08 Haziran 2018 Cuma, 186 kişi okudu
HARUN ÖZDEMİR
Sözüm söz!
Tarımsal üretim mevsimliktir.
 
Üretimi artırmak için yıllar gerekmez.
 
İthal ettiğimiz tüm tarım ürünlerini ülke içinde üretmek istiyorsak bunun planlaması, üretimi ve tüketiciye sunulması bir yıldan az bir sürede gerçekleşir. 
 
Ananas gibi meyveleri saymazsak, Kraliçenin ülkesinde para peşinde koşmaktansa, işsizlikten bunalan 3 milyon vatan evladını yaklaşık 6-7 ay tarıma yönlendirdiğimizde hem işsizler iş bulacak hem de her yıl tarım ürünleri ithalatına harcadığımız 50 milyar TL (12 milyar dolar) Türkiye’de kalacaktır.
 
Bir yıl sonra 5 milyar TL de (yaklaşık 1 milyar dolar) hayvan ithalatına son verileceği için tasarruf edilecektir.
 
15 yıl boyunca endüstriyel ağaçlandırmaya harcanacak 15 milyar TL,kısa süre sonra ( 5 yıl) Türkiye’yi cennet vatana dönüştürecektir.
 
Türkiye’nin bitki ve hayvan çeşitliliği artacak, yazlar daha az sıcak, kışlar daha az soğuk olacaktır.
 
Ülke bol yağmur alacak. Havası ise dünyanın en temiz ülkelerinden biri olacaktır. 
 
Türkiye’nin her karış toprağı ya hayvancılıkta ya da tarımsal üretimde kullanılacaktır.
 
Geri kalan topraklarda ise endüstriyel ağaçlandırma yapılacaktır. 
 
Ağaçlandırmaya her yıl 15 milyar TL harcayan Türkiye, 15 yıl sonra dünyanın sayılı kereste zengini ülkelerinden biri olacaktır.
 
Harcadığı parayı fazlası ile geri alabilecektir. 
 
*** 
Gelelim hayvancılığa…
 
2017 sonu rakamlarına göre 23 devletten büyük ve küçükbaş hayvan ithalatı yapmışız.
 
23 devletten sadece biri Müslüman, o da Azerbaycan. 
 
Azerbaycan’dan ithal ettiğimiz hayvan sayısı 33 adet küçükbaş hayvandır! 
 
Hayvan ihraç ettiğimiz tek devlet var, o da Azerbaycan.
 
Azerbaycan’a yaptığımız ihracat ise sadece 133 adet küçükbaştır! 
 
En çok hayvan ithal ettiğimiz devlet ise Uruguay’dır. 
 
Uruguay “Ermenilere soy kırım yapıldı” iddiasını 1965’de parlamentosunda ilk onaylayan devlettir.
 
Bir defa ile yetinmeyen Uruguay 2004 ve 2005’de iki kez daha oylayıp toplamda üç kez kabul etmiştir.
 
Soykırım iddiasında rekor Uruguay’dadır. 
 
*** 
Ağaçlandırma, tarım, hayvancılık ve toprakların ıslahında çalışan 3 milyon işsize yılda 72 milyar TL ödediğimizde “yolsuzluk, israf ve çok gereksiz ithalatlara harcadığımız yıllık 250 milyar TL”den düşersek geriye vaatleri gerçekleştirmek için 178 milyar TL kalmaktadır.
 
(Bir yılın bitiminde tarımsal ve hayvansal üretim artacağından 55 milyar TL’nin ekonomiye geri döneceğini göz ardı etmeyelim. )
*** 
İşçi, memur ve Bağ-Kur emeklisi ayrımı yapmadan 12 milyon emekliye yılda iki kez 1.000 + 1.000 TL ikramiye verildiğinde bunun maliyeti 24 milyar TL yapar. 
 
178 Milyar TL’den geriye kaldı 154 milyar TL. 
 
*** 
5 milyon asgari ücretliye ayda 750 TL vergi ve sigorta desteği verildiğinde bunun da yıllık maliyeti 45 Milyar TL yapmaktadır. 
154 milyar TL’den çıkarıldığında geriye 109 Milyar TL kalmaktadır. 
 
Sanayi ürünleri ithalatını azaltmak için yılda 109 Milyar TL destek verilebilirse yıl bitmeden 109 Miyar TL’den daha fazlası ekonomiye geri dönecektir. 
 
Sanayi üretimine 109 Milyar TL destek verildiğinde yılda en az 1 milyon nitelikli işsiz iş bulabilecektir ki gerçek büyüme ve gerçek refah ancak bu tür yatırımlar ve desteklerle mümkün olabilir. 
 
Görüldüğü gibirüşvet, yolsuzluk ve israfa son veren bir iktidar,herhangi bir borçlanma yapmadan halkın ekonomisinde önemli bir rahatlama yapması mümkündür. 
 
*** 
Esnaf ve sanatkâra, küçük işletmelere vadeliden desteklere gelince..
 
İç piyasaya yılda ek olarak 250 milyar TL kaynak kullandıran bir ekonominin yaratacağı canlanmadan en çok esnaf, sanatkâr, küçük ve ortaboy işletmeler yararlanacaktır. 
 
Satın alma gücü artan yurttaşlar, kazandıklarını ülke içinde harcayacaklarından ekonomik canlanma hem refahı artıracak hem de enflasyonu düşürecektir. 
*** 
Ekstra gelir kaynaklarına gelince… 
 
2003’de başlayan operasyonlar sonucu Cem Uzan ailesine ait şirketlere el konularak o zamanki değeriyle iki yılda yaklaşık 10 milyar TL elde edilmişti. 
 
Sıra geldi her dönemin yarattığı yeni Cem Uzan’lara.
 
2002’den 2018’e kadar adil olmayan yöntemlerle kazanılmış servetler var.
 
Türkiye ya “Adalet!” deyip bu zenginlere başvuracak ya da “Kraliçenin ülkesine siyasi tavizler verip dış borç alacak!” 
Faturayı da vatandaş ödeyecek! 
 
Türk, Türk’e acımamış, yıllarca devletin vergi gelirlerini, yetmediği yerde aldığı dış borçları havada tavada adil olmayan yöntemlerle harcamışsa, bundan böyle tavizin kralını almadan, artık kimse Türkiye’ye borç vermez.
 
Ben derim ki acı reçeteye hiç gerek yok!  
 
Önce iktidara gelenler, sonra da iktidara oy verenler köşeyi dönmeyi unutsunlar. 
 
Temiz olsunlar!
 
Temizlik de yetmiyorsa tertemiz olsunlar!
 
Sonra da 2053’e kadar Türkiye’yi yönetsinler!
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Sözüm söz!