07 Ekim 2017 Cumartesi, 1229 kişi okudu
HARPUT TÜRK’TÜR!
Bilmiyorum farkında mısınız?
 
Ama Harput’ta yolunda gitmeyen şeyler var.
 
Hizmet anlamında demiyorum! Malumunuzdur ki; Çözüm Süreci saçmalığı dönemlerinde özellikle Kürtçü yazarlar türemeye başladı. Elbette Kürt olmaları beni ilgilendirmiyor…
 
Beni ilgilendiren kısmı düşünceleri ve dile getirdikleridir.
 
Bu süre içerisinde Kürtçü yazarların televizyon ekranlarından: “Kürtler Ortadoğu’nun Lideridir” gibi hayalî düşünceleri manşetlerden verildi.
 
Ama realiteye baktığımızda ise ne bir liderlik vasıfları ne de zamanda bir devlet kurabilme kabiliyetleri vardır. 
 
Yaprak Dökümü dizisinden hallice; Aman Ali Rıza Bey ağzımızın tadı kaçmasın” gibi absürt cümlelerle Türk Halkına bu düşünceler empoze edilmeye çalışıldı. 
 
Mustafa Yıldızdoğan’ın TRT ekranlarında telaffuz ettiği; “Ne Mutlu Türküm” ifadesine dahi reklam arasında “Aman Ali Rıza Bey ağzımızın tadı kaçmasın” fikriyatı ile karşı çıkılmıştır. İşte bu dönemlerde adına Çözüm Süreci dediğimiz bir süreçten geçiyorduk. Tabir-i caizse Türk Milletinin sabrı sınanıyordu. 
 
Bu dönemlerde amaçlanan tek şey; doğu illerinde Kürt nüfusunun demografik olarak değil de düşünce bazında artırmaktı. Bu amaçlara ulaşmak için Konferansalar, Sempozyumlar ve Panel düzenlenmiştir.
 
Çözüm süreci, aslında Türkiye’nin bölünme süreci olarak ele alınmıştı.
 
İyiden iyiye amacına ulaşamaya çalışan Kürtçü ve bölücüler her gün izlediğimiz kanallarda boy göstermeye başladılar.
 
Türk basını bu duruma elbette sessiz kalıyor ve sürecin sekteye uğramaması için elinden geleni yapıyordu. 
 
Şehirlerimizde bu gibi bölücü Kürtçüler türemeye başlamış (Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu örnek gösterilebilir)  ve kendilerini aydın saymaya başlamışlardı.
 
Şeyh Said’den tutun da Abdullah Öcalan’ a kadar bütün bölücü ve Türkiye düşmanları billboardlarda görünmeye başladılar. Yine bu dönemlerde “Aman Ali Rıza Bey ağzımızın tadı kaçmasın” denerek göz yumuldu. 
 
Harput’un Türklük hususuna gelmek istiyorum.
 
Malumunuz, şehrimiz bir Osmanlı idaresi biçimiyle yönetilmemektedir.
 
Merkezimiz Elazığ’dır ve ilçeleri ile müteşekkildir.
 
Osmanlı idaresinde ise Diyarbakır bir merkez, Harput ise kazasıdır. Öyle kaza dediğimize bakmayın, o dönemde Harput gerçekten önemli bir noktadır.”
 
Orada Ermeniler ve Kürtler de yaşıyordu, kardeş gibi yaşadık” gibi naralarınıza kulak tıkamayı tercih ediyor, bu nedenle bu kardeşlik fiyaskolarını bir kenara bırakmanızı istiyorum.
 
Harput’un tarihi dört bin yıldır...
 
Bu dört bin yıl içerisinde birçok devlete ev sahipliği yapmıştır.
 
Her yeni gelen devletin bünyesinde, bir önceki devletten kalma tebaanın olması doğaldır.
 
Burada esas dikkat edilmesi gereken durum üst kimliktir.
 
Harput’un Fethinin 1085 olduğunu yazan hiçbir kitabı alıp okumuyor ve dikkate dahi almıyorum.
 
Öncellikle Harput’un hiçbir zaman bir fethinin söz konusu olmadığını bilmek gerekir.
 
Türklerin Harput’a iskân etmeye başlaması, 1085 Diyarbakır’ın Fethiyle olmuştur.
 
Harput Diyarbakır’a bağlı olduğuna göre otomatikman Harput’ta alınmıştır. 
 
1085’te buraya gelen Türkler Müslüman mıydı?
 
Bu sorunun yanıtı oldukça açıktır, Evet! Ama Türkler buraya 1085’te geldi diye Harput’un İslamiyet’le tanışması bu dönemde olmamıştır.
 
Harput’un İslamiyet ile tanışması 647 yılına ve Hz. Ömer dönemine kadar gider. 
 
Bir şehir düşünün ki, belediye başkanı yönettiği şehrin tarihini bilmesin.
 
Ve 1085 tarihini Harput’un Fethi ve İslamlaşması olarak kutlasın.
 
Hem de durup dururken…
 
Hem de 931. Yılı olmasına karşın ilk kez…
 
Uyanın beyler, Türk adından rahatsızlık duyuluyor ve üstelik bu gözlerimizin önünde yapılıyor.
 
Afişlerde Şeyh Said şehit olarak gösteriliyor ve Harput’un bir Türk Kimliği olmasına karşın Kürt kimliği kazandırılmaya çalışılıyor. 
 
Elazığ’da Türkün yurduna prangalar vuruluyor ve Harput öksüz bırakılıyor.
 
Elazığ ve Harput’ta planlanan bir takım emeller çeşitli yollarla önümüze konuluyor.
 
Harput’un Türk diyarı olduğunu ve Türk diyarı olarak kalacağını hazmedemeyenler, önümüze niyetlerini kusuyorlar. 
 
Harput bir İslam Yurdu değil, Türk İslam yurdudur.
 
Türkü bu diyardan atınca İslamiyet’i de atacaklarını biliyorlar.
 
Bu nedenle Harput üzerinde oynanan Kimlik kazandırma oyunlarının farkına varılmalı ve Harput’un bir Türk kimliğinin olduğu her fırsatta dile getirilmelidir.
 
Kardeşlik söylemleri ile bizleri Harput’un kalesinden uzaklaştırmalarına fırsat verilememelidir.
 
Bölücü ve Kürtçü leş yazarların Harput üzerinde oynadıkları oyunları dikkatlice görmeli ve ona göre davranmalıyız.
 
Terör örgütlerine açıkça destek verdiğini bildiğimiz köylerde, Polislerimizin işkence ettiklerini iddia ederek görevden uzaklaştırıldıkları unutulmamalıdır. 
 
Yazıma M. Kemal Atatürk’ün şu sözleri ile son vermek istiyorum: 
 
Bu memleket tarihte Türk’tü, halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır…
 
UMUT ATASEVEN
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
HARPUT TÜRK’TÜR!