10 Mart 2018 Cumartesi, 1200 kişi okudu
SEDAT YASAK
İNSANCA YAŞAMAK
 
Kapitalizm, üretim araçlarının özel mülkiyetine ve bunların kar amacıyla üretilmesine dayanan bir ekonomik sistem olarak adlandırılır.
 
Dünyanın büyük bölümünde kullanılan bu ekonomik sistem bireyi ön plana çıkarır.
 
“Biz” den ziyade “ben” oluşumuna önem verir. 
 
Köşeyi dönmeyi esas alır.
 
Eski bir politikacımızın söylemiyle, her mahallede bir milyoner yaratmak için çalışır.
 
Bu sistem parayı ön plana çıkarır ve özel mülkiyet kavramıyla sınıflar arasında derin bir uçurum oluşturur.  
 
Adam Smith in 1700’lü yılların sonlarında Liberalizmi desteklemek için sarf ettiği “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” söylemi, Kapitalizmin ekmeğine yağ sürer ve bu iki oluşum ekonomik anlamda birbirini tamamlar. 
 
Özel sektörün büyümesi, girişimciliğin teşvik edilmesi, sınıflar arasındaki uçurum, rekabetin oluşturulması, arz talep dengesindeki çarpıklıkların fiyatlara yansıması gibi durumlar Kapitalist sistemin olmazsa olmazıdır. 
 
Karl Marx’ın 1867’de yazdığı “Das Kapital” bu çarpıklığı eleştirirken “meta” kavramına dikkat çekerek insanı derin bir düşünceye sevk eder. 
 
Kapitalizmin yaşanmadığı ülkelerde yaşam nasıldır acaba? Sözgelimi Küba’ya bakalım: 
 
12 milyonluk bu ülke yıllarca Amerikan ambargosunu delmeye çalıştı, başaramadı.
 
Başaramayınca da Che ve Kastro’nun öncülüğünde ülke, yepyeni bir oluşuma imza attı: 
 
*Ülkedeki herkesin sağlık harcamaları devlet tarafından karşılanıyor.
 
İlaçlar ve ameliyatlar tamamen ücretsiz… 
 
*Gelecek kaygısının olmadığı ender ülkelerden biri, belki de tek ülkesi. 
 
*Doğan her çocuk devletin çocuğu olarak kabul ediliyor ve hak ettiği değeri fazlasıyla görüyor. 
 
*Öğrencilerin okul masrafları ve harcamaları devlet tarafından karşılanıyor.
 
Üniversiteyi bitirene kadar kimse tek kuruş ödemiyor.
 
Üniversiteden sonra da ilgi alanlarına göre yine devlet tarafından çeşitli mesleklere yönlendiriliyorlar. 
 
*Sınıflar arasında uçurum yok denecek kadar az.
 
Neredeyse her şey devlet kontrolünde.
 
*Restoranlar, tatil merkezleri herkese açık ve belirli bir limite kadar ücretsiz.
 
Dileyen dilediğini yiyip içebiliyor. 
 
*Her çalışan devlet memuru olarak kabul edildiği için maaşları da devlet tarafından ödeniyor.
 
*Yeni evlenen çiftleri devlet ağırlıyor.
 
Ev ve eşyaları devlet kontrolündeki bir ekip tarafından karşılanan çiftleri balayına da yine devlet gönderiyor.
 
*Elektik ve su belirli bir limite kadar ücretsiz.
 
Sadece kota aşıldığı zaman çok cüzi bir miktar talep ediliyor ki, bu oran da 0.5 gibi düşük bir rakam.
 
Burada amaç enerjinin boşa harcanmasına mani olmak. 
 
*Suç oranı neredeyse hiç yok. Sadece İstanbul’daki suç oranı bile birçok dünya ülkesini geride bırakırken, Küba’da bu oran bir elin parmaklarını geçmiyor. 
 
*Maaşlar belki çok düşük ama bu ülkede paraya ihtiyaç oldukça az.  
 
*Boşanma oranı neredeyse sıfır.
 
Aile içi şiddet ise, en utanç verici cezalardan biri olarak kabul edildiği için, ülkede buna pek rastlanmıyor.  
 
*Otomobil kullanımı çok yaygın ama lüks değil.
 
Onun da alım satım işlemleri devlet tarafından yapılıyor, hem de çok düşük rakamlara…
 
*Dünyanın en güzel plajlarına sahip olan Küba’da herkes her yerde tatil yapabiliyor.
 
İşçi de doktor da, köylü de milletvekili de aynı yerde yiyip içebiliyor, aynı yerde tatillerini geçirebiliyorlar. 
 
*Günlük mesai saati sadece 6 saat.
 
Burada amaç (sıkı durun) aileye daha çok zaman ayırmak. 
 
*İşsizlikse yok denecek kadar az.  
 
*Ülkede meslekler arasındaki maaş farkı da sadece yüzde 3… 
 
Gazeteci Oray Eğin bu sınıflaşmanın abartıldığını ve gerçek olmadığını, özellikle gençlerin fakirlikten bunalarak tekneyle yurt dışına kaçmaya yeltendiklerini yazıp, anlatılanların doğru olmadığını yazsa da, birçok gazeteci, araştırmacı, yazar, Oray Eğin’e katılmamışlardır. 
 
*Amerika da bile yaklaşık 9 milyon insan evsizken Küba’da evsiz kimse yok. 
 
*Tüm kişisel bakım ürünleri tamamen ücretsiz.
 
Çünkü temizlik ülkede çok önemseniyor. 
 
*Ülkede her şey tamamen doğal.
 
Hormonlu hiçbir ürünün ülkeye girişine izin verilmiyor. 
 
*Kanser türlerinde, özellikle de lösemi konusunda son yıllarda bütün dünyayı şaşırtan ilerlemeler kaydetmesi, Küba’ya olan ilgiyi arttırdı.
 
Tıp alanında dünyanın sayılı ülkeleri arasına giren Küba, bununla da yetinmeyerek Güney Amerika başta olmak üzere, dünyanın birçok yerine kendi doktorlarını ücretsiz yardıma göndererek, insan sağlığına ne denli önem verdiğini dünyaya göstermiştir.
 
Yakın zamanda Arif Sağ’ın tedavi için Küba’ya gittiğini ve tedavi sonrasında kendini daha iyi hissettiğini söylediğini hatırlayınız. 
 
*Son 15 yılda gösterdiği başarıyla ülkede kişi başına düşen milli gelir 7.000 dolar seviyesinden 19.000 dolar seviyesine yükseltildi.  
 
Komünist değilim ve bir komünizm propagandası yapmıyorum elbette.
 
Ama bu sistemin savundukları da insanın kafasında “acaba” lar oluşturmuyor değil.  
 
Bazıları abartılı olsa da, anlatılanların büyük bölümü doğru.
 
Düşünüyorum da halkımız böyle bir ülkede yaşasa nasıl olurdu acaba?
 
Küba’yı da kısa sürede kendimize benzetir miydik bilemem ama bu halkın insanca yaşamaya hakkı var diye düşünüyorum. 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
İNSANCA YAŞAMAK