10 Mayıs 2015 Pazar, 1829 kişi okudu
KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ 1944
18 Mayıs 1944'te Sovyetler Birliğince Stalin'in emriyle gece yarısı 15 dakika içerisinde evler boşalttırılıp trenlerle Kırım'dan, Urallar ve Özbekistan gibi vatanlarından uzak yerlere sürüldü Kırım Tatarları. 
 
Rusya ile Almanya'nın savaş halinde bulunduğu zamanda çoğu Kırım Tatar'ı kızıl ordu saflarında savaşmaktaydı.
 
Sürgünün olduğu gece ise kadınlar, çocuklar, neneler başlarında erkekleri, kocaları olmadan binlerce kilometre uzağa tek başlarına sürülmenin acısını çekmekteydiler. 
 
Akrabaların dahi birbirlerini bulamadıkları o anlarda normal insan vagonu bile olmayan, hayvan taşınan vagonlarla sürüldüler. Yolculuk sırasında bit, pire ve bir çok hastalığa yakalanan insanların yarısı yolculuk sırasında öldüler. 
 
Hamile olup o vagonlarda doğum yapanlar, yaşlı, çocuk olup hastalıktan vagonlarda ölenler ve ölülerini gömecek yer olmadan bir sonraki molaya kadar ölüleriyle beraber yaşayan, mola sırasında ise mezar bile kazamadan üzerine toprak serperek durdukları yere gömen insanlar... 
 
Su yok, yemek yok, açlık, sefalet... 
 
Urallar'a sürülen halk ise ağır maden ocaklarında canları hiçe sayılarak köle olarak çalıştırılmaktaydı. 
 
Kırım'da durumları gayet iyi olan halk Özbekistan gibi yere sürülmeden önce Ruslar tarafından 'tek gözlü canavarlar geliyor' gibi propagandalar yaparak Türk'ü Türk'e düşman etmek istemişti. 
 
Trenlerden inen halk taşlanmış, hor görülmüş, en zor şartlarda, en kötü işlerde çalıştırılmıştır. 
Varlıktan yokluğa düşmek... 
 
Yemek bulmakta zorluk çeken, bir odada 30-40 kişinin kaldığı halk; çocuklarının, balalarının karınları doysun diye geceleri gizlice patates tarlasına girip toprağın altında olurda bir iki tane patates bulup çocuklarının karınlarını doyurmak istiyordu.
 
Kocalarından akrabalarından haber alamayan insanlar bir süre sonra buna katlanmak zorunda kaldı ve yaşadıkları bölgeye alışmaya çalıştılar. 
 
Ancak akıllarında bir gün vatanları Kırım'a dönme fikri hiç gitmedi. 
 
Bir kısmı Sovyetlerin dağılmasıyla Kırım'a tekrar dönüp yaşayabileceklerini düşündü. Döndüklerinde ise bir zaman kendilerinin olan evlerde Ruslar'ın yaşadıklarını gördüler. 
 
Yılmadılar, yıkılmadılar boş gördükleri arazilere hemen iki kiremit, üzerlerinede çatı atıp içinde oturdular. Vatan Kırım olsun da içinde kalacağın yerin önemi yok dediler. 
 
Sürgün sırasında bir çok Kırım Tatar'ı Türkiye'yi tercih etti ve Trakya üzerinden başta Eskişehir olmak üzere Düzce, Kocaeli, Konya, İzmir, Ankara, İstanbul gibi şehirlerde yaşamaya başladı.
 
Tabi benim gibi Kafkaslar üzerinden gelip doğuya yerleşen ailelerde mevcut. 
 
18 Mayıs 1944 yılında yaşanan sürgünün yıl dönümü haftasında Elazığ'da da bir ilk yaparak 'Kırım' ı Yaşamak ve Anlamak' adında Fırat Üniversitemiz ile birlikte konferans yapıyoruz. 
 
14 Mayıs Perşembe günü saat: 19.00'da üniversitemiz Veterinerlik Fakültesi Mustafa Temizer Konferans Salonunda yapılacak olan konferansa Kırım Tatarları; Çankırı Karatekin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sezai Özçelik ve Ardahan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ranetta Gafarova katılacak.
 
Biz Kırım Tatar Türkleriyiz, demokrasinin ne demek olduğunu bilen, silahsız olarakta mücadelenin nasıl yapılacağını tüm dünyaya gösteren, Noman Çelebi gibi, İsmail Gaspıralı gibi fikir ve düşünce insanlarının olduğu 'Dilde, Fikirde İşte Birlik' diyen insanlarız. 
 
Okuyucu Yorumları
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ 1944