26 Kasım 2019 Salı, 343 kişi okudu
EVDEKİ ÖĞRETMENİM RAHMETLİ BABAMDI
Öğretmen; öğretendir, eğitendir, rehberdir, öğrenmeyi öğretendir, öğrencileri işleyerek şekil verendir,  ona meslek kazandırandır, çocuk ve gençlerin  kişilik gelişimlerinde çok fazla etkisi olan rehberdir. Özellikle ilköğretimde çocuğun örnek aldığı büyüğü öğretmen değil midir? Bazen anne babasının yaptıramadığını, öğretmen bir defa söylemeyle yaptırabilir.
 
İlköğretim yıllarında çocuk adeta hamur gibidir. Çevre faktörüyle birlikte öğretmenin eğitilmesiyle şekillenir.
 
Öğretmen öğreten mi? Öğretmen öğrenmeyi öğreten mi? Öğrenciyi mutlu eden mi?  Öğretmen öğrencisinin mutluluğu ile mutlu olan mı? Öğrencinin başarı grafiğini hazırlayan mı? Öğrencinin yüreğine dokunan mı?
 
Öğretmenler yıllar önce çok sıkıntılı koşularda çalışmışlardı.Ulaşımın atlar ya da kızaklarla gerçekleşebildiği yıllarda at geçmez kervan geçmez yerlerde görev yaptılar. Yine öğretmenler birleştirilmiş sınıflarda imkânsızlıklar içerisinde görev yaptılar. Gittikleri köylerde bölgenin iklimine göre bazen aylarca ulaşım kesilmişti.  Köylere giden öğretmenlerimizin barınma yerleri için köy muhtarları evlerini açtılar.Öğretmen köylerinde örnek insandı, her yaşın hatta birçok konunun danışmanıydı. Koşullar zor ama öğretmene sevgi, saygı güven bugünden çok daha fazla değil miydi? Öğretmenlik mesleği tamamen özveri ile çalışılacak görevler gurubuna girmektedir.
 
Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı bitmeden Ankara’da Maarif Kongresi düzenleyerek eğitime verdiği önemi yine burada tekrarlamıştı. “Öğretmenler Yeni Nesil Sizin Eseriniz Olacak” ifadesi ile öğretmenin değerini, görevini ve oldukça fazla da sorumluluk aldığını anlatmıştır.
 
Gelelim günümüzde öğretmenin imajı ne? Ne kadar sahip çıkılıyor? Ne kadar tercih edilen meslek? Bu meslek ne kadar cazip hale geldi? Toplumun gözünde öğretmenin anlamı,  değeri ne? Öğretmenlerin toplum üzerindeki imajı ne? Bu ve sıralanacak sorulara cevap aranırsa buruklaşmamak mümkün değil.
 
Eğitimin her kademesinde çalışan bir eğitimci olarak bu mesleğin meslek aşkıyla yapılırsa, başarıya ulaşılacağına inanıyorum. Günümüzde sık sık duyduğumuz yaptığı iş karşılığında aldığı maddi katkıyı denk görmeyen ve “bu maaşa bu kadar çalışma yeterli” diyen zihniyete üzülüyorum ve kınıyorum. Hizmetinin karşılığını alamadığına inanan eğitimci faturayı eseri olacak öğrencilerine yansıtmamalı. 
 
Yıllar öncesine gittim. Lisede öğrenciyken ÖSYM’nin yaptığı sınavlar sık sık değişiyordu. Ortaöğretime öğretmen yetiştiren 3 yıllık Eğitim Enstitü sınavları ayrıca yapılacaktı. Müdür Yardımcımız Tarih Hocamız Mustafa Öztürk sınıfa üç tane başvuru formu ile gelerek form sayısının sınırlı olduğunu belirtti ve ben dâhil üç öğrenciye verdi gitti. Almak isteyenler var ancak form yoktu. Ben de sanırım başarılı öğrenciler arasında olmama güvenerek formu iade etmek istedim, böylece başka bir faydalanan olurdu. Müdür yardımcımız formu neden iade etmek istediğimi sorduğunda, çocukluk olacak ki “öğretmenlik mesleğini sevmiyorum” demiştim. Bu arada sınav şekli değişti, ben yine öğretmenlik mesleğini seçtim. Mesleğimi çok seviyordum. Yatırımımız olan öğrencilerdeki değişimi görmek, velilerden olumlu dönütler mutluluktu. 
 
Birkaç yıl çalıştıktan sonra yurt dışına gitmem nedeniyle ücretsiz izin alma yollarını araştırıyorduk.O o zamanki okul Müdürü Hadi Önal Hocam ile Milli Eğitim Müdürlüğüne gittiğimizde karşımda Mustafa Öztürk Hocamı idareci olarak gördüm. Konuyu anlattığımızda gülümseyerek bana baktı “Nurhayat zaten öğretmen olmak istemiyordu” diyerek o ayıbımı yıllar sonra dile getirmişti. O yaşta her ne düşünmüş isem şimdi diyorum ki iyi ki, iyi ki öğretmen olmuşum.
 
Yıllarımı verdiğim eğitim ordusu içerisinde bir gün pişmanlığım olmadı. Hazinemiz, sermayemiz çocuklar ve gençler. Biz eğitimciler evraklar ile muhatap değiliz. Öğrencinin okula başlayışı ile mezuniyeti arasındaki gelişimi izlemek, bir fidanın büyüyüp çiçek açıp meyve verme süreci gibidir.
 
Aradan yıllar geçiyor, mezun öğrencilerin her birisinin ülkesine farklı alanlarda hizmet vermek çabasıyla farklı platformlarda çalıştıklarını görüyoruz. Çevresi tarafından sevilir ve aranır olduğunu görüyorsunuz, onların yuva kurduklarını, anne-baba olduklarını görüyorsunuz,  Herhangi bir yerde bir gencin gözleri parıldayarak size hocaammm…diye sarıldığını, ellerinizi tuttuğunu görüyorsunuz…
 
Evladınız gibi hissediyorsanız,  O kişinin eğitiminde az da katkım oldu diye mutlu oluyorsunuz… Özel günlerde yıllar önce mezun çocuklarımızın mesajları ile gününüz daha anlam buluyorsa, onların sevgi ve vefa duygularını yaşıyorsanız geçmişi güzel anılar ile hatırlıyorsanız bundan güzel hediye olabilir mi?
 
Emektar öğretmenlerimi bir kez daha minnet ile anıyorum. Böyle güzide bir mesleğin başöğretmenliğini yapan Ulu Önder Atatürk’ü, eğitime emek vermiş tim eğitimcileri asla unutamayacağım. Her zaman dile getirdiğim benim evdeki öğretmenim Allah Rahmet Eylesin babamdı. Babam için çocuğunun başarısız olması söz konusu olamazdı. Okul öncesi okumayı öğrettiğini, Lise yıllarında özellikle Matematik ve Divan Edebiyatı derslerinde ciddi anlamda desteğini nasıl unuturum? İlkokula başladığımda bana okul sevgisini aşılayan sevgi dolu yüreğini açan Yusuf Selçuk öğretmenimi nasıl unuturum?
Lise öğrenimimde matematik dersimizi sıkıcı olmaktan çıkaran Melahat KİZİROĞLU öğretmenimi, Kimya dersinde atom yapısı ve mol konusunu anlatırken, dersin enerjisini beden diliyle anlatan Yaşar BÜYÜKER öğretmenimi, Divan Edebiyatı gibi ağır kalıpları bize sıkmadan, sıkılmadan anlatan ve Müdür Yardımcısı olarak güleri yüzü ile anımsadığımız Temel YAZICI öğretmenimizi, Hatice KIYAK Öğretmenimi, şık giyimiyle Coğrafya öğretmenimiz Müjgan TURGAN öğretmenimizi, Müşfik yapısıyla Tarihçi Şevket ÖZBAY öğretmenimizi, yine bir yarıyıl gördüğümüz çok centilmen Fadlı Özbay öğretmenlerimizi aradan uzun yıllar geçtiği halde dün gibi hatırlıyorsak, derin izler bırakmışlardır. Şu anda onlardan aldığımız misyonu biz uygulamaya çalışıyoruz onlara minnettarız ve her zaman saygıyla anıyoruz. Elbette yüreğimize dokunan birçok öğretmenimiz vardır. Şu an ilk aklıma gelen isimlerdi. 
 
Diplomaları ellerinde, kepleri başlarında,  atama heyecanı yaşayan, genç öğretmenlerimiz iyi donanıma sahip olunuz, yolunuz açık, yüreğiniz insan ve meslek aşkıyla dolu olsun.
 
 
 
 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
EVDEKİ ÖĞRETMENİM RAHMETLİ BABAMDI