09 Ekim 2019 Çarşamba, 179 kişi okudu
Murat Ünal
LÜMPEN LÜTFİ
 
Cudi dağının eteklerinde buldular onu.
Nuh'un gemisinden inmişti.
Zaten, tufan öncesi gemiye de en son o binmişti.
Gemiden de en son O indi.
 
Babasının peşine takılmadı.
Nasıl olsa tufan bitmiş, kara görünmüştü.
Rehbere ihtiyaç yoktu, Babası artık kurtarıcı değildi.
 
Tufanın savurduğu yer tanıdık bir yer değildi.
Korku dolu gözlerle çevresine baktı.
O, kayalıklar arasında bir kaç kök keven, bir iki meşe ağcı gördü.
 
Kevenleri kopardı yedi, çok acıkmıştı.
 
Gözü meşelere takıldı, rüzgarın etkisi ile, meşeler,şarkı söyleyerek dans ediyordu.
 
Çok hoşuna gitti, hışır,hışır sesler çıkararak sallanmaya başladı.
Bu onun ilk dansı idi.
 
Konuşamıyor, konuşulanı anlamıyordu.
 
Sadece acıktığında elini ağzına götürüyor, bulduğu otları iştah ile midesine indiriyordu.
 
Onu bulan avcılar, Remziyi şehre götürdüler, Remzi artık kentli olmuş, konuşmayı öğrenmiş, geçici rahatsızlığı Afazi, kentli yeni arkadaşları tarafından tedavi edilmişti
 
Kavram yitimi yaşamıyor, öğrendiği yeni kavramları heyecan ile ifade ediyor, hızla uyum sağlıyordu yeni kabilesine.
 
Erken alıştı.
Tufanda kaybolan ülkesine benziyordu kalabalık kent.
 
Konuşurken hep bağırarak konuşuyordu kalabalık.
Konuşan, kendisini dinleyen var mı diye, fıldır fıldır gözleri ile etrafını süzüyordu.
 
Her konuda bilgi sahibi olduğunu söylüyor, her dediğini doğru kabul ediyordu kalabalık
.
Kim fazla ses çıkarır, kim daha fazla bağırır, kim daha çok tepinir ise onun peşinden gidiyordu kalabalıklar.
 
Kalabalık, aynı zaman da hem çok gururlu, hem de olabildiğince kibirli idi.
 
Kalabalıklar, için için öfkeli idi, öfkesini içine gömmüş bekliyordu.
 
Zamanı gelince her şeyin anasını belleyecek ti.
O zamanın ne zaman olduğuna hiç karar veremiyordu kalabalık.
 
Kalabalık için her şey para ve güçtü, elde etmek için, amansız bir mücadele içinde idi kalabalık.
 
Kalabalık, çevresinde gördüğü her şeyi kendi malı gibi görüyor, üstüne konmak için olmadık işler yapıyordu.
 
Kalabalıklar için, birlikte yaşamak kötü bir kader idi.
 
Lütfi, kalabalıktan biri oldu.
 
Lütfi artık çevresinde, Paçoz Lütfi diye anılıyor, saygı görüyordu.
 
Paçoz, hoşuna gitmedi, daha entelektüel bir lakap gerekiyordu Lütfiye.
 
Kalabalık hemen buldu Lütfi'ye O lakabı.
 
LÜMPEN Lütfi!
 
Çok hoşuna gitti, Lütfi'nin.
 
Artık bir Lümpen olmuştu, Yaşadığı yeni kabilesindeki diğer Lümpenler gibi.
 
Lütfi, Lütfiye'ye aşık oldu, Lütfiye de kendisi gibi lümpen idi.
 
Evlendiler.
 
Kavga etmişlerdi, çok sıkıldı, Lümpen Lütfiyi, gece yarısı bir parkın izbe bir köşesinde buldu eşi Lütfiye.
 
Lütfi düşünceli idi, Baba diye ağlamaya başladı, Lütfiye şaşırdı, ne babası Lütfi diye seslendi Lütfiye.
 
Nuh baba diyebildi, Lütfi, Nuh baba,
 
Neredesin Nuh baba, ben çok sıkıldım, Nuh baba, beni gemiye götür Nuh baba, gözleri yaşardı.
 
Baba Nuh yoktu, Baba Nuh yeni bir tufan için gemi inşa ediyordu.
 
Lütfi, umutla gülümsedi, belki, belki beni de alır gemiye diye rahatladı, eve döndüler Lütfiye ile.
 
Yeni bir günün, yeni bir Lümpen hayatın, yeni bir başlangıcı için uyudular.
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
LÜMPEN LÜTFİ