253 kişi okudu
Metni Küçült Metni Büyüt Reset
KADININ BEYANI, ERKEĞİN EVDEN UZAKLAŞTIRIYOR.
KADININ BEYANI ERKEĞİN EVDEN UZAKLAŞTIRIYOR
KADININ BEYANINI ESAS ALARAK ERKEĞİN EVDEN UZAKLAŞTIRILMASI   İLE AİLE İÇİ KÜÇÜK PROBLEMLER  BOŞANMAYLA VEYA DAHA KÖTÜ BİR ŞEKİLDE SONUÇLANIYOR.
 
6284 Sayılı ‘kadına şiddeti önleme kanunu ile ‘Delil olmaksızın kadının  beyanı esas alınarak erkeğin evden uzaklaştırılması , kamuoyunda infiale neden olmuştur.
 
Kanunun çıkarılması her ne kadar kadını şiddetten koruma amaçlı görünse de pratikte tamamen aileyi yıkmaya, yuvayı dağıtmaya, kocayı evden uzaklaştırmaya neden oluyor. Bu kanun; ailelerin, karı-kocanın yaşadığı küçük sorunları çözmek yerine çözümsüzleştiriyor; küçük müdahalelerle çözülebilecek yaraları derinleştiriyor, kangrene çeviriyor.Zaten  Açıklanan son evlenme-boşanma istatistikleri de yaşanan acı tabloyu gözler önüne seriyor. Yapılan araştırmada, Türkiye'de evlenen çift sayısının geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 4,2 azalarak 569 bin 459, boşanan çift sayısının ise bir önceki yıla göre yüzde 1,8 artarak 128 bin 411'e yükseldiği belirlendi.
 
MAALESEF Kİ BU İŞ YANLIŞ BAŞLADI; YANLIŞ DEVAM ETMEKTE
 
Aile Bakanı Sn. Zümrütün “kadının beyanı esastır” sözünün ülkemizde  uygulanması yanlış başladı; yanlış devam etmektedir. Ne yasal yaklaşım ne de uygulama sağlıklı değil. Amaç kadını korumak ise çözücü yöntem bu değil! Kadın bir beyanı ile kocayı evden kovabiliyor, toplum nezdinde küçük düşürebiliyor, mal varlığını kullanamaz hale getirebiliyor ve erkek çocuklarını göremiyor.” 
 
Dağılan ailelerden geriye kalan çocuklar da ; “İşin bir de diğer boyutu yalnız büyüyen, baba şefkatinden mahrum kalıyor.Ayrıca babasını kötü bir varlık olarak tanıyor.Kadınlarımız ise  Özgürlük adı altında yalnızlaştırılıp tek başına hayat mücadelesi vermek zorunda kalıyor. Bu kanun çözüm değildir. Böyle bir ıslah yolu olamaz.
 
“TOPLUMUN ISLAHI VE TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ İÇİN BÜTÜNLEŞTİRİCİ ADIMLAR ATILMALI”
 
“Öncelikle amaç ne? Toplumda kadınları yüceltmek mi? Erkeği yermek mi? Dikkat edin!Toplumdaki ahlaki çözülmenin arkasında ciddi ölçüde aile zafiyeti var “Eğer zafiyet ailede ise nesillerimiz, geleceğimiz söz konusu demektir. Ceza ve uygulamalarda, iyileştirici çözümlerde yaklaşım her zaman Hak temelli olmalı. 
 
KADIN YALAN SÖYLEMEZ Mİ?
 
“Delil veya şahitler olmadan bir insana suç isnat edenin beyanatının esas alınması hukuka aykırıdır. “Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle adaletsiz bir sistem yok. Suç isnat eden ispat etmek zorundadır. 
 
Kadınlar asla iftira atmaz diyorsunuz Bu ister kadın olsun, ister erkek olsun fark etmez. Bizim 6284 sayılı kanun gereği kadının kocası hakkında verdiği ifade yeterli görülüyor. Erkeğin kendisini savunması veya kadın hakkındaki ifadeleri hiç sayılıyor. Kadının asla yalan söylemeyeceğini, kızgınlık ve intikam duygularıyla hareket etmeyeceğini, hatta bu kanunu kötüye kullanmayacağını kim iddia edebilir? Bu durum kadına kutsallık (kusursuzluk) atfetme olmaz mı? Kadın kocasından şiddet gördüğü iddiasıyla polisi aradığında erkeğe evden uzaklaştırma veriliyor.
 
Kadın pişman olup iddiasından vazgeçse dahi kabul edilmiyor. Yani barışma yolları devlet eliyle kapatılıyor. Ceza alan erkek bu durumu sindiremiyor. Karısına daha fazla öfkeleniyor, kinleniyor.
 
Bir an önce bu yanlış uygulamadan vazgeçilip gerekli yasal düzenlemeler Milletimizin örf ve adetleri ile dinimizin emirleri dikkate alınırak yeniden yapılmalıdır. 
 
Elsad Başkanı
Av. Murat ERDOĞAN
 
05 Aralık 2018 Çarşamba, 13:34
253 kişi okudu
Okuyucu Yorumları
Haberler
KADININ BEYANI ERKEĞİN EVDEN UZAKLAŞTIRIYOR