28 Kasım 2017 Salı, 1133 kişi okudu
ONLAR MUMLARA DEĞİL ÜŞÜYEN ELLERİNE ÜFLERLER
Hep imrenmişimdir, her hafta bir köşe yazısı yazan ve hatta bunu da geçtik, ayrı ayrı gazetelere yazılar gönderen yazar dostlarıma…
 
Bu kadar konuyu bulmak, araştırmak, harmanlamak, doğaçlamak…
 
Ben de bu konuda sorumluluk duyarak, kendim ve kendim gibilere mütercim olmak istiyorum doğrusu. 
 
Elbette güzel düşünceleri olan ve her biri yürüyen bir kütüphane olan değerli dostlarım var ama onlar benim kadar şanslı değiller doğrusu. 
 
Çünkü benim yazıya döktüğüm düşüncelerimi gazetesinde yayımlanmasına imkan veren şehrimizin aykırı sesi Nafiz Koca var...
 
Konular üzerine her şekilde beni ve düşüncelerimi büyük bir mütevazılıkla, önemseyerek dinleyen, tartışan değerli dostum İhsan Tarakçı var.
 
Bana göre Elazığlı olması ve Elazığ’da ikamet etmesi şehrimiz için büyük bir şans olan, İstanbul’da bir çok gazetede röportajlar veren, köşeler yazan şehrimizin donanımlı ender insanlarından biri olan Özkan Özgür var...
 
Eğitimli dostlarım var. 
 
Güzel bir işim, değerli yöneticilerim var. 
 
Ya benim kadar şanslı olmayanlar?
 
Lütfen ismini sıralamadığım değerli dostlarım bana gönül koymasınlar.
 
Sizlerle de çok mutluyum çünkü. 
 
Ben böyle bu isimleri sıralar giderim aslında ama az sonra ilerleyen satırlarda irdelemek istediğim konuya gelmek istiyorum. 
 
Milyonlarca konu var olmasına rağmen konu bulamıyorum demiştim. 
 
Aslında dikkatimizi dağıtan televizyon, akıllı telefon gibi araçlardan uzaklaşıp, şehri koklayıp izleyince ele alınması gereken o kadar çok konu olduğunu görüyoruz ki, aklımız şaşıyor. 
 
Maalesef diziler, Sosyal Medya bağımlılığı bizleri düşünmekten alıkoyuyor. 
 
Evet sevgili okur.
 
Ben çok şanslıyım, sen de çok şanslısın emin ol. 
 
Ailen göç etmedi...
 
Savaştan kaçmadı… 
 
Dar gelirli ve göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Dünya’ya gelmedin…
 
En azından bunları tahmin edebiliyorum. 
 
Çünkü hali hazırda internet üzeri yayın yapan bir gazetede yazıyorum. 
 
Beni okuyabiliyorsan, şanslısın. 
 
Sakın beni yanlış anlama beni okuduğun için değil, okumaya vakit ayırabildiğin için, internet kotan olduğu için şanslısın.
 
Ne bileyim işte gerisini senin hayal dünyana bırakıyorum. 
 
Sokak çocukları her zaman bizleri rahatsız etmiştir. 
 
Kimimiz kınamış, kimimiz merhamet edip bir lira ile içimizdeki merhamet duygusunu az buçuk hafifletmiş ve vicdanımızı rahatlatmışızdır. 
 
İlk önceleri çoğunlukla kız erkek karışık guruplar görürüz. 
 
Sonrasında büyük ihtimalle kız çocuklarının içlerinden sessizce fuhuş sektörüne çekildiğini içimiz sızlayarak duymuş, dinlemişizdir!
 
Erkek çocukları da kimi terör örgütlerince kullanılmak üzere kamplara götürülüyor kalan bir kitle ise tinerci, hırsız gibi ifadelerle yaftaladığımız ve bizim çocuklarımızı tehdit eden bir unsur olarak sokaklarda boy gösteriyorlar.
 
Sistem değişmiyor…
 
Yeni yeni çocuklar…
 
Sürekli bu döngü devam ediyor. 
 
Bu arada çocukların karşılaştığı tek görevli polis...
 
Polis başıboş bulduğu bu çocukları varsa eğer, ailesine yoksa Sosyal Hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu’na teslim ediyor. 
 
Bütün bunlar denenmiş olduğundan bir çözüm ifade etmiyor. 
 
Sonuç mu? 
 
Çocuk gene sokağa dönüyor.
 
Eğitim yok, temizlik yok, her daim toplumda risk taşıyan unsurlara hizmet etme adayı çocuklar… 
 
Bir lira verip onu sokakta sömürenlere hizmet mi etsek, yoksa onlar için bir hareket mi başlatsak?
 
Bu konuda buradan bir ışık yaksak, Belediyeler, STK’lar bu yazıyı önemseyip, harekete geçseler fenamı olur? 
 
Hiç de fena olmaz değerli okurum.
 
Ne diyelim. Ya nasip..
 
Malum; mevsim kış…
 
Aç ve üşüyen çocuklar…
 
Bizim çocuklarımız ne kadar şanslı değil mi? 
 
İşte bu yüzden diyorum ki; İyi ki doğdun denmez, sokaktaki çocuklara…
 
Çünkü onlar muma değil, ellerine üflerler…
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
ONLAR MUMLARA DEĞİL ÜŞÜYEN ELLERİNE ÜFLERLER