03 Nisan 2017 Pazartesi, 1669 kişi okudu
UMUT ÇİÇEKLERİ
Boynu bükük halde çare/siz gibiler…!
 
Uzun süredir kitap rafları küskün kendime.
 
Nice zamandır sohbet edemedim; beni anlayan, dinleyen ve her sıkıldığım da, şahsıma güzel sözler ikram eden o sağır ve dilsiz alem ile!
 
Kitaplardan bahsediyorum sizlere.
 
Saatlerce sessizce sohbet ettiğim o, sayfalar yumağından.
 
Bazen bir cinayet işlenirdi Agatha Cristy ve Sherlok Holmes’de.
 
İlk sayfa ile başlayan ipucu, sayfalar çoğaldıkça çeşitlenir ve son sayfa olayı çözümlerdi lakin, milyoner yarışmasına dahil olur gibi seçenekler halinde…
 
Dan Brown ile bu durum tarihi bir film setinde işlenirdi de, her sayfa ayrı bir heyecanı sunardı, kitabın başında nöbet tuttuğum o saatlerde.
 
Roskolnikow; cinayeti işledikten sonra, yaşadığı psikolojik azabı vicdanımla teneffüs ederdim, Suç ve Ceza’nın her sayfasına işlenen o hüzün mürekkebi ile…
 
17. asır ve sonrası neler olup bittiğini Klasikler’e göz gezdirdiğimde öğrendim.
 
Perde perde sahnelenen eserlere duygu seli katılır ve her paragraf o dünyanın yolcuları ile yol arkadaşlığı eylerdi beni, her biri ayrı bir seyyah olan, yazarların rehberliğinde.
 
Hikaye ve roman yazar eliyle işlense de, her satır kendi pencerem ile renklenir  ve hayal dünyam pembe umutlarla süslenirirdi.
 
Siyer okurken o günleri hisseder olurdum.
 
Kıtlığı, sefaleti ve Akabe Biatları’nı birlikte yaşar, hicrette yol arkdaşlığı yapardım, Medine Sözleşmesi öncesi sayfalara konuk olan herbir fert ile.
 
Hadis; Örnek İnsan’dan şahsıma yönelik ikinci el nasihat gibiydi.
 
Önce dinler sonra; “güzel bir söz veya, sanırım şu noktada bir eksiklik var, bu söz ile falanca şahıs kasdedilmiş olmalı ya da, yoo hayır! Ondan öyle bir söz gelmez bu söz mevzu gibi görünüyor” der ve diğer bahse geçerdim.
 
Tefsir ayrı bir tad idi benim içim, gecenin sessizliğine ait o bereketli saatlerde. Sessizliği teneffüs eden ruhum, ayetlerin açıklanması ile tıka basa doyardı adeta.
 
İnsanlara ait görüşleri okurken gördüklerimi, akıl kabıma doldurur ve mantık süzgecinden geçirir ardından, bu görüş isabetli şu ise değil gibi şeklindeki algıya bizzat kendim varırdım.
 
Tarih bir başkaydı benim için.
 
Yanlı kalmamak için kimi konuları farklı yazarlardan okur, mutabık konular bakış açımı oluştururken, kalan yerleri seyirciye joker hakkı olarak sunardım; o hoyrat gönlümce…
 
Bilim ayrı bir tad, Matematik ayrı bir kab, Edebiyat ise ilmek ilmek (d)okunması gerekli bir sanat idi benim için bir zamanlar, o gönlümü gezindirdiğim Hasbihal Bahçeleri’nde herbiri  sırdaşım ve yakın arkadaşım olan kitaplar ile…
 
Her kitap ayrı bir dünyanın anahtarı idi bir zamanlar benim dünyamda. Uyumadan önce okuduklarımı hatırlamaya çalışır, unuttuğum bir konu var ise üşenmeden  kalkar, o konuyu bulur ve olayı tamamlayarak rahat bir uykuya doğru geçerdim, göz kapaklarımı fani olan dünyaya kapamadan önce.
 
Şimdilerde ise heyhat! Diyecek kadar yorgunum artık.
 
Yaşlı Adam ve Deniz gibi…
 
Ruhum sürekli  su alan bir gemi gibi günün birinde alabora olacak.
 
Renkli dünyam siyah beyaz ekran karşısında sonunda suskun kalacak.
 
Güneş yine doğacak her yağmur sonrası gökkuşağı ufku bir uçtan diğer bir uca doğru yine uzanacak lakin, renklerini siyah beyaz şeklinde algıladıktan sonra, benim için bir anlamı olabilir mi acaba…?
 
Vesselam
 
Ftürkmen.
 
     
     
 
      
 
     
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
UMUT ÇİÇEKLERİ