25 Ekim 2017 Çarşamba, 1255 kişi okudu
MERHABA… HAYAT!
Mesleki eğitimimi bitirmeden mesleki kariyerime ilk adımı atmanın heyecanıyla başlıyorum ilk yazıma.
 
Sanırım gazeteniz Yeni Ufuk’un en genç kalemiyim.
 
Gençliğin verdiği heyecan attığım ilk adımın acemiliği sürç-ü lisan etmeme sebep olabilir, zaman zaman.
 
Şimdiden affınıza ve anlayışınıza sığınıyorum.
 
Elazığlıyım, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi 2. Sınıf öğrencisiyim.
 
Her Elazığlı gibi gayretliyim, vatanımı, milletimi bayrağımı canım pahasına seviyorum.
 
Vefa borçlu olduğum şehrime yazılarım ve taze zihnimle bir şeyler katmak istiyorum.
 
Realist Gençler Derneğinin değerli gençleriyle yapmış olduğum bir ziyarette yazım dünyasının kapısını tıkladım.
 
Açılacak küçük bir aradan bu dünyanın içine sızmayı beklerken kapının sonuna kadar açılması mutlu etti beni.
 
Bu nedenle şahsıma ve bu şehir için sözü olan herkese bu kapının açık olacağı sözünü veren Yeni Ufuk Gazetesine,
kurucusu değerli ağabey Sayın Nafiz Koca’ya ve gülünce yüzünde güller açan Yazı İşleri Müdürü kıymetli ablam Dilek Yıldırım’a teşekkür ediyorum. 
*
Hayat… 
 
Yaşam, ömür gibi sairlerin genel anlamı demek.
 
Ama neye göre, kime göre.
 
Kimine göre yaşamak her şey iken, ölümsüzlük en güzel iken, kimilerine göre de çekilmez bir an önce göçüp gidilmesi gereken bir istemsiz gerçek.
 
Bundan dolayıdır ki kimi dayanamaz hayatın acı sürprizlerine ve zayıf iradenin kurbanı olarak son vermeye çalışır hayatına.
 
Haksızlık…
 
Evet, haksızlık.
 
Haksızlık deyince ne gelir akla; Can, para, makam, mevki, koltuk sevdası, torpil vs.
 
Ama yanlış değil midir bütün bunlar ?
 
Yaradılış gayesi olarak Allah’ın emirlerine boyun eğmemiz, onun emir ve isteklerini layıkıyla yerine getirip bu dünyadan öyle ayrılmamız gerekmez mi?
 
Ama ne yazık ki birçok insan bunun farkında değil.
 
Hep yaşayacakmış gibi, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar ama hiç yaşamamış gibi ölmeyi tercih eder.
 
Zaman, su misali kıvrım kıvrım akar ya derken Necip Fazıl, aslında hayatın ne kadar da kısa olduğunu özetlememiş miydi?..
 
Bir bakmışsın 20, bir bakmışsın 40 ve bir bakmışsın ki öteki dünyanın kapıları aralanmış bile.
 
Hem de su gibi akıp giden zamanın farkında olamadan…
 
İşte o zaman anlasa da insan dünyaya gelme gayesini, iş işten çoktan geçmiştir.
 
Pişmandır ama yapacak hiçbir şeyi kalmamıştır.
 
Çünkü elindeki bütün imkanlar tükenmiştir.
 
İşte hayat budur kısaca.
 
Artısıyla, eksisiyle özümseyerek yaşamaktır esas olan hayatı.
 
İnsanları üzmeden, kırmadan, incitmeden, yaralamadan yaşamaktır esas olan…
 
Bütün bu hassasiyetlere dikkat ederek yaşamak güzelleştirir ve anlamlı kılar hayatı.
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
MERHABA… HAYAT!