06 Aralık 2019 Cuma, 965 kişi okudu
SEDAT YASAK
YA ÇIKARSA
Yılbaşı yaklaşıyor. Herkeste hummalı bir milli piyango telaşı var. Yine hayaller ve yine “ya çıkarsa” söylemleri ve ihtimalleriyle dalıp giden gözler…
 
Büyük ikramiyenin 80 milyon lira olarak belirlendiği yılbaşı özel çekilişinde; çeyrek, yarım ve tam biletlerle bu yıl toplamda 436 milyon lira ikramiye dağıtılacak. Henüz çekilişe üç haftalık bir zaman dilimi olmasına rağmen, biletlere yoğun bir talep var. Nasıl olmasın ki…
 
80 milyon liralık büyük ikramiyenin yanı sıra 1 adet 8 milyon lira, 10 adet 1 milyon lira, 30 adet 100 bin lira, 100 adet 10 bin lira ve 200 adet 5 bin liralık ikramiye dağıtılacak. 
 
Yılbaşı çekilişinde en büyüğü 80 milyon lira, en küçüğü ise 80 lira olmak üzere toplam 2 milyon 950 bin 905 adet ikramiye dağıtılacak. Kulağa ne kadar da hoş geliyor değil mi?
 
Tam bilet 80, yarım bilet 40, çeyrek bilet de 20 liradan satılacak. Her bütçeye de uygun hani…
 
Yılbaşı özel çekilişi için basılan biletlerin tamamının satış tutarı 800 milyon lira. Bu tutardan yaklaşık 121,3 milyon lira Katma Değer Vergisine, 67,8 milyon lira Şans Oyunları Vergisine ve 38,5 milyon lira kamu payına olmak üzere toplam 227,6 milyon lira hazineye aktarılacak.
 
Rakamlar dehşet verici… Buradan gelecek kaynağı bu nedenle devlet yok sayamadığı gibi, bilet alımına teşvik için de yazılı ve görsel medyayı bu iş için güçlü bir araç olarak kullanmaktan da çekinmiyor.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurum ise, olan biten karşısında her yıl olduğu gibi, sessizliğe gömülmüş durumda. Hak, hukuk, adalet, helal, haram diyerek vatandaşları uyarmayı ve bilgilendirmeyi elzem olarak gören bu manevi kurum, söz konusu milli piyango ve şans oyunları olunca üç maymunu oynamaya devam ediyor. Doğal olarak da inançlı halkın bu kuruma olan bağlılığı ve güvenilirliği de ciddi anlamda yara almış oluyor. Ne de olsa Kapitalizmin bir gereği bu durum…
Herkesten toplanan paraların sayılı birkaç kişiyi zengin etme girişimi devleti çok da ilgilendirmiyor aslında. O, buradan elde edeceği kaynağın kendine sağlayacağı avantajı hesap ediyor.
 
Mesela bir Cuma günü hutbede bir imamın “Milli piyango ve şans oyunlarının her türü haramdır ve tüm Müslümanlar bu haramlardan kendilerini sakınmalıdır” diyebileceğini düşünebiliyor musunuz?
 
Oysa bu dinin kuralları, helal ve haram sınırları çok nettir. Bu haram her mezhepte haram ve herkesin malumu iken, devlete ayrılacak kaynağı kesmemek için sessiz kalıp ortalıklarda görünmemek bir duruş olmadığı gibi, temsil edilen kurumun da halkın gözünde yara almasına neden olur ki, bu en tehlikeli olanıdır.
 
Sadece milli piyango da değil, şans oyunları, sayısal loto, iddia oyunları, at yarışları gibi hak edilmeden kazanmayı amaç edinen ve kısa yoldan zengin olmayı amaçlayan girişimleri devlet engellemediği gibi, bu girişimleri destekleyen atılımlara da imza atmayı devletin bir gereği olarak görmeye devam ediyor.
 
Sistem öylesine muntazam işliyor ki, reklamlar ve bilbortlarla konu canlı tutuluyor ve halkın hafızasında yer etmesi sağlanıyor. Hatta sinema ve televizyon sektörü bile, bu dalda yaptıkları tanıtım ve filmlerle vatandaşları bu girişime teşvik ediyor. O zaman bize söyleyecek fazla da bir şey kalmıyor. Ne diyor Kapitalizm: “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler…”
 
“Ya çıkarsa…” Bu ihtimalin varlığı bile yüzlerde tebessüm oluşturacak türden masum ve umut dolu değil mi? 
 
Siz de hayallerinizi ertelemeyin. Bakarsınız şans bir gün size de gülebilir… 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi