03 Ocak 2018 Çarşamba, 1265 kişi okudu
CEMAL GEÇ
TANIMAK VE TANIMLAMAK
Tanımak ve tanımlamak günlük hayatın içinde en çok yanıldığımız konuların başında gelir.
 
Tanımak da kolay değildir tanımlamakta.
 
Çok zaman insan tanımak istediği eşya, çevre, dost, arkadaş, tarih, din… vb. daha sayabileceğimiz yüzlerce konuda tanımayı tanımlama üzerinden öğrenmiştir dersek abartmış olmayız.
 
Tanımak anlayıp bilmeyi öncelerken tanımlamak rol vermek, imaj biçmek, ötekileştirmek, değer katmak şeklinde ortaya çıkmıştır.
 
Öyle görünüyor ki tanımanın önünde en ciddi engel olarak tanımlamak durmaktadır.
 
Tanımanın önündeki engele ön yargıda diyebiliriz.
 
Günümüz dünyasında ön yargıdan ya da tanımlamanın kuşatmadığı insan sayısı çok cüzi kalacağını düşünmekteyim. 
 
Hani şu çok konuşulan algı operasyonları nedir dersek ‘Algı operasyonları tanımlamanın alt yapısıdır.’ diyebiliriz bir şey hakkında karar vereceksen bilinçaltına yerleştirilen ilk şeydir.
 
İyi ve kötü bir insanı tanımak istediğimizde, tanımak istediğimiz insana ulaşmadan onu bize tanıtmak isteyenlerin tanımlarıyla karşı karşıya kalırız.
 
Onların bize tanımladığı kişiler için artık bizde yavaş yavaş onu tanımadan bizde ön yargılar oluşmakta ve artık onu tanıyormuş ayaklarına yatabilmekteyiz.
 
Tanımlama yapanların büyük kısmı tanımladığı kişiyi, eşyayı tarihi dini daha birçok konuyu tanımlarken kendi görüşleri veya kendi yaşadıkları üzerinden tanımlamaktadır.
 
Bugün için tanımlama yoluyla ulaştığımız birçok bilgiyi gelinen şartlarda yeniden tanıma ihtiyacı duymaktayız.
 
Bugün için bize tanımlanan din; Allah, peygamber kavramlarını bizler kaynağına giderek yeniden tanıyıp öğrenmek zorundayız. 
                                                      
Bugün bulundukları topraklardan ölümü göze alarak gayri Müslim,dediğimiz insanların ülkelerine adaletine veya daha iyi yaşamak uğruna giden insanların konumunu kim nasıl tanımlayacak?
 
Suyun üstünde yürüyen uçan kaçan her şeyi bilen keramet sahiplerinden neden ses çıkmaz?
 
Her yılbaşında ‘Onlara benzemeyin!’ vaizlerini verenler bunu nasıl tanımlamak isterler?
 
Yoksa kendileri onların din adamlarına çoktan mı benzediler acaba?
 
Sahile vuran cesetlerin tanımlamasını kim? nasıl yapacak. 
                                                               
Ülkemizde her zaman sorun edilmiş kadın olayı bizlere tanımlama yolu ile anlatılan ‘Kadın; şeytandır!’
 
Sözünün arkasında neyin olduğunu biz şeytanın çocukları olarak kadın anlayışımızı yeniden sorgulamalıyız.
 
Ülkemizde en çok ihmal edilmiş olan adalet kavramının kapitalist bir anlayışa nasıl kurban edildiğini yeniden düşünüp adalet kavramını yeniden tanımak zorunluluğumuz vardır.
 
Adalet kavramının erozyona bu kadar uğramasının tek nedeni harici emperyalizm değildir.
 
Her ülkede onların varlığı sınırlıdır. 
                                       
Ondan daha kötüsü doymak bilmeyen dâhili yerli emperyalizmdir.
 
Hiç şüphem yok sorgularımız artıkça doğrulara ulaşıp tanımamız daha kolay olacaktır.
 
Asıl sorun tanımak isterken bizlere tanıtma yapanların hatalarına bizlerde aynı şekilde bilerek veya bilmeyerek katılma ihtimalimiz var mıdır?
 
Tanıtmak yerine tanımlama hastalığımızdan, ön yargılarımızdan, tarafgirliğimizden kurtulabilecek miyiz?
 
Bakın tanımlama ve ön yargı için ne diyor ünlü bilim adamı: 
                              
"İnsanların ön yargılarını parçalamak, bir atomu parçalamaktan daha zordur."    (Albert Einstein)
 
Tanımlamasız bir hayat düşünmekte hayalidir.
 
Tek dileğimiz tanımlama yapacak kişilerin bağımsız adaletli ve işin ehli olmaları.
 
Not; EBMC Başkanı ve Yeni ufuk gazetesi sahibi Nafiz koca’ya geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
TANIMAK VE TANIMLAMAK