19 Eylül 2016 Pazartesi, 3873 kişi okudu
O ESKİ GÜZEL GÜNLER ‘’YALANCI YARİM’’ FİLMİ *
‘’O güzel insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. 
 
Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.’’ 
 
Yaşar Kemal
 
Dün akşam İstanbul trafiğinde saatlerce cebelleşip durdum.
 
Durdum derken gerçekten durdum.
 
Gerçek anlamda yani.
 
Ve müzik dinledim oğlum arka koltukta uyurken.
 
Bazen olur ya hani bir şey dinlersiniz, duyarsınızı veya görürsünüz ve geçmiş canlanır, damarlarınızdaki kanın daha hızlı aktığını hissedersiniz.
 
İşte öyle bir şey oldu Emel Sayın’dan Muhayyer Kurdi makamında ki Elbet Bir Gün Buluşacağız şarkısını dinlerken.
 
Sonra akşam saat on gibi eve varınca da bunun etkisi ile o çocukluğumun filmi olan Yalancı Yarim’i izledim bir kez daha.
 
Yalancı Yarim, yapım yılı 1973.
 
Yönetmen Ertem Eğilmez.
 
Başrollerde Tarık Akan ve Emel Sayın.
 
Ve o diğer güzel insanlar;
 
Münir Özkul, Halit Akçatepe, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Kemal Sunal, Hulusi Kentmen ve daha kimler kimler.
 
Masal gibi nihayetinde gökten üç elma düşen, geçmişe, anılarımıza ve kimimiz için o eski güzel günlere nasıl da dokunan bir film.
 
Ne kadar az şeye sahipken ne çok şey paylaştığımızı, bugünün tersine mış gibi yapmanın ne çok sırıttığı ve insanların ne kadar da sahici olduğu bir film.
 
Filmdeki her bir oyuncunun elinizi uzatsanız sanki dokunacaksınız duygularına, sizde akacaksınız onlarla birlikte bir an duraksamadan aynı duygularla.
 
Ve sanki onlardan biri yanınıza gelecek sizinle oturacak ve demli bir çay tadında havadan sudan konuşacakmışsınız gibi hissedersiniz.
 
Hiçbir cafcaflı söz de yok öyle kamera oyunları falanda.
 
O günlerde belki hepimizin kaçıp kurtulmak istediği ama bugün kaçmakla ne kadar büyük bir hata yaptığımızı anladığımız bir mahalleyi, çocukluğumuzu ve şu an sahip olamadıklarımızı hatırlatır bana filmin mekanı.
 
Her şey sıradan ve her şeyin en temelinde insan. 
 
Sonra şimdi hayal gibi gelen ama o eski güzel günlerde gerçek olan ev ziyareti, düğün, dernek için davete gerek olmayan bir döneminde var olduğunu hatırlatır bize.
 
Belki filmin mekanı İstanbul’dur ama Anadolu’dan bir kesittir sunulan hepimize.
 
Bize dairdir, bu topraklara aittir anlatılan kısacası.
 
Bir yandan da doğduğum o kadim topraklarda misafirlerimizi nasıl karşılayıp nasıl yolculadığımızı hatırlatır bana bu film.
 
Bugünlerde burada İstanbul’da arkadaşım Çağatay Ay ile öylesine hiçbir hesap yapmadan hiçbir beklentiye girmeden içimizden gelerek yapmaya başladığımız karşılamaları ve uğurlamaları düşündürür bana.
 
O eski güzel günlerde evin kapısı değildi uğurlama ve karşılama yerlerimiz.
 
Ya sokağın başı yada otobüs terminalleriydi o hoşgeldin ve veda mekanlarımız.
 
Öylesine ki insanlar sanki kapılarımızdan değilde yüreğimizden geçerek evlerimize girip çıkarlardı. 
 
Bu yazıyı Mustafa Seyran’ın o Kürdili Hicazkar makamında ki şarkısını dinleyerek yazdım.
 
Dolayısı ile yazıyıda bu şarkı ile bitireyim.
 
Belki bir deniz kenarında.
 
El ele maziyi konuşacağız.
 
Benim içimde yanan ateş var.
 
Sevgilim ne zaman buluşacağız.
 
 (*) Bu deneme 2016 yılı Mart ayında Popüler Psikiyatri dergisinin 90.sayısında yayınlanmıştır.
 
Edebiyete intikal eden Tarık Akan ve O Güzel İnsaların ruhları şad olsun.
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
O ESKİ GÜZEL GÜNLER ‘’YALANCI YARİM’’ FİLMİ *