07 Ağustos 2018 Salı, 301 kişi okudu
HARUN ÖZDEMİR
Tayyib Gıda
Dinlerin, yaşam pratiklerine ilişkin en önemli konusu “helaller” ve “haramlar”dır. 
 
Kur’an; kırktan fazla ayette yiyecek ve içeceklerin helalliğini “tertemiz/tayyib”; haramlığını da “kirli/habis” olmalarına bağlar. 
 
İlk dönem alimleri, “rengi, tadı ve kokusu bozulmamış akan sular temizdir” demişler ve bu içtihatlara göre de yaşamışlar. 
 
Son yüzyıla kadar ulema Kur’an’daki “tahur” ile “tayyib” arasındaki farka dikkat etmeden her iki kelimeye de “temiz” anlamı vermişlerdir.  
 
Oysa tahûr… gözle görülür kabuktaki kiri giderilebilen temizliği, tayyib ise moleküler düzeydeki doğal temizliği anlatır. 
 
Konumuz kimyasal ve moleküler düzeydeki doğal/tayyib temizliktir.
 
Son yüzyılda biyolojik ve kimyasal kirlenme, havayı, suyu, toprağı ve canlı hayatı soyları ile tehdit eder boyutlarda artınca, eski bilgilerle yaşanamayacağı görüldü. 
 
Sanayileşmenin acımasız gerçekleri canlı hayatı tehdit ederken, sanki hiçbir şey değişmemiş gibi Medreseler, İlahiyatlar ve Diyanet gibi kurumlar, son yıllara kadar geçmiş içtihatları sorgulamadan tayyib ile tahur…u ayırt etmeden eskiyi tekrar etmeye devam ettiler. 
 
Yeni ulemadan bazıları eskiye itiraz etse de “doğrusu hangisi” diye bilimsel bir metin yazamadı.  
 
Dinî eğitim kurumları beklenen yeniliği yapamayınca devletler, halkın sağlığını üniversitelerin, hıfzıssıhha ve yetkili laboratuvarların raporlarına göre korumaya çalıştı. 
 
İki büyük savaşta yaşananlardan sonra dünya, temiz gıdanın ciddi bir “güvenlik” sorunu ve “biyolojik silah”la tanışınca da stratejik bir konu olduğunu gördü. 
 
Genetik ve kimyasal kirlilik, sanılandan çok daha büyük bir sorun! 
 
Kur’an, “TAYYİB (tertemiz) besinin helal” olduğunu en az kırk ayette ısrarla vurgulamış. 
 
Oysa Kur’an’ın indiği dönemde kimyasal kirlenme yoktu! 
 
Olsa bile çok azdı.  
 
Zehir saçan sentetik kimyasal gübreler henüz bilinmiyordu! 
 
GDO (genetiği değiştirilmiş)’lu tohumlar da keşfedilmemişti! 
 
Hayvanlar da kırlarda ve meralarda beslenirdi. 
 
Oysa; 
 
Günümüzde yoğun tüketilen ne kadar bakliyat, sebze ve meyve varsa tamamının genetiği ile oynanmış... 
 
Çokça tüketilen kümes hayvanları, besiye alınmış büyük, küçük etçil ve sütçül hayvanlar  ya GDO’lu yemlerle besleniyor ya da antibiyotik ve sentetik vitaminler gibi doğal olmayan takviyelerle aşırı şişmanlatılarak bol et ve süt verir hale getiriliyor. 
 
Henüz bütün koyun ve keçi ırkları tam olarak kirletilemedi, şükürler olsun; az da olsa temiz kalan büyük baş ırkı da var. Bulabilirseniz.  
 
Bu demektir ki, halka açık pazarlarda ve marketlerde satışa sunulan sebze, meyve, bakliyat ve her türlü et ve süt ürünleri insan sağlığını tehdit eden etkin biyolojik silah durumunda. 
 
Gerçek şu ki, halkın yiyebileceği besinlerin tamamı hem Kur’an’a, hem de bilimsel araştırmalara göre habis yani kirli. 
 
Yıkamakla temizlenemediği için de haram!  
 
Yenebilecek tertemiz yani tayyib gıda yoksa “zaruret” halinde domuz eti, akıtılmış kan ve leş nasıl geçici süre halel oluyorsa… 
 
GDO’lu ve kimyasallarla büyütülmüş besinler de tertemizi bulununcaya kadar geçici süre ve zorunluluktan helaldir (Bakara-173)!  
 
Kur’an besinlerin TAYYİB olmasında çok ısrarlı! 
 
Kur’an; sadece sebze, meyve ve bakliyatın üzerindeki toz, toprak ve çamurun temizliğinden söz etmiş olsaydı “TATHÎR edin” derdi. 
 
Ancak, öyle yazılmamış! 
 
Kur’an; bir besinin helal olmasını öğütlerken onun moleküler düzeyde de temiz olmasını istiyor.
 
Bu nedenle “temizlik sıfatı değişime uğramamış tertemiz besinler helaldir” anlamında TAYYİB  olanlar helaldir, demektedir. 
 
Biraz Arapça ile ilgilenenler anlayacaktır: 
 
Temizliğin “tayyib” ile anlatılmasının 1400 yıl önce bir anlamı yoktu. Çünkü mikrobiyoloji, sentetik kimyasallar ve genetikte değişiklik konuları bilinmiyordu.
 
Kimsenin bilmediği moleküler düzeydeki temizliği, en az kırk ayette ısrarla anlatmışsa, Kur’an’ın ancak “Allah’ın sözü” olduğunu gösterir. 
 
Kur’an’da “çok çok temiz olmalı” denirken bunun çağımızdaki anlamı, kimyasal kirlilikten arınmış, tohumu, gübresi ve ilacı doğal olan gıdalar helaldir” demektir. 
 
Helaller ve haramlar, sadece besinlerin değil… 
 
Solunan havanın… 
 
Ağız ve beden temizliğinde kullanılan kimyasalların…
 
Kozmetiklerin… 
 
Giysilerin… 
 
Raf ömrü uzatılmış besinlerin…
 
Her türlü keyif verici yiyecek ve içeceklerin… 
 
Konut ve işyerlerinde kullanılan yapı ve dekorasyon malzemelerinin…  
 
Yaşanan çevredeki toprağın, bitkilerin, ağaçların…  
 
Teknolojik ürünlerin… tertemiz / tayyib olması gerekir.
 
Çağımızın elzem konusu temizlik değil; her alanda “TERTEMİZLİK”tir. 
 
Bu konuya hiçbir kamu ve sivil girişim duyarsız kalamaz. 
 
Artık kimse helali göz kararı ile belirleyemez.
 
Çünkü tükettiğimiz sebzeler, meyveler, eti yenebilen hayvanlar fıkıh kitaplarında yazıldığı gibi değil. 
 
Hilkatte tebdil, tağyir ve tahribat ileri düzeyde. / Yaratılışta değişiklik, başkalaştırma ve bozulma ileri düzeyde. 
 
Günümüzde laboratuvarlarda test edilmemiş hiçbir besine helal denemez.
 
Mikrobiyoloji, kimya ve veterinerlik ilimlerinde nasibi olmayanların göz kararı ile helal demeleri hiçbir şekilde doğru değildir.
 
GDO’lu gıdalar, kimyasal ilaçlar, gübreler ve sentetik takviyelerin tamamı, bitki, hayvan ve insan türlerini ve ırklarını yok etmeye yönelik küresel bir tehdittir. 
 
Buna çare bulmak öncelikle Mü’minlerin görevidir. 
 
Tabii Mü’min kaldıysa! 
 
Şükürler olsun ki Hahamlar var! 
 
İlahiyat yanında iyi derecede mikrobiyoloji, veterinerlik veya gıda mühendisliği eğitimi alan, helal ve haramı mikro ölçekte test edebilen hahamların damgaladığı “koşerli” gıdalar şu an tek sığınağımız. 
 
Biz “Kahrolsun İsrail!”, “Pis Yahudiler!”, “Lanetliler!” demeye devam etsek de gerçek bu!  
 
*** 
Helal gıda konusundaki duyarlılıklarından dolayı Ovacık Belediye Başkanı Sayın Fatih Mehmet Maçoğlu’na ve çok değerli “Saklı Seçilmişler”in yazarı Sayın Soner Yalçın’a saygı ve teşekkürlerimi sunuyorum. 
 
NOT: 
Kitaplarıma ulaşmak isteyenler harunozdemir.com.tr ‘den ücretsiz yararlanabilirler. 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler