13 Haziran 2016 Pazartesi, 4218 kişi okudu
O SES
İçimde, derinlerde bir yerlerde, durmadan, bıkıp usanmadan tekrarlanan ‘’O Ses’’ i bastıramıyordum. ‘’Gitmelisin!’’ diyordu biteviye. İçimdeki binlerden biri miydi o ses, yoksa  tüm geçmişim ve İstanbul’un toplamı mıydı, ayırt edemiyordum bir türlü.
 
Uçurumlarda çaresizdim.
 
Acı vermeye başlamıştı eskiden ruhumu serinleten şarkılar da o günlerde. En derin kuyulardaydım, nefes alamaz olmuştum. Göğsümün üstündeki o kaya her geçen gün daha bir ağırlaşıyor ve bunun nedenini bulup kelimelere dökemiyordum.
 
Ve en nihayetinde bir gün, o sese teslim olup ‘’Gitmeliyim!’’ demiştim, daha bunun bir terk etmek olduğunun farkında olmadan ve geride kalacak her şeyin geçmiş denen o koca halının altına süpürülerek unutulacağını sanarak.
Ne çok konuşmuştuk o köşe başındaki meyhanede, ben ‘’Gitmeliyim!’’ dedikten sonra hatırlar mısın? Sen ne diller dökmüştün ve ben ne çok ah çekmiştim o son akşamlarımızda. Her kadehin sonunda ‘’Etme!’’ demiştin ta en derinlerinden. Ve ben anlayamamıştım diğer anlayamadıklarım gibi ‘’Etme!’’ nin derinliğini.
 
Şehirlerin ruhlarından bahsederdik o esrik ve mayhoş gecelerde. Şehirlerin doğurduğu evlatlarının peşini nereye giderlerse gitsinler bırakmayacağını söylemiştin bir keresinde de, gülmüştüm. Daha ne Kavafis’in Şehir’inden, ne her insanın ruhunun mayasında biraz da doğduğu şehirden bir parça olduğundan ve ne de gidilirken bir parçamızın terkedilende kalacağından bihaberdim.
 
Aradan geçen bunca yıldan sonra duydum ki, sen de terk etmişsin şehrimizi. Her sabah sırtında o ekose ceket ve yağmurlukla evden çıkıp akşam yüzünde günün yorgunluğu ile eve dönecekmişsin gibi, geriye dönüp bakmamışsın bile.
 
Bırakırken her şeyi geride sadece başınla selamlamışsın sokağı ve sakinlerini. Ne bir hatır almışsın geride kalanlardan, ne de bir selam bırakmışsın bizi biz yapan tüm o anılara.
 
Ben giderken, “gitmiyorsun da kaçıyor musun yoksa” diye sormuştun hatırlar mısın? Sadece uzun uzun susmuştum, bir cevap bulamamıştım o vakitsiz soruya. Biliyor musun o soruyu da almışım kendimle beraber terk ederken Şehrimizi ve üstüne üstlük de hala bulabilmiş değilim kendi terk edişimin nedeni.
 
Terk etmek gerekirse birilerini, bir yerlere gitmek mi evladır, kaçmak mı? Gidilince mi unutulur geride kalan her şey, yoksa kaçınca mı? Hangimiz bırakıp da gitti, hangimiz yüzleşemedi de kaçtı? Ve sen, hangi soruları aldın yanına  terk ederken muktedirlere bile sığınak olamayan  bu Şehr-i İstanbul’u?
 
eyup_ozbay@yahoo.com
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi