19 Ekim 2019 Cumartesi, 371 kişi okudu
Mehmet Zülfü Yarcel
KUDÜS ŞAİRİ
Edebiyatımızdan çok güzel insanlar gelip geçti, insan diyorum çünkü o duyarlılığını, insanlığını yitiren kişi zaten edebiyatla uğraşamaz... kimi birkaç dizesiyle yer edindi zihnimizde, kimi de kısa kısa cümleleriyle yakaladı gönlümüzün bam telini.
 
İşte onlar da “Yedi Güzel İnsan” olarak çıktılar karşımıza... kimisi hala aramızda olsa da teker teker ayrılıp gider oldular... Bunlardan bir tanesi de Nuri Pakdil’dir...
 
Çokça şiir ve kitap sunmuştur bizlerin çoraklaşan ruhlarına...
 
Ancak o da bu dünyanın ağırlığına ve yalanına daha fazla dayanamadı. 
 
Önce toplumun neredeyse unutulan kutsallarını bizlere anlatmaya çalıştı:
 
“Gel annem ol! Çünkü anne, bir çocuğu Kudüs yapar.” 
 
diyerek hem anneliğin kutsallığını hatırlattı hem de Kudüs’ün inancımızdaki yerini. Anneliğin ne kadar değerli ve önemli olduğu yetiştirdiği çocukları Kudüs’e benzeterek ifade etmeye çalıştı.
 
Daha sonra bizleri kalplerimizden yakalamaya çalıştı. Önce;
 
“Sevdiklerinizi yüreklerinden sımsıkı tutun. Yarın geç olmakla meşhurdur.”
 
Diye ilk uyarıyı yapmıştı. İnsanın insana kalben bağlanması gerektiğini ve bunun için de zamanı boşa harcamamak gerektiğini söyledi. İnsanın yüreğinde yer almadıktan sonra yaşamın pek bir anlamı yoktur zaten. Yarın, kaybedilen bir kalp için ağlamanın veya üzülmenin bir faydasının olmadığını haykırmaya çalıştı.
 
“İnsanın en çok kalbi temiz olmalıdır. Ne emek, ne ekmek; önce kalbimiz bozuluyor çünkü.”
 
Sözüyle de kalbin yani çalabın tahtının önemini yine bizlere hatırlatmaya çalıştı. Orası temiz değilse eğer yapılan hiçbir şeyin anlamının olmadığını bizlere  Yunus Emre misali haykırmaya çalıştı.
 
Uzun yıllar boyunca bunların mücadelesini vermişti. Ama en çok da “Kudüs” onda bir yara olarak kalmıştır. Oranın içinde olduğu durumu kendi dilinin döndüğünce anlatmaya çalıştı. Belki de Selahattin Eyyubi gibiydi o da. Yüzünün gülmemesi ve o ciddi tavrı Kudüs’ün içinde bulunduğu durumdan kaynaklıydı.
 
“Alışamadım gülmeye, hüzün vicdanıma daha uygun!” 
 
Onun yüreğindeki Selahattin’i bizlere göster miyor mu?
 
İslamiyeti yüreğinin en güzel yerinde yaşayıp kendine dert edinirdi müslümanların her halini. Şairler genelde muhaliftir, o da islama karşı olanlara karşı muhalifliğini gösteriyordu.
 
“Yüreğimin yarısı Mekke’dir. Geri kalanı da Medine’dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır.”
 
Dizeleriyle de mücadelesini verdiği kutsiyetlerinin kendisi için ne kadar da kıymetli olduğu ifade etmiştir. 
 
Uzun süre vermiş olduğu mücadelesini kelimelerle ifade edemeyeceğini anlayınca 
 
“Dilimin döndüğü kadar sustum!”
 
Diyerek de susmanın aslında en büyük ve en derin cevap olduğunu anlatmaya çalıştı. 
Zaman geçiyordu artık. Herkes gibi ona da acımadı ve yavaş yavaş büküverdi belini. Koca 85 yıl boyunca güzel şiirler söyledi içinde her duyguyu barındıran. Nice sözler söyledi anlamı Mekke’den Kudüs’e uzanan. Nice isyanda bulundu en derin sükutuyla. Sonunda o da vazifesini tamamlamıştı. 
 
“Sükut, dünyanın en uzun cümlesidir.” 
 
demişti bir yerde ve sonunda o uzun cümlesini kurup terk-i diyar eyledi ve ebedi hayata doğru yolculuğa başladı.
Artık o güzel adamların yanına gitmişti geride diğerlerini bırakarak. Onlar zaten ebedi hayatta buluşmaya söz vermişlerdi. Birer birer bu hayat sahnesinden eksilip ebediyete kavuştular.
 
“Okumadığın gün karanlıktasın!” diye nasihat etti gencinden yaşlısına herkese islamiyetin de ilk emri olan  “Oku”yu bizlerin yüreğine vura vura anlatmaya çalıştı... Rabbim rahmetini esrigemisin sende “Kudüs Şairi”......
 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
KUDÜS ŞAİRİ