18 Temmuz 2017 Salı, 5370 kişi okudu
HAZIRA DAĞ DAYANMAZ OĞUL

80’li yıllar Lise dönemlerimizdi...

Sağ-sol döneminden yeni çıkmış bir Türkiye, bir Elazığ…

Ve bu çatışmaların en üst düzeylerde olduğu Atatürk Lisesi..

Her zaman ki gibi kravatı cebinde kaçtığımız, nefes aldığımız yerdi Mesire Ormanları..

Herkesin velisi söz birliği etmişçesine “Oğlum orda birini kesmişler… Kokusu çıktıktan sonra bulunmuş vs vs.” gibi korku veren nasihatlerle gitmememiz için nasihatler ve tehditlerde bulunduğu, yine de bir okulun son dönem haftası kaçtığımız ve anlamsızca gezindiğimiz yerdi Mesire Ormanları..

Taaa o yıllarda kocaman ağaçları kimler ekmiş bizlere miras bırakmış diye düşünmüyorduk tabi ki..

Başımızda kavak yelleri..

Sonrasında çalıştığım çiçekçinin “Hadi çocuklar çam toplamaya” deyip kartal marka aracıyla çam dalı çalmaya gittiğimiz o zamanlar için kocaman ormanlardı.

Çiçekçilikle ne alakası var demeyin sakın,  şimdi ki gibi teknolojik ürünler yoktu.

Çelenklerin etrafı hazır ürünlerle değil, çam dallarıyla donatılırdı…

Bu kadar nostalji yeter sanırım.

Gerçi birçoğunuzun da “Banane” dediğinizi de duyar gibiyim hani...

Gelelim asıl meseleye;

İlimizde park anlamında güzel şeyler olmadı dersek yalan olur.

İlk başta KÜLTÜR PARK…

Her ne kadar eleştirsek de bir çoğumuzun “Hadi o tarafa yürüyelim biraz hava alalım” dediği ve diğer cafe ve parklara göre ekonomik bulduğu bir alan.

Proje itibarı ile emeği geçenlerden Allah razı olsun demesek hak kalır.

Sonrasında MESİRE ORMANLARI

Yeni adıyla Şehit Fethi Sekin Mesire ve Piknik alanı… (Rahmet Olsun)

Bura da 2 - 3 yıl boyunca etrafı saclarla çevrili olması hasebiyle acaba nasıl bir proje çıkacak derken, banklar ve fazladan birkaç yürüyüş alanı oluşturulmuş, tabiri caizse “Dağ fare doğurdu”dediğimiz bir alan.

Ben bunu söylediğim zaman, Belediyeye laf söylediğimi sanan bir arkadaş dönüp “Ne yapacağdıGardaşşş” dediğinde;

2 - 3 yıllık kapalı ve onarım hali sonrasında farklı şehirlerdeki piknik alanları gibi beklentilere girdiğimi ve bunun için bu kadar vakit harcanmasının yanlış olduğunu ifade etmeye çalıştığımı söylemiştim.

İşin harcanan zaman dilimi hakkında diyeceklerim bu kadar olmakla beraber maddi boyutları öncelikle yönetici ve sorumlulara, sonra Allah’a havaledir.

Hepsinden önemlisi ise aklımda bundan yıllar önce birileri burayı orman alanına çevirmiş olması, bir emek sarfetmiş ve de kendisinden sonra gelen nesillere miras bırakmış olması canlanmıştı. 

Şimdiki belediye yöneticilerimiz de bu mirastan payını alarak hazır bir ormanı piknik alanına çevirmekte pek zorlanmamışlardı.

Tamam kardeşim… Bizlere bu alanlar miras kaldı da, bizler torunlarımıza nereyi bırakıyoruz diye düşünme gereği bile duymuyorlardı.

İşte asıl anlatmak istediğim mesele de budur.

Bazı yöneticiler gelir; Atalarımızın yıllarca yerleşime açmadığı güzelim ovayı Sürsürü, Ataşehir, Olgunlar vs gibi mahallelere bölerek imara açar, bazıları da gelir geçmişlerimizin bize miras bıraktığı orman alanlarını piknik alanlarına çevirir.

Argo deyimle dedelerinin mirasını yer ama torunlarına bir şeyler bırakmaya gelince de İstanbul’da ki köprü, tüp geçitleri bize anlatarak oy devşirmeye çalışırlar.

Yok öyle yağma ağalar…

Artık nasıl projeler üretirsiniz bilemem ama şu kel aynağa dönmüş Meryem Dağı’nı, Harput’un eteklerini, Şahinkaya’dan ötesini mutlak ağaçlandırmamız şart.

STK’lar plaket vereceğine ağaç diksin.

Kreş ve anaokulları geceler düzenleyeceğine ağaç diksinler.

Bankalar promosyondağıtacaklarına ağaç diksinler...

Bu örnekler alır başını gider.

Bir şekilde torunlarımıza nefes almalarına yardımcı olacak miras bırakmanın yollarını bulmaktan başka çaremiz yok.

Sizleri bilmem ama ben sade bir vatandaş olarak dedelerime rahmet gönderiyor ve torunlarıma bir şeyler bırakmak istiyorum.

Bu sorumlulukla yaşamadığımız ve düşünmediğimiz sürece mirasyedi bir şekilde hazır alanları hovardaca kullanarak bir yere varamayız.

Sonra oturup da “Karayolları şehri tıkıyor, DSİ şehrin önünü tıkıyor demenin bir anlamı yoktur.

Gayet güzel bir şekilde şehrimize oksijen desteği veren kamu kuruluşlarımıza göz dikmeyi bırakın da yeni yaşam alanları oluşturmaya bakın.

Rahmetli babamın bir sözü ile noktalamak istiyorum.

“HAZIRA DAĞ DAYANMAZ OĞUL…”

 

 

Okuyucu Yorumları
Haberler
HAZIRA DAĞ DAYANMAZ OĞUL