07 Mayıs 2018 Pazartesi, 1010 kişi okudu
AKIN ERASLAN BALCI
TECRÜBEYE SAYGI
Çok şaşırtmaca vermek, çok merak uyandırmak için bin takla atmak, lafı dolandırıp söylemek meziyet değil.
 
Laf ebeliği. Samimi insan doğrudan söyler diyeceğini. Asıl ustalık sadelikte yatar. 
 
Usta sanatçı, usta zanaatkar işini öyle kolay ve rahat yapar ki, izlerken bu işin çok kolay olduğunu hemen kendimizin de yapıvereceğini sanırız.
 
Oysa yıllar süren sıkıntılı ve zor bir sürecin sonucunda tereyağından kıl çeker gibi işi kotarır hale gelmiştir.
 
Ressam bir fırça darbesiyle mükemmel bir dağ, birkaç renk oyunuyla kar ve yeşillik manzarasını konduruverir.
 
Yapmaya kalksanız asla onu tutturamazsınız.
 
Harç karan ustanın da, duvar ören ustanın da yaptığı dışarıdan basit gelir.
 
Ne kadar basit geliyorsa o kadar zordur.
 
Ne kadar kolay yapılıyorsa o kadar çok eğitim-tecrübe lazımdır. 
 
Eleştirmek de zor ve emek isteyen bir iş. Kahve ağzıyla, çarşı-pazar çığırtkanlığıyla eleştiri yapmak, mahalle kavgası yapar gibi ağzına geleni söylemek olmaz.
 
Bir kere ilk bakışta, ilk düşüncede, ilk ağzına geleni söylemede yanılgı payı büyük.
 
Bin kere yut, bir kere söyle.
Bir eseri meydana getiren veyahut bir nutku söyleyen mutlaka emek harcamıştır.
 
Kendini onun yerine koyamıyorsan ağzını bile açma.
 
Eleştirebilmek için biz o işin içinde olabilmeliyiz, o iş bizim içimizde olabilmeli.
 
Bir romanı eleştiriyorsan onu yaşamalısın.
 
Bir demirci ustasını eleştiriyorsan örsü-çekici tanımalı, yakıcı ateşi hissedebilmelisin.
 
Gerisi boş. 
 
Aylarca-yıllarca çaba gösterip, belki yüzlerce kez başarısızlığa düşüp yeni baştan başlanarak yaratılmış bir yapıt için “çat” diye bir yargıya varmak, ukalalığın daniskasıdır. 
 
Profesyonel olabilmek, gerekirse o işten geçinebilecek kadar başarılı olabileceğine inanmak lazım ki bol keseden atabilelim. Sırf aklına o anda geldi diye, çevreden öyle duydun diye güveni kötüye kullanamazsın.
 
Goethe yaşlanınca bir fırıncının kızıyla evlenmiş. Kız soylu olmadığından o devrin asilleri, ki hepsi de soyluluğa düşkündüler, Goethe’nin konağına ziyarete bile gitmemişler.
 
Ünlü yazarı yerden yere vurmuşlar. 
 
Bugün soyluluk diye bir şey kaldı mı?
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
TECRÜBEYE SAYGI