27 Kasım 2019 Çarşamba, 328 kişi okudu
Mehmet Zülfü Yarcel
KAYBOLAN DEĞERLER!!!
Her şeyi çok kolay tükettğimiz bir dönemdeyiz. Buna da öncelikle değerlerimizden başladık tabi. Bize ait ne varsa utanç duyulacak bir şeymiş gibi kenara itip süpürülen toz misali halının altına gizleyiverdik. İşimize yarayacak olanları bazen alıp hafifçe tozunu üfleyerek çıkarlarımız uğruna kullandıktan sonra tekrar aynı karanlık kör kuyulara gönderdik. Böyle böyle güzel olan birçok değerimiz kaybolup gitti.        
 
Neler mi?
 
Mesela!
 
Büyüklerimize olan saygımızı yitirdik önce ve onları başköşelerinden yaka paça tutup koyuverdik kapının önüne nerden ve kimden geldiğimizi unutarak. Onların gidişinden kaynaklı oluşan boşlukları da faydasız şeylerle doldurup kendimizi teselli etmeye çalıştık. Kendi kendimize yalanlar söyleyip vicdani muhasebemizi hakim misali sert bir tokmak vuruşuyla başlamadan bitirdik. Hem de ellerimizdeki nasırı yüreklerimize de bulaştırarak...
 
Mesela!
 
Kimseye selam bile vermez olduk bir çıkarımız olmadığı müddetçe ki bizim kenetlenmemizdeki en önemli unsurlardan bir tanesidir selamlaşmak. Herkesten güler yüzü sakınır olduk. Küçücük bir tebessümü dahi.  Samimiyetimizi yitirip farklı yüzler takındık. Aynaya baktığımızda gördüğümüz yüzü biz bile tanıyamaz olduk nerdeyse. 
 
“Masumiyetini yitirdikten sonra hangi yüzünü takındığın önemli değil.” bunun kısa bir özeti niteliğindedir.
 
Mesela!
 
Dürüstlüğümüzü yitirdik! Verdiğimiz hiçbir sözün ardında durmayıp aramızdaki güven duygusunu yitirdik. Doğruluğun yerine yalanı yanlışı,  dürüstlüğün yerine riyakârlığı, samimiyetsizliği koyduk. 
 
Mesela!
 
Bizi biz yapan başka bir değeri yani paylaşmayı unuttuk. Paylaştıkça var olabileceğimizi unutup, bölünerek yok olmayı seçtik. Bencillik bize en yakışan duygu olup çıktı. Biz’den ayrılıp Ben’e doğru yol aldık yavaş yavaş...
 
Mesela!
 
Sadelikten kopup gösteriş meraklı bir toplum olduk. Özü değil etiketi görür olduk.
 “Yiyip içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat!” derler eskiler,
Yani bazı şeylerin mahremi özelliğinin olduğunu anlatır bu söz ancak günümüzde yediğimizi de içtiğimizi de herkesin gözüne sokarcasına sosyal medyada paylaşıyoruz(!) 
 
Mesela!
 
En önemlisi de önce evlerimizden yaşlılarımızı çıkardık. Koca koca evlerde yalnızlığımızı bulduk. Hanelerden çıkıp giden yaşlılarımız aslında ilk öğretmenlerimizdi. Birçoğumuz oturup kalmayı, küçüğe sevgiyi büyüğe saygıyı, yemek yeme adabını, nerede konuşulup konuşulmayacağını vb. edeple ve ahlakla ilgili dersleri onlardan alırdık. Onlar çıkınca bizlerin dünyasından küçüğün büyüğe saygısı, büyüğün de küçüğe olan sevgisi kalmadı. Yani onlardan sonra oluşan boşluğu dolduramadığımız gibi o dipsiz kuyularda debelenip durduk ve çırpındıkça da ne dibe vurduk.
 
Peki bunlar gibi kaybettiğimiz başka değerlerimizi , kendi ellerimizle toprağa gömdüğümüz veya çamura buladığımız değerlerimizi nasıl geri kazanabiliriz?
 
Cevabı basit aslında. 
 
Öncelikle kendi geçmişimizden, tarihimizden, atalarımızdan, anne ve babamızdan, örf ve adetlerimizden utanmayacağız. Onları yaşatmaya, geliştirmeye ve gelecek nesillere aktarmaya çalışmalıyız. 
Atasözlerimize dikkat ederseniz hepsi bir deneyim ile tecrübe sonucunda oluşmuştur, hepsinin de kısa ve öz bir anlatım şekli vardır. Yani az söz çok işi mantığı vardır daima. Ancak şimdilerde ise çok söz ama az iş var. 
 
“Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz.” diyip bizlere asırlar önce uyarıda bulunmuştu Yunus Emre.
 
Bizler her sözümüze yalan katıp doğruya ulaşmaya çalıştık, her kazancımızı da haramla büyütüp geliştirmeye çalıştık. Her şeyi israf edip anlamsızlaştırdığımız gibi sözcükleri de boşa kullanıp tamamen anlamsızlaştırdık. Çok mala haram, çok söze de yalan karıştırıp acımtırak tadı olan bir yaşantıyla kendimizi avutmaya çalışıyoruz. Belki de bu yüzden genellikle herkes geçmişin güzelliklerinden, o dönemin samimiyetinden, sıcacık insan ilişkilerinden ve kalabalık aile sohbetlerinden bahsedip duruyor ancak o günlerde yaşanan güzellikleri geri getirip yaşatmak içinse bir mücadele vermiyor. Artık bizlerde iğreti duran değerleri(!) bir kenara bırak bize ait olana dönmenin zamanı gelmedi mi?
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
KAYBOLAN DEĞERLER!!!