21 Nisan 2018 Cumartesi, 916 kişi okudu
TARİHTEKİ İLK RÜŞVET OLAYI
Yazının icadıyla kayıt altına alınan tarihi olaylar, arkeolojik çalışmalar neticesiyle gün yüzüne çıkmış ve çıkmaya devam etmektedir.
 
Arkeoloji ile Eskiçağ alanı arasında bir yakınlık bulunsa da arasındaki farklılıkları görmek icap eder.
 
Arkeoloji bilimi, malzemeyi gün yüzüne çıkarırken ve eskiçağ tarihçisi ise bu malzemeyi yorumlar, dönemsel çıkarımlarda bulunur. Sumerler yazıyı icat ettikten sonra özverili çalışmalarla geliştirdikleri alfabelerle sistematik olarak kayıt tutmaya başlamışlardır.
 
Her ne kadar yazının mucidi olarak bilinseler de, tarih yazıcılığı ne yazık ki gelişme gösterememiştir.
 
Gerek iktisadi, gerek hukuki, gerekse sosyal alanda yaşanan her türlü olayın kayıt altına aldığını ortaya çıkan tabletlerden öğrenmek mümkündür.
 
Bu tabletler bir bakıma asıllarının birer kopya niteliğini taşımaktadır.
 
Eğitimin artık bir ekol haline geldiği ve okulların açılarak yazılı eğitimin başladığı Sumerler ’de bir öğrencinin gün boyu yaşadıkları, kaygıları ve düşüncelerinin tabletlere yansıdığını görmekteyiz.
 
Bugünün öğrencilerinin kaygılarından farksız kaygılar yaşayan bu Sumerli öğrencinin başından geçenleri ve akabinde gelişen olayları anlatmaya gayret edeceğiz. 
 
Sumerliler ’de bir okul günü güneşin doğuşuyla başlar ve batışı ile sona ererdi.
 
Yine tabletlerden öğrendiğimiz bilgilere göre bu okullarda sıkı bir denetim ve otorite hâkimdir.
 
Okula geç kalmanın kimi zaman dayak ile sonuçlandığını görebilmekteyiz.
 
Bugün bir öğrencinin okulda yaşadıklarını eve gittiğinde anne ya da babasına anlatması gayet normal bir durumdur.
 
Öğrenci okulda göstermiş olduğu başarısını ailesine anlatır, ailesi gururlanır ve çocuklarını tebrik eder, çocuk da mutlu olurdu.
 
Bu durumun benzerinin Sumerliler’ de de olduğunu söylemekte yarar vardır.
 
Adı belli olmayan bir Sumer çocuğu okula gitmek için hazırlanmış ancak okula geç kalmıştır.
 
Devamdan sorumlu kişi neden kaldığını sormuş ve korku içinde olan bu çocuk ona saygı göstererek önünde eğilmiş, buna karşın geç kaldığı için dayak yemekten kurtulamamıştır.
 
Çocuğun elindeki ödev tabletini inceleyen baş üstat denilen kişi tarafından ödevini yanlış yaptığı için bir kez daha dayak yemiştir.
 
Dayak sadece bununla sınırlı kalmamış temizlikten sorumlu kişi de çocuğun üstü kirli diye dayak atmaktan geri durmamıştır. Gürültü yaptığı ve Sumerce konuşmadığı için de sorumlu kişilerden ayrıca yine dayak yemiştir. 
 
Bir okul günü boyunca dayak yiyen öğrenci, bu durumu babasına iletmiş ve babasından başöğretmene para vermesini ve kendisine karşı nazik olmasını istemiştir.
 
Aritmetikten bir süre serbest bırakmasını ve diğer öğrencilerden ayırmamasını da söylemiştir.
 
Çocuğunun söylediklerini kabul eden baba, başöğretmeni evine davet etmiş ve büyük bir koltuğa oturtulmuştur.
 
Bunun yanı sıra çocuk da öğretmenine saygı ile hizmet etmiştir.
 
Çocuk okulda öğrendiklerini öğretmeninin yanında anlatıyor, bir bakıma bilgili olduğunu göstermeye çalışıyordu.
 
Baba hizmetçilerine; masaya irda yağı getirmelerini, öğretmene elbise giydirmelerini, eline parayı vermelerini ve parmağına da bir yüzük takmalarını ister.
 
Yani rüşvet niteliği taşıyan hediyeler vermiştir. 
 
Öğretmen bu hediyeler karşısında öğrencisine dönüp şu sözleri söylemiştir:
 
Sana verdiğim eğitimi baştan sona aldın ve yazı sanatını tamamladın.
 
Bana para verip, onurlandırdığın için koruyucu melek Nidaba senin de koruyucu meleğin olsun.
 
Kalemin güzel yazı yazsın, çalışmaların yanlış olmasın! 
 
Arkadaşlarının önderi, öğrenciler arasında en yüksek olasın! Sen bir bilim adamısın!
 
Öğretmenin bu sözleri aslında rüşvete alan birinin aciziyetiyle söylenen sözlerdir. 
 
Sumerler ‘de çok önemli olan eğitim kurumları bu gibi rüşvet alan kişilerce karalanmaya neden olmuştur. 
 
Ancak bir kişinin aldığı rüşvetten ötürü Sumer eğitim kurumlarının kötü olduğunu söylemek de çok güçtür.
 
Bu bağlamda düşünüldüğünde günümüzde halen bu gibi vakalar devam etmekte ve ne yazık ki önüne geçilememektedir.
 
Rüşvetin yanı sıra benzer uygulamaların da yaşandığını söylemek mümkündür.
 
Özellikle liyakat sahibi olamayan kişilerin önemli konumlarda hayatlarını idame ettiriyor oluşları birer yara olarak kalmış ve kalmaya da devam etmektedir.
 
 
 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
TARİHTEKİ İLK RÜŞVET OLAYI