11 Eylül 2019 Çarşamba, 766 kişi okudu
MADDE BAĞIMLILIĞI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…
Sigara, alkol, kafein içeren içecekler sık kullanıldığında kişilerde bağımlılık yaratır. Ancak artık bu bağımlılık halkın gözünde masum bağımlılık olarak görülmeye başlandı. Yıllar önce madde kullananlar genellikle esrar kullanırlardı ve sayıları çok azdı. Günümüzde madde bağımlısı olan kullanıcı sayısıve madde çeşitleri arttı. Bu maddeleri kullananların yaşı gittikçe daha küçük yaşlara düştü. Eskiden madde bağımlıları görüldüğünde, tedirginlik daha fazla iken, bugün bu kitle sıradan içici gibi görülmeye başlandı. Maalesef ortaokul ve hatta ilkokul seviyelerine kadar madde bağımlılığının indiği söyleniyor. 
 
Çocuk yaşta beyinler uyuşturuluyor. Önce tadına baktırılır, sonra çocuk büyüdüğünü ispatlamak için sosyal içici özentisi içerisine girerler. Derken birey madde bağımlısı olarak yaşar. Yıllar önce gizli saklı yerlerde kullanılan uyuşturucular artık o kadar sıradanlaştı ki sokaklarda, en işlek caddelerde, eğitim kurumlarının bahçe duvarı yanında derken eğitim kurumalarının içerisine girdi. 
 
Bizim bildiğimiz sıradan afyon, eroin, morfin gibi doğal uyuşturucuların yanı sıra sentetik uyaranlar ve sentetik uyuşturucular adı altında kokain, sedatif, koka yaprağı, esrar, marihuna, bonzai kullanımı oldukça arttı. Tabii bu uyuşturucu maddelere sahip olabilmek maddi durumları ile ilgili. Alamayanlar ucuz yoldan çeker tineri, çeker bally’yi. 
 
Maddeler vücuda solunum yoluyla, enjektörle, ağız yoluyla alınmaktadır. Maddeyi alan kişinin elbette vücut kimyası bozulmakta ve hatta sonu maalesef ölümle noktalanabilmektedir.
 
Madde kullananlar genellikle tenha yerleri seçiyorlar. Yine ateş yakılarak madde kullanılacak ise tenha yerlere grup grup gidiyorlar. Özellikle yıkık dökük yerleri mekân seçiyorlar. Hatırlarsınız Elazığ’da eski Yimpaş binasının yeri (Doğu Garajı yanı) yıllarca kaba inşaat ile görüldü ve orası madde kullananlar için meskendi. Civar evler huzursuzdu. Neyse ki oraya yeni bir inşaat yapılınca, madde bağımlılarınınmekanları da kapandı.
 
Doğukent’demadde bağımlılarının yıllardır gruplar halinde araçlarını park edip çukurlara doğru ilerleyip madde kullandıklarını görüyorduk. Mahalle sakinleri olarak huzursuz olduğumuz için 155 i arıyorduk. Ekip arabası üst renkli ışıklarını yakarak yavaş yavaş ihbar edilen yere gelirken, madde kullananlar yerlerinden ayrılıyordu! Anlaşılmaz bir durumdu. Doğukent’de Belediye Hayır Evinin yanında, belediye otobüs garajının arkasında 72. Sokak üzerinde DoğukentHukukcular Sitesinin yıkık birısı merkezi var. Kapı çıkmış, camlar kırık, karşısındaki evlere uzaklık mesafesi 20 metre uzaklıkta. Sık sık o yıkık harabe yere gelip maddelerini kullanıp gidiyorlar. Tamamen tehlike saçan yer. Sonuçta karşı taraflar bahçeli evler ve insanlar bahçede. Artık insanlar önlem anlamında bahçe kapılarını kilitlemek zorundalar. Ama yürümek zorunda olanlara kâbus oldu. Beklentimiz o yıkık harabe yerin Belediye tarafından tamamen yıkılarak düzeltilmesi ve tehlikenin giderilmesi, sokak sakinlerinin rahatlıkla oradan yürüyebilmesidir.  
 
Aynı gün içerisinde Mezre Ortaokul ve Cumhuriyet İlkokul köşelerinde poşete bally sıkmış onu koklayanları görünce feryat edesim geldi. İki eğitim kuruma arasında bu yasak olan durumu görebiliyorsak vahim tablo ile karşı karşıyayız. İlerledim Şehit İlhanlar Caddesi ve Namık Çitçi Caddesi kesişim yerinde yine aynı tablo. Polis memuruna söylediğimde aldığım cevap ilginçti.”İçici vatandaşa zarar vermiyorsa ya da vatandaş şikâyetçi değilse biz müdahale edemiyoruz. Sadece madde alış satışlar bizi ilgilendiriyor” şeklindeydi.
 
Bu sosyal yara ülkemizin her yerinde yayıldı ve sıradanlaştı. Yıllar önce oğlum Ankara’da 19 Mayıs Stadında maça giderken iki kişi gelip para istiyorlar ve uyuşturucu alacaklarını söylüyorlar. Gözleri dönmüş ki oldukça kalabalık yerde isteyebiliyorlar. Oğlum tabii cüzdanını çıkarıp cüzdanda görünen parayı vermek zorunda kalmış. Oğlumun hangi semtte kaldığını sormuşlar ve insaflı davranarak! Kendisine otobüs bilet parasını verip diğerini alıp gitmişler. Burası Ankara böyle olur mu? Oğlum da “Eğer parayı vermeseydim, bana zarar verebilirlerdi.”Dedi.
 
 Geçenlerde medyada yer alan bir olay; İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencisi 23 yaşındaki Halit Ayar kendisinden para isteyen canavar ruhlu insanlara para vermeyince,İstanbul İstiklal Caddesinde madde kullanan iki kişi tarafından öldürüldü. Katil zanlısı iki kişinin suç dosyaları zaten kabarık, İkisi de cezaevinde arkadaş. Birisi cezasını tamamlayıp çıkar diğeri hüküm giyip bir süre sonra açık cezaevine çıkar. Olay günü cezaevindeki izinli çıkar, iki arkadaş buluşur parkta uyuşturucu alırlar. Kafalar dumanlıdır. Kanları bozuk iki kişi 23 yaşındaki genci öldürürler. Yakalandıktan sonra da “şimdiye kadar kimseyi öldürmedim, serbest kalmak istiyorum “diyor.  İnsan demeye ağzımın söylemeye varmadığı bu canavarlar zaten gasp hırsızlık, uyuşturucu, adam bıçaklamak gibi suç yığınlarını sırtlarına almışlar. 
 
Bu isim bugün gündemde. Binlerce insan bu konuda muzdarip, annelerin elleri yüreklerinde! Ya evladım o batağa girerse? Yada evladıma zarar verirlerse… diye!
 
Hızla yayılan zehir kullanıcıları ve zehir tacirleri için radikal kararlar alınmalı.
 
Toplum olarak sorumluluklarımız var. Gençlerimizi, çocuklarımızı zehir tacirlerinden uzak tutalım. Kişisel de olsa mücadele edelim. Çocuklarımız belli yaştayken “benim çocuğum yapmaz deyip uyumayalım. Öncelikle evde verilecek iyi aile eğitimiile, davranışlarımız ile onda sevgi ve güven açığı bırakmadan, duygularında boşluk oluşmasına izin vermeden çocukluk ve ergen çağlarında dikkat edelim. Çocuklarımızın belli yaşlarında onların gizli takipçileri olalım. Onlara hem anne-baba hem arkadaş olalım. Arkadaş seçimleri dikkatimizden kaçmasın. Çocuğumuzun arkadaşlarını tanıyalım. Mümkünse yakın arkadaşlarının ailelerini tanıyalım.
 
Eğitim kurumlarında çok ciddi denetimler yapılmalı. Seminerler hatta tuzağa düşen ama hatasından dönen insanların hayatlarını anlatacak, pişmanlıklarını anlatacak çalışmalar yapılabilir. 
 
Okulların açıldığı bu günlerde pusuda yatan madde canavarlarına idari kadro ve eğitimciler el birliğiyle geçitlerine engel olmalıdırlar.
Ülkemizde güzel çalışmalar da yapılıyor. Örneğin; 2018 yılında İstanbul Çatalca ve Beyoğlu’nda yapılan proje Türkiye geneline yayılacak. Adli Tıp Enstitüsü “Atık sudan bağımlılığa” projesini uygulamaya koydu. Bu proje ile ilgili bölgelerdeki uyuşturucu maddeler ve kullanım yoğunluğu tespit edilerek önlemler alınacaktı.
 
Toplumsal ve sosyal yara olan bu tuzaktan çocuklarımızı korumak hepimizin görevi. Çocuklarımız bizim geleceğimizi temsil edecekler. Ruh sağlığı yerinde, iradesine hâkim, sağlam karakterli nesiller bizim ideal geleceğimizdir.
 
 
 
 
 
Okuyucu Yorumları
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
MADDE BAĞIMLILIĞI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…