık Mehmet’in ahırda yaptırdığı küçük yere sığmayan yavru, sık sık bu yerden çıkarak akşamları Mehmet’in yolunu gözlemeye başlar.
 
Bazı akşamlar evin merdivenlerine kadar gelen yavrunun bu sık çıkışları köylüleri rahatsız eder.
 
Çünkü her evin bir kümesi vardı ve bu kümeslerde de tavuklar... 
 
Bir gün yine yerinden ayrılan yavru tilkinin dikkatini kümesteki tavuklar çeker.
 
Mehmetlerin kümesine iyice yaklaşan yavru tilki kümesten gelen seslere odaklanır ve kulaklarını dikerek tavukları izler. Hatta bir süre sonra kümesin kapısını zorlamaya başlar.
 
Bunu gören Mehmet’in babası, adeta deliye döner.
 
Kesin bir dille yavrunun yabana götürülüp bırakılmasını emreder.
 
Aksi halde bunu kendisinin yapacağını söyler.
 
Mehmet babasını ikna edemediği gibi, bu sinirli çıkıştan da nasibini fazlasıyla alır.
 
Araya annesini sokması da hiçbir işe yaramaz.
 
Hüküm verilmişti.
 
Karar kesindi, yavru tilki bu evden gidecekti.
 
Büyük bir hayal kırıklığıyla sabah yavru tilkiyi alan Mehmet soluğu kilometrelerce ötedeki yabanda alır.
 
Gözyaşlarına mani olamaz.
 
Yavru tilkiyi heybesinden çıkarıp dışarı salar.
 
“Hadi git artık” der.
 
Ama yavru onu bırakıp gitmek yerine, her seferinde Mehmet’in bacaklarına dolanarak ona sevgi gösterisinde bulunur.
 
Bu durum Mehmet’i daha çok üzer. 
 
Bir türlü yavru tilkiden ayrılamayan delikanlı, en sonunda onu oracıkta bırakarak hızla koşmaya başlar.
 
Birkaç yüz metre koştuktan sonra bir ağacın arkasına geçip saklanır.
 
Dönüp geriye baktığında gözlerine inanamaz.
 
Yavru tilki peşinden ağacın bulunduğu yere kadar gelmiş ve kulaklarını dikmiş öylece ona bakıyordu. 
 
“Ne olur gelme artık peşimden, git” dese de bunu başaramaz.
 
Sonra sıkça oynadıkları bir oyunu hatırlar ve bir sopa alarak hızla uzağa atar.
 
Yavru tilki sopayı geri getirmek için koşmaya başladığında, Mehmet de hızla bulunduğu yerden koşarak uzaklaşır. 
 
Bir tepelikte biraz soluklanır.
 
Bir umutla etrafa bakınır ama yavru tilkiyi göremez.
 
Belli ki, atlatmıştı onu.
 
Elleriyle yüzünü kapatıp sessizce ağlar…
 
Bir süre sonra yaptığına pişman olur ve dayanamayıp yavruyu bıraktığı yere geri döner.
 
Uzun uzadıya arasa da yavru tilkiyi bulamaz.
 
Üzgün ve sinirli bir şekilde gözyaşlarıyla evinin yolunu tutar…
 
Babamın anılarından…
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
YAVRU TİLKİ