15 Haziran 2018 Cuma, 330 kişi okudu
Hayatımızdaki önemli fırsatlar
Ramazan ayı, önemli bir fırsattır, Müslümanlar için. İçine gömülmüş olan müjdeler vardır ki, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu kurtuluş olan bir tanıma haizdir.
 
Üç aşamalı olarak ifade edilen özelliğiyle Ramazan ayının sonuna geldik.
 
Öyle ki Rahmet ayı idi, Yaratanın müjdesi vardı, sadece Müslümanları değil, bütün insanlığı rahmetiyle kuşatacağına dair. Vaadi vardı; samimi bir tövbe ile kendine yönelen kuluna karşı mağfireti bol olandı.
 
Arınmak, günahlardan, hatalardan, kusurlardan arınmak isteyene kurtuluş vaat ediyordu, rahmetiyle.
 
Ümitsizliğin, karabasan gibi, hayatı zehir etmesine müsaadesi yoktu, Yaratanın.
 
  Çünkü kendine yönelen kuluna, herkesten ve her şeyden daha yakın olandı.
 
Hayatı bulmak isteyen ve hayatı tam anlamıyla yaşamak isteyenlere karşı hayatın akışı içinde önemli fırsatlar sunandı. 
 
İşte, Ramazan ayı da böyle bir aydı ve bu evrede zamanını tamamladı.
 
Müslüman için, feyzinden ve bereketinden istifade etmek için önemli bir uğraktır.
 
Yani, hayatımızdaki en önemli fırsatlardan biridir. Köklü bir yakarışın, köklü bir affın, köklü bir kurtuluşun anlatımı vardır.
 
Bu açıdan, maneviyatın ilmek ilmek dokunması için önemli bir zaman dilimidir. 
 
Ramazan, muhabbet ayıdır, çünkü Yaratanın hatırına belli bir vakte kadar, niyet edilir.
 
Bedeni, aç susuz bırakıp, ona cefa etmek değildir, amaç; bilakis ruhu ibadetler, dualar, yakarışlar ile doyurmaktır, asıl olan. Öyle ki ruhu, dünya işlerinden kirlenen hallerinden arındırmak, isteyişidir.
 
Ruha can verir; bedenin haz ve isteklerine karşı bir diriliş muştusudur; çağrı yapar, kurtuluş sondadır diye.
 
Önce kuşatır, her yanımızı rahmetiyle bu da yetmez; ümitsiz olma, ümitsizlik seni kurak çöle çevirir, mağfiretim var iken neden bu bedbahtlık…
 
Sen bana yönel, rahmetin sonsuz olduğu kapıya,  burası kurtuluş kapısıdır.
 
Diyanet İşleri Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Ülfet Görgülü ’nün Ramazan ayını tarif ettiği cümlelere baktığımızda, “Tuttuğumuz oruç muhabbettir.
 
Namaz bir muhabbetin ifadesidir.
 
Tuttuğumuz oruç aşkın orucudur” yönünde dile gelen söylemleri, sözlerimizi pekiştiren yöndedir. 
 
O nedenle, Ramazan sadece aç ve susuz kalma muhabbetinden öte bir şeydir.
 
Bugün iftara ne pişireceğim, acaba ne yiyeceğiz, tarzında bir ritüel de değildir.
 
Manevi dünyaya dair bir derinleşme anıdır. 
 
Derinliği olan ve kökü Rahmeti sınırsız olana duyulan muhabbetin bir neticesidir.
 
O nedenle “Ramazan Müslümanı” olmaktan sakınmak gerekir.
 
Çünkü Ramazan ayının muhabbetini sadece bir ay ile sınırlı tutmak, manevi hayatımızda büyük bir eksiklik yaratmaz mı?
 
Hayatımızın diğer zamanlarında da tıpkı, Prof. Dr. Raşit Küçük ’ün dediği gibi “İslami yaşayan insanlar etrafına ışık saçan insandır” sözüne bağlı olarak yola çıkan kişinin ortaya koyacağı eylemler, davranışlar emin olunan güvenilir bir Müslüman aydınlığından başka ne olabilir? 
 
“Allah’ım ışığında yürümek istiyorum, benim için bir nur yarat, kurtar beni dipsiz karanlıklarımdan” diye dua eden insanın ışıksız kalması mümkün mü? 
 
Elbette değil.  Umarız, manevi yükseliş ile arınmak ve bütün kötücül hal ve davranışlarımızı geride bırakarak bayrama ulaşmış oluruz.
 
Zaten önemli olan da bu değil midir? İbadetlerin, duaların yapıldığı, hatimlerin indirildiği, hayır ve hasenatın yapıldığı bir uğraktan çıkarken, diğer zamanlarda aynı şekilde devam edip edemeyeceğimiz önemlidir.
 
Yoksa belli bir zamana saklı bir muhabbet değildir; İslamiyet ve Müslümanlık. 
 
Ayrıca, ibadetler ve duaların içerdiği muhabbet durumu, bayramlar için de geçerlidir.
 
Birçoğumuz “nerede o eski bayramlar” muhabbetiyle geçmişi özler, bugünü gözden çıkarırız.
 
Kim bilir belki yarın,  bugün için özlem duyan ifadeler kullanacağız.
 
Gelin, zamanın ve insanın ve insan olmanın kıymetini bilelim. 
 
Bayram sabahları kurulan sofralarda ailece yapılan muhabbetlerin keyfini sürelim; tatile çıkmak için bayram günlerini gözden çıkarmadan önce yakın, dost ve akraba ziyaretlerindeki sıcak muhabbetleri arayalım.
 
Sonuç olarak, rahmetin, mağfiretin, kurtuluşun ardılındaki muhabbete, vakıf olmanın haline bürünelim ve bayrama ulaşırken, bayramların muhabbete giden yolda bir varış noktası olduğunu bilelim.
 
Bu muhabbet yolunda yürümenin, etrafına ışık saçmak isteyen her Müslümanın yürümesi gereken bir yol olduğunu unutmayalım. 
 
Hayırlı bayramlar diliyorum. 
 
Okuyucu Yorumları
Hayatımızdaki önemli fırsatlar