10 Eylül 2019 Salı, 152 kişi okudu
Murat Bilgin
OKULLAR AÇILIRKEN
Bir gazetemizin birinci sayfasının üst köşesini yıllarca süsleyen anonim bir sözle başlayalım: “Her gün dünya yeniden kurulur, her gün taze bir başlangıçtır.”
 
Okuyucularımızın dini, dili, inancı, yaşayış tarzı ne olursa olsun saygıya layıktırlar. Zira öğrencilerimizin nasıl eğitilmesi gerektiğini bilen, hamdolsun her alanda yetişmiş rehber öğretmenlerimiz vardır. Hatta insanlığa ışık tutacak dünya dillerine çevrilmiş nice eserlerimiz de vardır. Elbette ki gelişmiş ülkelerde, gelişmekte olan ülkelere veya geri kalmış ülkelere göre eğitime verilen kıymet çok farklılık gösterir. Her milletin kendi dünya görüşüne göre okumanın kıymetini anlatacak ilim adamları ve saygın yol göstericileri vardır.
 
İnanç olarak ilme bakışımıza bir göz atalım. Alak Suresi 96/1-5. Ayet-i Celilelerde RAB’BİM “Yaratan RAB’BİN adı ile oku” buyurarak özellikle yaratma sıfatına vurgu yapılmıştır. Çünkü iman ve inanç sorumluluk yüklemektedir. Ve yine Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) ilim yani okumak hakkında şöyle buyurur: “Dünyayı istiyorsan ilme çalış, ahreti istiyorsan ilime çalış, dünyayı ve ahreti istiyorsan ilime çalış.” Bu hadis-i şerifin yorumundan kitap yazılır. Yine Efendimiz (s.a.v.): “İlmi beşikten mezara kadar talep ediniz”. Ve yine Efendimizin ilim eğitiminde geçen Hz. Ali (r.a.) için şöyle buyuruyor: “Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır”. İlimle alakalı onlarca hadis-i şerif mevcuttur. Bu methiyeye mazhar olan Hz. Ali de şöyle buyurur: “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum”. Tabi ki burada anlatılmak istenen alfabeyi öğrenmenin çok ötesindeki ilimlerden bir harf öğretendir anlayana. Yoksa a-b-c ilmin ilk adımı olduğundan bütün ilimleri öğrenmek için çok mühimdir. Okumanın, ilmin mahiyetini ve ehemmiyetini ayet, hadis ve Hz. Ali’nin vecizesiyle anlatmaya çalıştık.
 
Sayın okuyucularım; çocuklarımız 3 türlü eğitim ile iç içedirler. 1-Aile, 2-Sokak, 3-Okul. Sondan başlayalım. Milletlerin; huzuru, refahı, kalkınması için olmazsa olmazıdır. Günümüzde anaokulunda başlayan eğitimle; yavrularımızı geleceğe hazırlama, töre, terbiye, büyüklere saygı ve sevgi, arkadaş ilişkileri, yardımlaşma, aciz insan ve hayvanlara yardım, devlet malını koruma başta olmak üzere tedricen bunları kavrama ve sorumluluk yüklenme bilinci verilmelidir. Diğer konular alanımızın dışında olduğu için onu Sayın bakanlık ve ilgili yetkililer düşünürler. Bir hatıramı dikkat çekmesi bakımından buraya alıyorum. Onu eğiten anne baba mı, öğretmeni mi kimse tebrik ediyorum. İlkokul 2. Sınıf öğrencisi hüngür hüngür ağlıyor, “öğretmenim bu kitapları bana teslim ederken dediki temiz kullan ki gelecek sene bu sınıfa geçecek arkadaşların da kullansın” diyor. Olayda küçük kardeşi resimlere bakarken birkaç yaprağı yırtmış. Malum devletimiz yıllardır ilk ve ortaöğretim kitaplarını bedava veriyor. İşte devlet. Yani milletimizin malını korumanın sorumluluğu örneği. 
 
2- Sokak eğitimi. Bunun içerisine her türlü meşru  çocuk oyunları olduğu gibi, maalesef bilgisayar ve cep telefonu, ben buna kontrolsüz oynanırsa felaket diyorum. Ayrıca konunun uzmanları, ilim insanları da feryat ediyor. Bu konuda çocuklarınızı tatlı dille ikna etmeye çalışınız. İleri ki yıllarda çok geç kalmış olabilirsiniz. Son pişmanlığın da faydası olmaz. Tabi ki bu lise, üniversite ve okul dışı gençliğimizi de tehdit etmektedir. Yavrularımız için en büyük tehlike, sigara alışkanlığı. Sigaraya başlama yaşının maalesef 10 yaşına kadar düştüğü söyleniyor. Bu konuda TRT ve okullarımıza çok görev düştüğünü düşünüyorum. Bilhassa görsel basında ve medyada eğitici ve caydırıcı yayınların çeşitliliği ve zamanı arttırılmalıdır. Ferdi bir sorumluluk olarak, sigara içen gençlerle karşılaştığım zaman onlara soruyorum: “Sen bu can düşmanına ne zaman aşık oldun?”. İnanın evlatlarımız can düşmanı olduğunu kabul edip başka kendini savunacak söz bulamıyor. Bu konular birkaç yazılık konular. Geçelim.
 
1- Aile eğitimine gelince kimse darılıp gücenmesin. Bütün kuralların ilk adımı ailede atılır. Anne ve babalar kendilerine gösterdikleri saygıyla, hem eşlerine hem de çocuklarına saygıyı öğretmeye başlarlar ve yine anne ve babalar sigara içiyorlarsa evlatlarına; “aman ha oğlum sigara çok kötü bir alışkanlıktır, ileride Allah göstermesin akciğer, gırtlak, damar tıkanıklığı, kanser riski çok yüksek hastalıklara yakalanırsın” derse çocuğu o anne babaya içinden; “sen niye içiyorsun?” demez mi?
 
Ey anne ve babalar, kitap okumayı kendimize ve çocuklarımıza sevdiremezsek dünyadaki gelişmeleri nasıl takip edebiliriz? Okuma oranı istatistikler doğru ise ülkemizde kişi başına düşen kitap okuma oranı binde bir seviyesinde sürünüyor. Eğer yavrularımıza bu sorumluluğu öğretmezsek ülkemiz kalkınma sürecini nasıl tamamlar? Burada bütün öğretmenlerimize sağlıklı bir ömür, nice eğitim yılları dileyerek; bu milletin bir ferdi olarak şunu arzu ediyor ve bekliyoruz: 
Öğretmenler! Sizler çiftçi, fikirleriniz tohum, öğrencileriniz ise fikren bakire topraktır. Onlara, öyle nadide fikir tohumları ekiniz ki milletimizin ve milletlerin yükselmesi, refah ve huzurunun temini için özlenen fikirler filizlensin. Yazımı, Hz. Peygamber’imizin (a.s.) hadis-i şerifi ile tamamlıyorum: “İki günü bir olan ziyandadır”. Yeni eğitim-öğretim yılının öğretmenlerimize ve öğrencilerimize başarılı bir eğitim-öğretim yılı olmasını diliyorum.
 
Okuyucu Yorumları
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
OKULLAR AÇILIRKEN