09 Nisan 2019 Salı, 374 kişi okudu
SEDAT YASAK
YAPRAKLAR SARARINCA 2
Geçen hafta “Yapraklar Sararınca” romanıma ait bir bölüm paylaşmıştım. Yazı, sizlerden ilgi görünce, devamını yazmak şart oldu. Çünkü çok sayıda okurdan bu anlamda ileti aldım. İlginize ve desteğinize tekrar teşekkür ediyorum. 
 
...Tayfur ve arkadaşının ellerinde hiçbir şey yoktu. Sustalıyı görünce telaş ve korkuyla birbirlerine baktılar. Onların amacı, Hüdayi’ye unutamayacakları bir ders verip, kahvede yaşananların da öcünü almaktı. Bu nedenle de kavga alanına silah, bıçak, sopa gibi gereçlerle gelmemişlerdi.
 
Hüdayi ise, gençlerin sustalıyı görünce yaşadıkları korkuyu fark etti. Bu durumu kendi lehine çevirmek istedi:
“İsterseniz bu rövanşı başka bir güne bırakalım, ha ne dersiniz?” diye sordu.
 
“Ne o korktun mu yoksa, kabadayı bozuntusu” diye alaycı bir çıkış yapan Tayfur’u:
 
“Hani sen gözünü budaktan sakınmazdın, ne oldu?” diyen sarışın arkadaşı izledi.
 
“Nerede kahvedeki kabadayı, nerede buradaki adam…
 
İnanabiliyor musun dostum, bu ikisinin aynı kişi olduğuna?” diye sordu Tayfur
“İnanmam” dedi sarışın arkadaşı alaycı bir tonla gülümseyerek.
 
Hüdayi, söylenenlere cevap vermedi. Dişlerini sıktı. Derin bir nefes aldı. Gözlerini ikiliye dikmiş ilk hamlenin yapılmasını bekliyordu artık. Çok geçmeden o ilk hamle de geldi.
 
Tayfur, arkadaşına bir göz işareti yaparak onu Hüdayi’nin arkasına gönderdi.
 
Hüdayi, bu hareketlenmeyi görünce gardını aldı. Bir Tayfur’a, bir sarışın arkadaşına yüzünü dönüyor, dikkatle rakiplerini kolluyor, adeta gözünü dahi kırmıyordu. Çünkü bir anlık dalgınlığı ona pahallıya mal olabilirdi. Bunu biliyordu.
 
Kavga kaçınılmazdı artık. Hüdayi ilk yumruğu atanın her zaman kazanacağına inanan biriydi. Bu nedenle de ilk hamleyi onlara bırakmayıp kendi yaptı. Artık ne olacaksa olsundu…
 
Tayfur’un üzerine elindeki sustalıyla atıldı. Tam bu sırada sarışın arkadaşı da arkadan Hüdayi’yi kollarıyla sımsıkı sardı ve onu etkisiz hale getirmeye çalıştı.
 
Tayfur, Hüdayi’nin bıçağı tuttuğu bileğini sıkıca kavrayarak boğuşmaya başladılar. Kendini sarışın adamın kollarından kurtaran Hüdayi, Tayfur’la birlikte yere düştüler. Bu sırada sarışın arkadaşı da yerde yuvarlanan Hüdayi’nin sağ eline sert tekmeler atmaya, bıçağı elinden düşürmeye çalıştı. Ama Hüdayi yediği darbelere rağmen bıçağı bırakmadı. 
 
Güç dengesi arasında gidip gelen bıçak, boğuşma esnasında Hüdayi’nin göbeğinin altındaki alanda saplı kaldı. 
 
Hüdayi’nin hırıltılı bir sesle yerde kaldığını gören Tayfur, şaşkınlıkla doğrulup ayağa kalktı. Arkadaşıyla birbirlerine baktılar korkuyla. 
 
“Ne yaptın oğlum” diye bağırdı arkadaşı.
“Ben bir şey yapmadım” dedi Tayfur.
Birkaç saniye yerde boylu boyunca uzanan, kan kaybeden ve can çekişen Hüdayi’yı izlediler çaresizce. Ne yapacaklarını bilemediler. Birkaç kez acıyla yutkundular, korkunun yerleştiği iri gözbebekleri yaşanan dehşetin izlerini taşıyordu.
Sonra Tayfur, sarışın arkadaşının koluna girerek birlikte alandan hızla koşarak uzaklaşmaya başladılar.
“Onu burada mı bırakacağız?” diye bağırdı ağlamaklı bir sesle arkadaşı.
“Yapacak bir şey yok. Kimse görmeden buradan bir an evvel gitmemiz gerek” dedi Tayfur, daha soğukkanlı bir tonla.
“Ama…” diye araya girmeye çalışan arkadaşının sözünü kesen Tayfur, bir başka gerçeği hatırlattı ona:
“Hayatının kalan kısmını dört duvar arasında mı geçirmek istiyorsun yoksa?”
Arkadaşı, başını “hayır” anlamında acıyla iki yana salladı.
 Yürü o zaman…” dedi Tayfur. Ardından devam etti:
“Kahveye gidelim… Buraya hiç gelmedik. Hüdayi’yle de hiç karşılaşmadık. Anlaşıldı mı?”
Arkadaşı ağlamaklı bir tonla “tamam” dedi ve ikili alandan hızla uzaklaşıp gözden kayboldular…
 
“Yapraklar Sararınca” Romanımdan…
 
Okuyucu Yorumları
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
YAPRAKLAR SARARINCA 2