616 kişi okudu
Metni Küçült Metni Büyüt Reset
ÖYP'Lİ ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİ, SIKINTILI SÜREÇTEN UZAKLAŞTIRILIP, AKADEMİK ÇALIŞMALARA YÖNLENDİRİLMELİ
ÖYPLİ ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİ SIKINTILI SÜREÇTEN UZAKLAŞTIRILIP AKADEMİK ÇALIŞMALARA YÖNLENDİRİLMELİ
Öğretim üyesi yetiştirme programı, öğretim üyesi ihtiyacı olan diğer yükseköğretim kurumlarının araştırma görevlilerine, talep edilen alanlarda akademik olarak daha yetkin üniversitelerde lisansüstü eğitim yaptırarak öğretim üyesi olarak yetiştirmeleri amacıyla 23 Mart 2010 tarihli YÖK yürütme kurulunun kararıyla başlatılmıştır.
 
Yeni kurulan üniversitelerde, öğretim elemanlarının sayıca yetersizliği önemli bir sorundur. Yükseköğretimimizin önündeki en büyük zorluk, yükseköğrenimin niceliksel büyümesine paralel olarak yeterli sayıda ve uluslararası ölçütleri karşılayan nitelikte öğretim üyesinin yetiştirilmemesidir. Bilim insanı yetiştirme ve ortak araştırma etkinliklerinde bulunma konusunda üniversiteler arasındaki iş birliğini artırma faaliyetleri ile gelişmiş üniversitelerin bilgi birikimi ve deneyimlerinden diğer üniversitelerin de yararlandırılmasının öğretim üyesi yetiştirme süreçlerine olumlu katkısı, Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı deneyiminde tecrübe edilmiştir.
 
ÖYP’nin tamamen kaldırılması nasıl hatalı bir karar ise; 674 sayılı olağanüstü hal kapsamında bazı düzenlemeler yapılması hakkında kanun hükmünde kararnamenin 49 maddesinde, Öğretim üyesi yetiştirme programı kapsamında 33/a olarak belirlenen statünün 50/d’
 
ye dönüştürülmesi de hatalı bir karardır. Programın aksayan yönlerinin düzenlenerek yeniden yürürlüğe konulması yerinde olacaktır.
 
674 sayılı olağanüstü hal kapsamında bazı düzenlemeler yapılması hakkında kanun hükmünde kararnamenin 49 maddesinde, Öğretim üyesi yetiştirme programı kapsamında 33/a olarak belirlenen statünün 50/d’ ye dönüştürülmesiyle binlerce akademisyen ciddi anlamda bir hak kaybına uğramışlardır. 33/a statüsündeki araştırma görevlilerinin, doktora öğrenimlerinin bitiminde kendi üniversitelerinde veya bir başka üniversitede yardımcı doçent kadrosu buluncaya kadar, bulundukları üniversitelerde araştırma görevlisi doktor olarak çalışabildiğini, yapılan bu yeni düzenlemeyle, araştırma görevlileri, 50/d’ye dönüştürülmeleri doktoralarının bitiminde üniversiteleriyle iş ilişkilerinin sonlandırılması anlamına gelmektedir
 
Burada yine önemli olan husus şu ki; ÖYP’ye başvuru yapan kişi, 50 d şartlarına göre değil de, 33 a şartlarına göre tercihini yapmıştı. Gelecek kaygısı duymadan tercihini yapmıştı. Gelinen bu noktada, insanlar yüzüstü bırakılmakta ve çok büyük mağduriyetler yaşanmaktadır.
 
Bu işin insani boyutu kadar mali boyutu ve akademik çalışma boyutu da oldukça önemli ve gözden kaçırılmaması gereken bir husustur. ÖYP’lilere yapacakları çalışmalar için aktarılmış bütçe kaynakları ve bunların kullanımına bağlı, göz ardı edilemez bir emek, alın teri vardır. Gelinen noktada kamu kaynakları, akademik çalışmalar ve emekler heba olacaktır.
 
Unutulmaması gereken diğer bir husus ise, ileride OHAL kalktıktan sonra, mağdur olan bu kesim, haklarını arama noktasında mahkemelere başvuracaklar ve elde edecekleri kazanımlar, maalesef maddi açıdan devletimize; sistem karmaşası açısından YÖK’e ve üniversitelere yük teşkil edecektir.
 
15 Temmuz ihanetinden sonra, OHAL kapsamında KHK ile alınan bu karar zihinlerde soru işaretleri bırakmakta ve bu insanlar töhmet altında kalarak, geçmiş çalışmalarını ve gelecek hayallerini tamamen kaybetme noktasına gelmektedirler. Oysaki rakamlara baktığımızda, tüm meslek grupları içerisinde en az ihraç oranı ÖYP’lilerde görülmektedir. İhraç edilen 3.850 akademisyenden sadece 159’u ÖYP’lidir.
 
Adaletsiz ve hukuksuz kararlar, üniversitelerin bilimsel bilgi üretimini güçlendirecek genç ve dinamik zihinlerin, üniversite ve akademisyenlik mesleği dışında kariyer tercihinde bulunmalarına neden olmaktadır. Araştırma, geliştirme ve bilgi üretme yeterliliğine sahip çok sayıda gencin üniversiteler yerine diğer kamu kurumlarında çalışmak istemeyi seçmelerinin en büyük sebebi, mali imkânlardaki eşitsizlikten ziyade objektif olmayan akademik kariyer süreci ve iş güvencesi yokluğudur.
 
Eğitim Bir Sen olarak, YÖK Başkanlığı’nın, ÖYP konusunu paydaşları ile birlikte yeniden değerlendirmesini; yine YÖK’ün, 82444403-299/2840 sıra sayılı genelgesiyle yetkiyi kendilerinde bırakan, üniversite rektörlerinin de, 50 d’den, 33 a’ya geçişleri müspet bir şekilde değerlendireceklerini umuyor ve talep ediyoruz.
 
Haluk ARAS
Eğitim Bir Sen Elazığ 2 Nolu Şube Başkanı
09 Aralık 2017 Cumartesi, 16:55
616 kişi okudu
Okuyucu Yorumları
Haberler
ÖYPLİ ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİ SIKINTILI SÜREÇTEN UZAKLAŞTIRILIP AKADEMİK ÇALIŞMALARA YÖNLENDİRİLMELİ