13 Temmuz 2018 Cuma, 528 kişi okudu
SEDAT YASAK
GELİNEN NOKTA
Başkanlık sistemi hayata geçti. Erdoğan yeni kabineyi açıkladı. Kabinede bazı isimlerin atandıkları bakanlıklar dikkat çekti.
 
Mesela Hulusi Akar’ın Milli Savunma Bakanlığına getirilmesi, 15 Temmuz da yaşadığı zorluklara, devletinin ve Erdoğan’ın yanında oluşuna bir mükafat olarak değerlendirildi. Ayrıca ilk defa bir Genel Kurmay Başkanının, Bakan olarak atanması da bir başka dikkat çeken unsur oldu.
 
Milli Eğitim Bakanlığına Prof. Ziya Selçuk’un getirilmesi, pek çok kesim tarafından memnuniyetle karşılandı. Yıllardır randıman alınamayan ve sürekli değiştirilen eğitim sisteminin geldiği nokta ortada. Bu belirsizlikten çıkışı sağlayacak ismin Ziya Selçuk olarak dillendirilmesine Erdoğan da kayıtsız kalamamış olacak ki, bu önemli bakanlığa onu layık gördü.
 
Sağlık Bakanlığına Dr. Fahrettin Koca’nın getirilmesi de yüzleri güldüren ve isabet olmuş, yorumlarının yapılmasını sağlayan bir başka atama oldu.
 
En çok tartışılan atama ise, kuşkusuz Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın ekonominin ve hazinenin başına getirilmesi oldu.
 
Muhalefet cephesinde “aile kabilesi” söylemleriyle eleştirilen bu atama, piyasalarda da sancılı bir sürecin yaşanmasına neden oldu. 4.50 ye kadar düşmeye başlayan dolar, kabinenin açıklanmasından sonra tırmanışa geçti. Dünyada yaşanan dalgalanmaya bu atamanın yol açtığı belirsizlik de eklenince, ülkede döviz alış satışında ciddi rakamlar oynamaya başladı. Artan sadece dolar değildi. Piyasalar neredeyse ciddi bir krizin eşiğine geldi. Dövizdeki artışa paralel olarak altın ve gümüşün de artışı, tedirgin bir bekleyişi de beraberinde getirdi. Erdoğan’ın döviz kuru için yaptığı: “Düşecek, merak etmeyin” açıklamaları da sorunu çözüp piyasadaki belirsizliği gideremedi.
 
Özellikle dolardaki artış dikkat çekti. 11 Temmuz gecesi 4.97’yi bulması, uykuları kaçırdı. Herkes uyurken dolar adeta çıldırdı. Sabah saatlerinde özellikle Japon bireysel yatırımcıların satışlarıyla bir nebze düşüşe geçen dolar, sabaha da 4.88 le başladı. Şuanda 4.85 seviyelerine inmesine rağmen beklenen düşüş sağlanamadı.
 
Beş lira sınırına dayanan dolar ve 5.70’i bulan euro, gözleri döviz tabelalarına çevirdi. Bu kısa süre içerisinde piyasayı biraz bilen ve takip eden insanlar bu işten hatırı sayılır paralar kazandılar.
 
Geçenlerde bir arkadaşım araba almak istediğini söylediğinde, şaşırdım. “İyi de senin paran yoktu ki...” dedim. Aldığım cevap hayli ilginçti. “Yoktu ama şimdi var.” Biraz ısrar edince, gerçeği anlattı.
 
“Döviz işini takip eden yakın bir dostum var. Onu dinledim ve dolar aldım. Şimdi dolar tavan yapınca da sattım.” dedi.  Bu tür örneklerin sayısı hiç de az değil.
 
Bundan sonra ne olacağına dair kimsenin sağlıklı bir öngörüsü yok. Yılların ekonomistleri bile, geleceğe yönelik açıklamalar yapmaktan kaçınıyor. Hal böyle olunca da, piyasalardaki bu belirsizlik uzun vadeli planların yapılmasına da engel oluyor.
 
Geçen hafta sonu mağazaları şöyle bir gezdiğimde bazı ilginçliklere rastladım. Bir kere hemen her hafta sonu yaşanan o rutin kalabalıktan eser yoktu. Mağazalar neredeyse bomboştu. İnsanlar temel ihtiyaçları haricinde alışveriş yapmaktan kaçınıyordu. Önünü görememenin belirsizliği, onları temkinli olmaya iterken; tasarruf yapmak zorunda olduğu gerçeğiyle de karşı karşıya bırakıyordu. 
 
Orta direk bu kaygıyla temkinli davranırken, iki gün önce Shakira’nın İstanbul konseri ise, tıklım tıklımdı. Yaklaşık 55-60 bin biletli seyirci vardı statta. Bilet fiyatları için ortalıkta 300-500 lira gibi rakamların telaffuz edilmesi ise, belki de işin esas konuşulması gereken tarafıydı.
 
Konserdeki kalabalığa bakıp bu ülkede kriz yok demek ne kadar yanlışsa, dar gelirlinin yaşadıklarıyla da ülkede kriz var algısı oluşturmak da o kadar yanlıştır. Alt tabakayla üst tabaka arasındaki uçurum derinleştikçe bu tür örnekler de hiç azalmayacağa benziyor.
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
GELİNEN NOKTA