01 Temmuz 2018 Pazar, 412 kişi okudu
GÜRHAN GÜRSES
EYLÜL DE ÖLDÜRÜLDÜ
Kaç çocuk oldu son günlerde kaybolan…
Hesap tutan var mı?
Vicdanın ortadan kalktığının resmidir bu kayıplar.
Ahlakın bittiğinin…
Şefkatin rahmetli olduğunun…
İnsanlığın sadece sözden ibaret olduğunun…
Allah korkusunun hissedilmediğinin…
Daha ne yazacağımı bilmiyorum.
 
Haziranda eylülü yaşamak, yaz günü sonbaharı…
8 yaşındaydı Eylül tam bir haftadır kayıptı, dün onun cansız bedenine ulaşıldı.
Ah be Eylül, melül melül bakıyoruz gömüldüğün yere.
Nasıl bir canavar ki bu seni katledebiliyor?
Ve hiçbir şey olmamış gibi günlük yaşamına dönebiliyor?
Yemek yiyebiliyor, su içebiliyor, uyuyabiliyor.
Rabbim kabir azabını bu dünyada yaşat o mendebura.
Canlı canlı gömülsün.
 
Son günlerde yine kayıp çocuklardan bahsetmeye başladık.
Yine ciğerimizi söken, kalbimizi yaralayan ve aklımızı alan olaylarla karşı karşıya kalıyoruz.
Ankara - Polatlı’nın Uzunbeyli Mahallesi…
Bursa’dan yaz tatili için geldiler buraya ailecek.
22 Haziran’da kayboldu Eylül.
Tam bir haftadır aralıksız aranıyordu.
Komşusundan şüpheleniliyordu ailenin.
Şu an tutuklu.
Bütün deliller onu işaret ediyor.
 
Ailenin üç çocuğundan en küçüğüdür Eylül.
En savunmasızı, en masumu…
Bir elektrik direğinin dibinde gömülü bulundu Eylül’ün bedeni.
Eylül maalesef katledildi.
Eylül’ün gömüldüğü yerdeki direği de şu an tutuklu olan komşuları dikmiş. O toprağın yumuşak olduğunu biliyordu. Görenlerin şüphelenmeyeceğini tahmin ederek oraya götürdüğü düşünülüyor.
Kaç Eylül’ü daha kaybedeceğiz?
Kaç anne babanın yüreği yanacak yine?
İbreti âlem olacak cezalar neden verilmez?
Hazır meclis toplanacakken ilk iş olarak bu karar alınsın: İdam.
İnanın toplumun tamamı sizi destekler.
 
Eylül ağrısı yüreğimizde…
Gözyaşları getirmez geriye Eylül’ü.
Nasıl bir toplum haline döndük ona şaşıyorum.
Nasıl bu kadar vahşileştik.
Yabanileştik.
 
Eğitim üzerine yeniden düşünmemiz gerekir. Belki on yirmi sene daha geçecek ama olsun hiç değilse yarının Türkiye’sini bu tür sapıklardan, manyaklardan, dangalaklardan kurtarırız. Milli mutabakat yoluyla bir sistem oluşturmalıyız. Ve ahlakı birinci ders olarak vermeliyiz. Doğruluğu, iyiliği, güzelliği… İnsan yaşamına saygıyı, değeri, yeryüzünde yaşayan bütün canlıları sevmeyi, onları korumayı… Eğitim sisteminin sadece başarıya odaklandığı, öğretmenlerin anne baba dâhil herkesçe sadece öğrencinin başarısıyla ilgili sorumlu tutulduğu bir sistemden bahsediyorum. Yanlış işte, bir çocuğu kazanabilirsek o eğitim, eğitim olur gözümde. Bir çocuğu iyiye, güzele yönlendirebilirsek o eğitim hakkıyla verilmiş olur. Bütün dersleri yüz ama kimseye saygısı yok… Hiçbir yaptırım yok. Hiçbir değer yok. Onlarca şehit verdiğimiz günlerde bile çocuklar bunun bilicinde değil. Milliliği, yerliliği ve ahlaklılığı tek değil evrenselliği ve insanlığı da verebilen bir sistem…
 
Mesela dürüstlüğü Akif’i ders olarak verebiliriz, sevgiyi Yunus’u işleyerek, gönlü Mevlana’yı, insana saygıyı Pir Sultan’ı… Söylenecek çok şey var. Sosyolojik, psikolojik, ekonomik, dini boyutları da var diyeceksiniz. Ben de tüm bunlara karşı şunu söylemek istiyorum: İnsan olmayı öğretemiyoruz. Her şeyden önce insanız, yaşama hakkımız var. 
 
Bir Eylül sancısı var yüreğimizde. Ölmesin diyoruz çocuklar ama yaşayan sapıklar daha fazla çocuklardan. Oysa bizler daha çoğuz sapıklardan. Yan yana gelemiyoruz, onlara karşı bir olamıyoruz. Öyle kütüklere keskin balta olamıyoruz işte.
 
 
 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
EYLÜL DE ÖLDÜRÜLDÜ