07 Şubat 2018 Çarşamba, 678 kişi okudu
RAMAZAN DEMİR
Türkler İslamiyet’i Nasıl Kabul Etti-1
Bu konu, öyle sanıyorum ki, pek çok insanın merak ettiği konudur.
 
Öteden beri üzerinde çalıştığım bu konuya ait bazı bilgileri derleyip okuyucunun dikkatine sunmayı amaç edindim. Ve böylece bu yazı ortaya çıktı. 
 
Yazının kapsamını tam açmak için bir soru ile başlayalım;'İslamiyet’i ilk kabul eden Türk kimdir?' diye soralım. 
 
Detay bilgileri bir yana koyarsak, tek cümle ile verilecek cevap; "Karahanlı hükümdarı Satuk Buğra Handır." 
 
Bu girişin de detaylanması gerek.
***
Satuk Buğra Han Kimdir?
 
Satuk Buğra Han'ın İslam'ı kabul edişi, Türklerin İslamla tanışma bağlamında önemli bir gösterge olarak kabul edilir.
 
Çünkü, dinin tebliğini yapan peygamberin ölümünden yaklaşık 370 yıl sonra doğan bir isimden bahsedeceğiz, yani milâdi 902 yılında doğdu Satuk Buğra Han... 
 
Doğum yeri, bugün "Uygur Türklerin Yurdu" olan Doğu Türkistan'ın Kaşgar şehridir. 
 
Babası, Tengri Kadir Buğra Han'dır. 
 
Buhara şehrini kuşatıp fethetmek için yaptığı sefer sırasında babası vefat etti. 
 
Altı yaşlarında olan Satuk ile annesi, amcasının himayesinde büyüdü. 
 
Satuk'un tahta geçmesi için bir süre daha geçmesi gerekiyordu. 
 
Bu süreçte Harun Buğra Han'ın yönetiminde kaldı. 
 
Satuk, 23 yaşında, 924 yılında Karahanlı tahtına oturdu. 
 
Devletin başına geçen Satuk Buğra Han için yepyeni bir hayat başladı.
 
Büyük değişimlere girdi.
 
Öncü olarak kendisi İslam’ı kabul etti ve inancını şiddetle savunarak çevresine anlatmaya başladı. 
***
Bugün Çin zulmü altında olan Doğu Türkistan'da İslam'ın halk tarafından kabullenilip yayılmasına öncülük etti. 
 
İslam’ın Orta Asya’da yayılmasını sağlayan ilk Türk hükümdarıdır. 
 
Genç yaşta, 955 yılında Kaşgar'da vefat etti.
 
Orta Asya'da onun önderliğinde oluşan Müslüman bir toplum kaldı. 
 
Mezarı doğduğu şehir olan Kaşgar'dadır. 
 
Çin'in esareti altındaki Doğu Türkistan'da, Kaşgar kenti, “Yasak kent” ilan edildiği için Türkistanlılar Satuk Buğra Han’ın türbesini bile ziyaret edemiyorlar. 
***
2016 Mayıs ayında, Doğu Türkistan'a yapmayı planladığımız seyahat başkentte sekiz saat rehin tutulduktan sonra sınır dışı edilişimizi düşündükçe, buradaki Müslüman Türklerin nasıl bir zülüm altında olduğunu tahmin etmek hiç güç değildir. 
 
Seyahatimizin engellenmesi ile ilgili yazılı belge "Türk Yurdu" dergisinin internet sayısında ve Türk Ocağı Genel Merkezi net sayfasında yayınlandı.
***
İkinci soru da şöyledir:
 
Türkler İslamiyet’i kolay mı kabul ettiler?
 
Türklerin İslamiyet'i ‘ne kadar kolay ya da ne kadar zorlama ile kabul ettikleri’ hep tartışmalıdır. 
 
Bazı Türk illerine Arap işgal saldırıları karşısında büyük direnmeler oldu, çok sayıda can verildi, kan akıtıldı. 
 
Dini kabul etmelerin temelinde iki ana sebep olduğunu düşünmekteyiz. 
 
İlki, zorlama sonucu kalınan çaresizlik nedeniyle, geriye kalan omuz başındaki kelleyi kurtarmak için teslimiyet yoluyla kabul... 
 
Zaman geçtikçe nesiller değiştikçe din olarak İslam benimsenmiş ve toplum dinle bütünleşmiştir. 
 
Bir diğer sebep ise, İslam'ın gerçek söylemlerini Türk yaratılış ilkelerine, akli ve ruhi değerlerine uyumlu olduğu varsayıldığı için, soy genetiğinin de etkisiyle doğal inanışına yakın hissedip kolay kabullenmeleri suretiyle yapılan uyumluluk... 
 
İslam'ı kolay kabullenip uyumlu hale gelmelerinde Arap kültürünü çok sevdikleri için değildir. 
 
Türk kültürü ve gelenekleriyle Arap kültür ve gelenekleri uyumlu olduğu için de değildir kabullenmeleri... 
 
Günün şartları, liderin egemen güç sayılması ve sadakat duygusu, liderin kabullerini benimsemişlerdir.
 
Satuk Buğra’nın din kabulü bu bağlamda değerlendirilmelidir.
***
İslam-Arap Peygamber İlişkisi
 
Türkler ne Araplara karşı hayranlık duydular, ne de özelliklerine imrendiler.
 
Bir kısım Türklerin İslamiyet’i kolay kabullenmelerinin ana sebeplerinden biri, İslam’dan önce de Türklerin inanç sistemindeki doğaya olan saygıları, koruyuculuğu ve "Gök Tengri" inancı nedeniyle “Tek Tanrı” dinine inanıyor olmalarıdır. 
 
İslam dini ile "Gök Tengri" dini arasında en önemli benzerlik, ikisinin de tek tanrı inancına sahip olmalarıdır. 
 
Musevilik ve Hıristiyanlıktan sonra Arap yarımadasında insanlar için tebliğ edilen İslam, çağının en yenilikçi, en devrimci, en radikal ilkeli bir inanç sistemi idi. 
 
Olaya böyle bakıldığında, Türklerin benzer inanç sistemine sahip olmaları ve sürekli yenilik arayışında olmaları, hareket halinde yeniliklerin peşinde koşmaları nedeniyle İslam'ı kabullenme sürecini kolaylaştırmıştır.
 
Bu ve benzer çok sebeple insanların yaratılışına uyumlu inanç sisteminin kabulü sürpriz olmamıştır. 
***
Kolayca İslamı kabul etmeyen Türkler, Arapların zulmüne uğradılar. Çok kan akıttılar!
 
Arapların istilacılığı, ganimet soygunculuğuna dayalı işgal hareketleri salt dini yaymak asla değildir. Bu saldırlar sonucu çok fazla Türk hayatını kaybetmiştir. 
 
İpek yolu üzerindeki Turan coğrafyasına yapılan saldırıların ana sebebi, zenginliklerin soyulup ganimet elde etme amacıdır. 
 
Arap orduların soyup talan etme zihniyeti her zaman devam etmiştir.
 
Elde edilen ganimetlerin beşte birinin peygambere "hisse" olarak verilmesi çok şeyi akla getirmektedir.
***
Türk Osmanlı Değildir!
 
Türkler İslamiyet'i kendi arzularıyla kabul ettikleri yönündeki varsayımlar ve iddialar tamamen hayali olduğunu, aslında istemeyerek kabul etikleri genel kabul gören düşüncedir. 
 
Bazılarının çok sevdiği, adeta onlara kul köle olmaya özendikleri Arapların soygun, talan ve ganimet amacıyla işgal ettikleri Türk illerinde, en çok başvurdukları taciz, tecavüz ve sapkın baskıları nedeniyle fukara halk bu "din" ambalajlı soygun saldırılarını kabul etmek zorunda kalmışlardır. 
***
Politikacıların ağzında pelesenk olan "ecdadımız" dedikleri Osmanlının ne kadar "ecdat" olduğu da tartışmalıdır.
 
Tarihi belgeler gösteriyor ki; başlangıçta Osmanlı Türk'tür; fakat Fatih'ten sonra Türklükle bağı kopmuştur. 
 
Osmanlının kuruluş aşamasındaki temel unsurlar Oğuz boyundan gelen Türklerdir; bu doğrudur.
 
Nitekim bir Oğuz boyu olan "Kayı Boyu" Osmanlıyı oluşturan çekirdek kadrolardır, başlangıçta Türk'tür fakat sonradan oluşan Osmanlının Türklük ile alakası yoktur. 
 
Osmanlı bir ırk, bir soy değildir, bir ailedir. 
 
Türk Osmanlı değil, Osmanlı Türk değildir.
***
İstanbul'un fethinden sonra Türkler özellikle dışlanmıştır. İstanbul'un Türklerin kahramanca savaşmaları sonunda alınmış olması, hanedanlık ailesinin Türk soyu ile işi bitmiştir. Bu tarihten sonra Türklerden nefret hissi geliştirildi. 
 
Türk ve Türklük özünü koruyan, Anadolu halk kesiminde, özellikle dışarıdan göç almamış, hala yerli ahalinin oluşturduğu köylerde egemen olan kültür ve inanç sistemi "Şaman=Işımsn gelenekler" kaynaklıdır. 
***
İşin özeti, İslam Türklere zorla kabul ettirilmiştir ama özüne bağlı Türklerin eskiden beri yaşadıkları geleneklerine, alışkanlıklarına, inançlarına bağlı kaldıkları görülebilir. 
 
Özlü Türklerde egemen olan adet ve alışkanlıklar tam anlamıyla "insanlık" örneğini oluştururlar. 
***
Her şeyden önce insanlar arasında saygı ve sevgi temel değerdir.
 
Zorla kabul ettirilen "dinde" mürailikten başka bir değer görmek çok zordur.
 
Genellikle Tanrı ile kutsal kitapla, resul ile aldatmak öncelikli alışkanlık ve anlayıştır.
 
Çok az görülen dürüstlük ve insanlık değerleri işte bu Türk özlü gelenek ve kültürde vardır. Her şeyden önce Türklerde, doğaya saygı ve sevgi vardır.
 
Kadına saygı, çocuğa değer vardır.
 
Türk, ağaç kesmez, suyu kirletmez, çocuğa dokunmaz, kadını kutsal sayar...
***
Türkler Müslümanlığı kılıç zoruyla ve kirli Arap oyunlarıyla kabul ettiklerini belgeleriyle okumak isteyenler, peygamberden 300 sene sonra ortaya çıkıp rivayetlere dayanarak yazılan uydurma hadislere itibar etmeden, "hadis palavralarına" kanmadan, Bozkurt Güvenç tarafından kaleme alınan "Türk Kimliği" isimli eseri okumalarını önerebilirim.
Okuyucu Yorumları
Haberler
Türkler İslamiyet’i Nasıl Kabul Etti-1