24 Mart 2016 Perşembe, 3949 kişi okudu
KORKU VE TEDİRGİNLİK
Ülkemizde korku ve tedirginlik almış başını gidiyor. 
 
Gün olmuyor ki konusu dram olan yeni bir senaryo çizilmesin. 
 
Gün olmuyor ki yeni bir komplo teorisi veya korku algısı oluşturulmasın.
 
Her sabah çocuklarımızı servise bindirdiğimizde acaba, bir mekâna oturmaya gittiğimizde acaba, kalabalık bir caddede yürüdüğümüzde acaba, alış veriş merkezine gittiğimizde acaba, zihnimizi ve bedenimizi istimlak etmiş acabalar var olduğu sürece, bu psikolojiyi oluşturmaya çalışanlara kolaylık sağlamış olmuyor muyuz? 
 
Aslında hayatı biz zorlaştırmıyor muyuz?
 
Bu tedirginliği ‘’Suç ve Cezadaki Raskolnikov’un‘’ tedirginliğine benzetiyorum. 
 
Dışarıda yalnız, içinde fırtınalar koparan, korku içinde ecel terleri döken bir ruh haliyle ne kadar sağlıklı bir toplum olabiliriz. 
 
Ne kadar sağlıklı düşünebiliriz bu ruh haliyle….
 
Oysa beynimizi süsleyen güzel hayallerimiz vardı. 
 
Geleceğe yönelik planlarımız, umutlarımız vardı. 
 
Bu tür küçük sebepler bizi hedeflerimizden ve umutlarımızdan uzaklaştıracaksa vay halimize…
 
Çok iyi biliyoruz ki bir gün tecelli edecek ölüm. 
 
Bunun kimin elinden ya da kim sebep olmuşsa ne önemi var ki. 
 
Tecelli etmişse o gelir bulur bizi. 
 
Her gün korkuyla yaşamanın bir anlamı yok. 
 
Akışına bırakmalı hayattı. 
 
İnsanlığı öldürmek sanat haline getirmiş birileri için nasıl kendini muhafaza edebilirsin ki…
 
Beynimizi ve yüreğimizi varsayımlarla doldurarak, paranoyak bir manzaradan hayata bakarak yaşamak ve her gün korku barikatlarını aşarak sevdiklerinle kucaklaşmak, nasıl bir ruh halidir düşüncesi bile insanı ürkütüyor. 
 
Varsın sokaklar, caddeler kırmızıya boyansın. 
 
Gözyaşlarımızla yıkayalım. 
 
Bir yığın neden, niçin, nasıl sorularına cevap arayalım.
 
Değer mi?
 
Sebep ne olursa olsun masum canlara kıymaya değer mi?
 
Bu atmosferi, bu coğrafyayı bize dar eden ne? 
 
Neden paylaşmayı ve mutlu olmayı öğrenemiyoruz? 
 
Neden tüm enerjimizi bir birimizle uğraşmakla geçiriyoruz? 
 
Neden bir birimizin gözyaşı oluyoruz, neden?
 
Darağacına gitmekte olan birinin titreyen yüreğini yaşıyoruz aslında. 
 
Bize bu korku ve ürkekliği yaşatmaya sebep olan ne olabilir ki? 
 
Hayatı bize zindan eden ne olabilir ki?
 
Gülümsemenin ve tebessüm etmenin kime ne zararı olabilir ki? 
 
Mavi gökyüzüne uçurtma uçuran güleç yüzlü çocukları, seyir etmemizi kim engelleye bilir ki?
 
Tüm korku ve tedirginliklere rağmen biz tebessüm edeceğiz ve dik duracağız. 
 
Hayata kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bizi bulacaksa zulüm bu da bizim imtihanımızdır. 
 
Yüreğimizde sevgi ve hoşgörü eksik olmasın. 
 
Kazanan sevgi ve hoşgörü olacaktır.
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
KORKU VE TEDİRGİNLİK