11 Eylül 2019 Çarşamba, 997 kişi okudu
Yücel Can
SÖZ OLA
Tarihin yazdıkları, tarihe yazılanlar, tarih yazanlar, tarihe yön verilenler; ölüm sonrası geride bırakılan eserlerle unutulmayanlar, geride hoş bir sada bırakanlar olduğu gibi tarihin not düşmediği, tarihin yazmadığı, hatta fark etmedikleri bile vardır.
 
Tarihe kötülükle yazılanlar elbette silsile olarak kötülüğü yaşatarak İblis’i şeytan olarak yaşatırlar.Biz tarihin canlı hafızasındaki iyi, doğru, güzel üzerinde hasbihal edelim.
 
Tarih yaşanmış olayları yer, zaman bildirerek olayları sebep ve sonuç çerçevesinde tarafsız olarak ele alan bilim dalı olup tarihin alt dalları da vardır. Tarihin yorumları ve önemi daha çok sonraki dönemleri içerir.
 
 Yaşanılan hadisi, olay, olguları tarih yazar, ya da bu durum tarihe yazılır. Buluş, kalem, kılıç genel anlamda tarihe şekil verir. Bir anlamda bu üç bazen birbirinden ayrıldığı gibi bazen de ayrılmadan bu öğeler bir arada da olabilir. Yakın tarihten uzak tarihe doğru bunu sıralamak mümkün. Galiba Fatih Sultan Mehmet bu anlamda güzel bir örnektir.
 
Kılıç-silah tarihe yön verdiği gibi sadece kılıç ve silahın yön vermekte etkili olmadığı, ya da yanlışlara sebep olduğu da doğrudur. Bu arada sadece kalemin tek başına yeterli olmayıp kılıç olmadan eğitimin tek başına yeterli olmadığı yönündeki tartışmalar da söz konusudur.
 
Bu öğelerin arasında mutabık kalınan ortak bir nokta, eser de söz- kelam ve bunu destekleyen ifadeler ile bunların müzik aletleri ile de bazen daha anlamlı hale gelmesidir. Bu konuda yakın tarihin unutmadığı en önemli isimler Mevlana ve Yunus’tur. Öyle ki ölüm bunları öldürmez ve zaman da ekşitmez.
 
Aslında tarihin koca çınarlarına da haksızlık yapmamak lazım. Mesela kim Merhum Akif’i görmezlikten gelebilir, kim Akif’e ölü diyebilir? Akif’i yok saymak İstiklal Marşını, Safahat içerisindeki hakikatleri inkardır. 
 
Söz anlatmadır, anlamadır. Tarihe yön verenler, tarih yazanlar, tarihe yazılanlar geride bırakmış sözleri ile ölümsüz eserle yaşarlar. Güzel sözler, anlamlı ifadeler, hikmetli sözler kime ait olduğunu gösterdiği gibi topluma mal olmuş sözler de anonim olarak belirtilir.
 
Bu anlamda Sevgiler Sevgilisi Hz. Muhammed sav güzel bir söz sadakadır buyurmaktadır.Yunus’unsöz ola kese savaşı söz ola bitire başı, Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir sözü ölümsüzdür.  Bedenen ölse bile Mevlana, Yunus, Merhum Akif yıllara inat geride bıraktıkları eserleri ile ölümsüzdür. 
 
Şu fani, aciz, garip, sadece Rabb’ine kul olmaya çalışan Kalem hasbi bir şekilde minnetsiz bir hayatta ta liseli yıllarda sloganvari sözünü bir kez daha nefse hatırlatmakta, tekrarda fayda vardır. Zira birçok kişi öldü, Kalem yaş aldı ama o sözlerdeki hakikat hala yaşıyor ve yaşayacak da. Hiç kimse yalnız birkaç yıl yaşamakla ihtiyarlamaz. İnsanları yaşlandıran, ideallerinin yok olmasıdır. Yıllar cildi buruşturabilir, fakat heyecanların, fikirlerin feda edilmesi ruhu buruşturur. Üzüntü, kuşku, korku, maneviyatsızlık, kendine güvensizlik ve yeis; bütün bunlar başları eğen ve ilerleyen ruhu tekrar gerisin geriye götüren çok uzun yıllardır.
 
Geride bırakılan ölümsüz eser olan söz odur ki benlikten öte olsun, söz hayra vesile olsun ve o söz menfaate dayalı olmasın. İşte beden ölse de Dili Can yaşayacak ve gönül ikliminde hayırla yad edilecek sözlerden bazı potpuriler.
 
Bir canlı var ki diğer canlıların, alemlerin, kainatın halifesi, yaratılanların emrine verildiği ve Allah’ın muhatabı olan insan, adem, kişi, şahıs… Velhasıl yaratılanların en şereflisi, Allah-u Teala’nın kainattaki muhatabı…Diğer bir yüzüyle de insan, meleklerden bile üstün sıfatları alabiliyorken diğer bir vecihle de esfeli safilin denilen en alçak seviyenin de talibi ve misalidir insan.
 
Bir davaya karşılıksız olarak, makam, mevki, menfaat beklemeden hizmet eden insanların sayısı sayılıdır.
 
Maddi ve manevi hiçbir çıkar, rant, ihale, bedel, değişik dünya makamları, görevleri almadan, karşılıksız bir şekilde mücadele eden; üstelik bu hali ile hedef haline gelerek bir noktada cezalandırılan ama zemin ve şartlara karşı da değişmeyen, hassasiyetleri ve hasletleri olan kişi en az bir o kadar davasına sadık, samimi ve vefalı olan Candır. 
 
İnsan her an, her şeyi yapabilir, insandan her şey beklenebilir sözü tecrübe ve hakikat ise başına sadece “her” ifadesini koymamak gerekir.
Her gelen gün yakındır ama yarın çok geç olabilir. Ama randevu ve planlarımız arasında nedense ölüm hiç hesaba katılmıyor.
Bazıları paraları kadar, bazıları makamları kadar, bazıları güçleri ve nüfuzları kadar adamdır. Bazıları da bunları maksat için değil araç için kullanırlar. Asıl hüner doğduğundan beri adam olup adam kalabilmek ve öldüğünde de adam gibi hatırlamaktır. Dili Can
Bize BUKALEMUN gibi değil; Kalem gibi adam,
 
Bize hesabi ve hesaplı adam değil hasbi, samimi, sadık, vefakar adam,
 
Bize makama, rakama önem veren değil; şekilden öte adam gibi adam...yol arkadaşı, dost, can, ciğer, kardaş olan lazım ki anlık, günlük olmasın. Her iki cihan için olsun...
 
Başta idareciler, hakimler, adaletle uğraşanlar olmak üzere bütün saldırı ve yalnızlıklara karşı Hz. Muhammed sav Peygamber olacağını haykıran Bahira'yı, kendisine sığınan sınırlı Müslümanı koruyan Habeşistan Kralı Necaşi'yi, Fırat Kenarında bir kurda yem olacak kuzudan kendini mesul tutan ve et yemedik kimse kalmadan kendine eti haram kılan Hz. Ömer'I, Fatih Sultan Mehmet Han'ı ve O Zatı yargılayan Kadı Hakim Hızır Çelebi'yi çok ama çok iyi okunmalıdır. 
 
Ve Kalem ölümsüzlüğüne ölümsüz bir nida ile şöyle seslenerek hakikati de bir noktada işaret ediyor. Güneş bin bir yönüyleörnektir. Güneşe de yön veren bir Allah vardır. Onuda bizi de idare eden bir Rab vardır. YalnızBir …
 
O’na güven, O’ndan iste, O’na dayan:On’a dön, O’ndan um, O’nu bil, O’nu gör:O’na güven, O’na sarıl, O’nu çağır, O’na havale et, O’nu Vekil ve Kefil tayin et, yalnız Onu dost bil…. 
Madem O var….
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi