07 Haziran 2017 Çarşamba, 3187 kişi okudu
YARASI OLMAYANIN AYIPLANDIĞI ZAMANLAR
Bütün ömrüm boyunca aradığımı bulduğumda 
Oturup ağlayacağım 
Bir deniz kıyısında. A.Behramoğlu
 
 
Hayatın hayı huyu içinde zaman o kadar hızlı akmış ki, akıntısının sertliğinden başımızı kaldırıp ıskaladıklarımızı, kapımızı çalanları, kaybettiklerimizi farkedememişiz.
 
Sıcak yuvalarımız, orada bizim için özenle hazırlanmış sofralar olmadığı gibi ‘’Sıkı giyin yoksa üşüteceksin’’ diyenimiz de olmadı. Birşeyleri kaybedince  ‘’Kaybettim dediklerin kurtulduklarındır belki’’, karşılıksız aşklarımızın bizi çöllerde susuz bıraktığı zamanlarda da ‘’ Bilmeyen ne bilsin seni gamlanma, gönülden anlamayana bağlanma’’ diyen birileri de olmadı yanımızda.
 
Yarası olmayan, acı çekmeyen, kaybetmeyenin ayıplandığı zamanlardı. Sevdanın dahi sevda olabilmesi için ulaşılmaz olması şarttı. Acın yoksa, yaralanmamışsan, terkedilmemişsen henüz olmamamışsın demekti.
 
Öte yandan dünyayı tanımaya çalışırken de fena halde acelemiz vardı. Tanımayı zorlaştıran önyargılarımız ve duygularımızda cabasıydı. Büyük adam olacaktık. Hem memleketin de beklemeye mecali yoktu. Lakin dünyanın sayısız doğrusu ve yanlışından, insanların bizzatihi yaşarken dahi göremeyebileceklerinden, işitemeyebileceklerinden ve anlayamayabileceklerinden vede zamanın kahpeliğinden bihaberdik.
 
Kader bizi yutmak için gökyünüzünü bir açıp bir kapıyordu. Dibimizde derin ve karanlık kuyular dururken, bazen bağıra bağıra sustuk bazen de hiç uyanmasak diye derin sularda derin derin uyuduk. Olmadı işte. Her defasında uyandık yeniden ve tavan arasında sakladığımız yasak kitapların kelimeleriyle fısıltılarla konuştuk.
 
Başka kentlere, bambaşka hayatlara gitmeliydik. Her kaybedilen, her bırakıp gidenden sonra, ruhumuzda o kadar büyük boşluklar oluşmuştu ki. Bu boşluklar ve artığı yalnızlıkların, karadelikler gibi bizi de yutacağından korkardık.
 
Senin damarlarında akan bütün azameti ile Fırat, benim ruhum ise asi Dicleydi. Daha o zamandan anlamıştım bu iki koca nehir gibi kol kola yörüyeceğimiz günlerin tekrar geleceğini ama bunun için  gidilecek uzun ve zor yollar, yeşertilecek gönüller, görülecek savaşlar ve yıkımlar  olduğunu.
 
Onların bilmedikleri, düşünemedikleri, farkında olmadıkları, belki de farkında olmak bile istemedikleri yollarda ne kadar da çocuk ve cesurduk. Hiç bir şüphemiz yoktu gittiğimiz yolun doğruluğundan. Tek korkumuz bir diğerimizin bir adım geride kalmasıydı. 
 
Şu zaman dediğimiz herze yok mu? Dünyayı, hayatlarımızı ve anlamlarını ne hale getirdi baksana. O değiştirmeyi umut ettiğimiz dünya, yaralarına merhem olacağımız insanlar bunlar mıydı? 
 
Ömrüm boyunca kayıp parçalarımı arar gibi arayıpta bulduğum kelimelerden bir döşek yaptım. İçimden söküpte atamadağım özlemleri yatırıp o çok isteyipte ulaşamadığımız hayallere dalmak için.  
 
Eyüp ÖZBAY
E-mail: eyup_ozbay@yahoo.com
Twitter: @ozbay_eyup
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
YARASI OLMAYANIN AYIPLANDIĞI ZAMANLAR