23 Ağustos 2019 Cuma, 302 kişi okudu
Mehmet Zülfü Yarcel
İNSANLIĞA BİR KÜREK TOPRAK ATIN!

Toplum olarak artık o kadar fevri hareket edip ve onun ardından o kadar yanlış kararlar almaya başladık ki... 

Kimse alttan almanın ne oldunu bilmez oldu. Ufak bir söze aşırı tepkiler verir olduk. Eşimize dostumuza dahi sabrımız kalmamış neredeyse... 
Kimi bir arsa yüzünden kardeşiyle kanlı bıçaklı oluverir, kimi külüne muhtaç olduğu komşusuyla çarşaf silkeleme konusunda büyük tartışmalara girer, kimi trafikte kendisine korna çalan biriyle sonu karakolda biten tartışmalara girer... bunlar gibi o kadar çok örnek var ki... hatta bazıları ölümle de sonuçlanacak kadar ileri gidebilmektedir...
 
Bunlara benzer bir olay da Kırıkkale’de yaşandı maalesef.
Emine Bulut, çocuğunun velayeti için bir cafede buluştuğu eski eşi tarfından defalarca bıçaklanıyor. Bu olay küçük kızının gözleri önünde yaşanıyor. Olay birkaç saniyeliğine de olsa videoya çekilmiş o anda(!) İnsanların olaya müdahale etmek yerine hemen videoya çekmeye çalışması da ayrı bir trajediyi ortaya koyuyor zaten. 
Daha sonra eski eşi Fedai Baran iki kişi tarafından cafeden çıkarılıyor. Aldığı bıçak darbeleriyle takati düşen anne “Ölmek istemiyorum!” diye feryat ediyor. Ancak olayın şokuna giren küçük kızı ise “Anne lütfen ölme!” diye feryad ediyor. Vücudundaki derin bıçak yaralarını unutup yavrusuna sarılıyor hemen. Şoka giren kızını kendine getirtmeye çalışıyor. Daha sonra hastaneye kaldırılan Emine Bulut, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamıyor...
Kaçtığı köyde yakalanan Fedai Baran gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Savumasında da; “Çocuğumuzun velayeti için konuşuyorduk, bana hakaret etti, sinirlendim ve yanımda taşıdığım bıçakla onu vurdum!” demiş.
 
Bu  kadar mı ucuz oldu insanların hayatı?
 
Velayeti için tartışılan minik yavruyu ne hale soktuğumuzun farkında mıyız?
 
Hangi psikolojik terapi ona yaşadıklarını unutturabilir?
 
Dünyaları önüne serseler, onun annesini geri getirmeye yeter mi?
 
Kaybettiklerimizi hatırlarken genelde onların son halleri gelir aklımıza, daha sonra da onlarla beraber yaşadıklarımızı gelir hatra acısıyla tatlısıyla. Ancak şimdi bu minik yavrucak kaybettiği en değerlisini, annesini hatırladıkça zihninde hep o son anı ve son haykırışı canlanacak. 
 
Kulağında “Ölmek istemiyorum!” feryadı hiç beklenmedik anlarda yankılanacak sağır edercesine. 
 
Etraftan duyacağı her “Anne” sözcüğü yüreğindeki kabuk bağlayamayan yarayı tuz basarcasına kanatıverecek. 
 
Şu hayatta sığınabileceği iki liman vardı sadece ancak onlardan biri diğerini ateşe verip kendisini de yıkıp derinlere gömdü. Artık çıkan her fırtına da savrulacak oradan oraya, uzatılan hiçbir ele güvenemeyecek.
 
O da anne olacak zamanı geldiğinde elbette ve kendisinin tamamen yaşayamadığı  anne sevgisini vermeye çalışacak en iyi şekilde yavrusuna ama unutmayalım ki ayaklarının altına cennetin serileceği bu yavrucağın yüreğinde kor ateşler yanacak bir ömür boyu. 
 
Her şeyin yalan olduğu bu dünyada sahip olduğumuz en önemli şeyi “sevgi”yi ne zaman paylaşmayı öğreneceğiz?
 
İnsana değer vermeyi ve ona saygı duymayı ne zaman öğreneceğiz?
 
En önemlisi de “İNSAN” olmayı ne zaman öğreneceğiz?
Okuyucu Yorumları
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
İNSANLIĞA BİR KÜREK TOPRAK ATIN!