20 Ekim 2017 Cuma, 1317 kişi okudu
KENT KÜLTÜRÜ ve İFTARLIK GAZOZ FİLMİ
 
Yaşadığım bu devasa kentin, sokaklarına, meydanlarına, binalarına, numunelik parklarına şöyle alıcı bir gözle baktığımda, binlerce yıllık, çok büyük kültürleri doğurmuş, çağlar açıp çağlar kapatmış bir şehirde yaşadığımı hissedemiyorum. Üstüne üstlük her yerde düzensizlik, bitmemişlik, sakillik, yerleşememe ve sonuç olarakta kentli olamamayı  görmekte hüzün verici.
İstisna kalan bir kaç kasaba, bir kaç şehirdeki semt, mahalle veya sokak dışında, Anadolu şehirlerinin neredeyse tamamınında İstanbul’un farklı derecelerdeki türevleri olduğunu söylememe gerek yok sanırım. 
 
Muğla’nın Menteşe ve Ula ilçeleri hakkında basında pek yazılıp çizilmez ve dolasıyla öyle pek popüler yerler de değillerdir. Ancak meraklısı bilir, gider ve gezer. Bende haklarında pek çok yazı okumuş, pek çok fotoğraf görmüş olmama rağmen, bir türlü ziyaret etme fırsatı bulamamıştım bu ilçeleri. Lakin her iki ilçenin de, kendilerine özgü mimari dokuları ile ayakta kalarak bugüne kadar gelebilen yerleşim birimleri olduğunu biliyordum. 
 
En nihayetinde bu ilçelerden Ula’ yı 2009 yılı ağustos ayında eşim ve oğlumla beraber ziyaret edebildik. Ula ilçesinin, insanları, sokakları, çarşısı, evleri ve dükkanları ile ağır ağır akan zamanda, demli bir çay tadında, zorunda olunduğu için değil de keyifle yaşanan hayatların izlerini taşıdığını görmek çok keyifliydi. Uzun yıllardır İstanbul’da yaşamak zorunda kalanlar olarak bu ilçede ki insanların, yaşarken bizim gibi koşturmadıklarına, hayatı gerçek ilişkilerle, yani birbirlerinin hayatlarına dokunarak ve iliklerine kadar hissederek yaşadıklarına şahit olmuştuk. 
 
Ardından da, 2016 yılı Ocak ayında, yönetmenliğini ve senaristliğini Yüksel Aksu’nun yaptığı İftarlık Gazoz filminin, yakında vizyona gireceği ile ilgili bir haber okumuştum gazetelerden. Filmin Muğla’nın Menteş ve Ula ilçelerinde çekilmiş olduğunu öğrenince de oldukça heyecanlanmıştım. En çokta yönetmenin, senaryoyu, bölgenin kültürel ve mimari dokusu ile nasıl harmanlayacağını merak ediyordum. Film vizyona girer girmez de, gidip izledim filmi. Filmi izleyince şunu gördüm ki; çekimlerin yapıldığı Ula ve Menteşe, bir nevi filmin ana karakterleri haline getirilmişler.  
 
Benim için, İftarlık Gazoz filminin üç katmanı var. Bunlardan birincisi; yerleşim yerleri olan Menteşe, Ula ve civarının doğal ve mimari dokuları. İkincisi; bu ilçelerde yaşayan insanlar, onların dertleri, tasaları ve bir yaz koşuşturmaları. Üçüncüsü de filmin konusu. 
Meraklıları için filmin konusunun da kendi içinde katmanları olduğunu ve Anadolu’da ki bir grup insanın gözüyle, ülkenin zor bir döneminin samimi bir şekilde anlatıldığını söyleyebilirim. Bu üç katmanın ve dolayısı ile üç duygunun birbirine nasıl ilmeklendiği nispeten sinema tekniği ile ilgili bir konu. Ancak beni filmde asıl etkileyen husus, Anadolu’da ki şehirlerin ve kasabaların,  geçen yüzyılda ki mimari ve toplumsal yapılarının, bu filmde anlatılan mekanlar ve sosyal yapı ile taşıdığı paralellikleri hatırlamak ve görmekti. Hali hazırda ki kent kültürümüz ve mimari dokumuzdan çok da uzak olmayan yakın geçmişimiz ile, aramızdaki uzaklık ve en kötüsü bağlantısızlık içler acısı.
 
Yirmi birinci yüz yıla girdikten hemen sonra adına kentsel dönüşüm denen ama aslında rant kavgasından başka bir şey olmadığını hep beraber tecrübe ettiğimiz yeniden yapılaşmanın, binlerce yıllık bir devinim sonucunda oluşan kent mimarimiz ve kültürümüzde onarılmaz yaralar açtığını, geçmişle bugünümüz ve geleceğimiz arasındaki bağlantının  koparıldığına tanıklık ediyoruz. 
 
Binlerce yıllık yerleşim yeri olan coğrafyamızda, şehirlerimiz ve kent kültürümüz, doğal çevre koşulları, tarihsel gelişme süreci, bilimsel gelişmeler, sosyo-ekonomik ve kültürel çevre koşullarından öğrendiklerini bir yana bırakarak, her şeye daha dün başlayan, hiç bir bilimsel ve kültürel birikimi yokmuş gibi. Durumumuzun içler acısı olduğu hepimizin malumu.
Bu filmi izledikten sonra, sinema, tiyatro, müzik ve sanatın diğer dallarında, kent ve kent kültürü konusunda farkındalığın oluşturulması hususlarında, sanatçılarımıza ne kadar önemli görevler düştüğünü bir kez daha anladım. Umarım, binlerce yıllık miras ve deneyimlerimizin göz önünde bulundurulacağı kentlerimizi göreceğimiz günler uzak değildir.    
 
Eyüp ÖZBAY
E-mail: eyup_ozbay@yahoo.com
Twitter: @ozbay_eyup
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
KENT KÜLTÜRÜ ve İFTARLIK GAZOZ FİLMİ