09 Mayıs 2018 Çarşamba, 759 kişi okudu
SEDAT YASAK
ESRARENGİZ KOMŞU
Üniversiteden mezun olduktan sonra, bir AVM de mağaza sorumlusu ve kasiyer olarak çalışmaya başladım. 
 
Ailemle aynı sitede bir daire kiraladım ve bu sitenin bahçesinde sade bir düğünle de evlendim. 
 
Ev çok güzel olmasa da eşsiz bir manzaraya sahipti.
 
Eşimle bu evin balkonunda yemek yer, müzik dinler, sohbet ederdik. İskenderun’da balkon kültürü denen bir gerçek vardı.
 
Yazın balkonlarda yenilir, içilir, uyunur, sohbet edilirdi. 
 
Serin bir yaz sabahıydı.
 
Erkenden uyandım.
 
Evleneli daha birkaç gün olmuştu.
 
Balkona çıkıp bir sigara yaktım.
 
Eşsiz İskenderun manzarasını izlemeye başladım.
 
Şehre tepeden bakmanın keyfi anlatılmayacak kadar güzeldi. 
 
İskenderun ayaklarımın altındaydı, hemen karşımda da eşsiz güzelliğiyle masmavi Akdeniz uzanıyordu.
 
Onun önünde ise, zeytin ve turunçgillerin boylu boyunca uzandığı yemyeşil bir dere ve denize dikine uzanan tüm ihtişamıyla Amanos Dağları… 
 
Gözlerimi kapatıp balkonun korkuluklarına dayandım.
 
Deredeki kuş cıvıltılarıyla ve kurbağaların tatlı bir melodiyi andıran haykırışlarıyla kendimden geçtim.
 
Birkaç dakika sonra:
 
“Günaydın komşu.
 
Seni de uyku tutmamış anlaşılan.” diyen bir sesle kendime geldim.
 
Bizim gibi yeni evlenen yan dairedeki bey efendinin sesiydi bu.
 
“Günaydın” diyebildim güçlükle.
 
Tanıştık. Adı Mehmet’ti. Bir kamu kurumunda çalışıyordu.
 
35-40 yaşlarındaydı. Son derece güler yüzlü, sıcak, hoş sohbet biriydi.
 
Konuştukça bu sıcaklık karşı tarafa geçiyordu.
 
Kendini dinletmek bir meziyetti ve Mehmet Bey bunu çok iyi başarıyordu.
 
“Siz de yeni evlisiniz galiba.
 
Allah mutlu etsin inşallah” dedi.
 
“Teşekkür ederim.
 
Size de mutluluklar diliyorum.
 
Huzurlu, sağlıklı bir hayatı birlikte yaşamayı nasip etsin Rabbim.” dedim. 
 
Öylesine içten bir “Amin” döküldü ki dudaklarından, bu hayatın öncesinin çok da istenildiği gibi geçmediği anlaşılıyordu.
 
“Biliyor musunuz, bu benim ikinci evliliğim.” dedi.
 
Yanılmamıştım.
 
“Öyle mi?” dedim toparlanarak…
 
“Evet. İlk evliliğim birkaç ay sürdü.
 
Dolaysıyla çok yıprandım.
 
Hem maddi hem de manevi olarak…
 
Bu sebeple bu evliliği yapma konusunda karar vermem çok da kolay olmadı. İnsanın sütten ağzı yanınca…” cümlenin devamını getirmedi.
 
“Anlıyorum” diyebildim.
 
Sigarasından derin bir nefes çektikten sonra devam etti:
 
“Geçen gün sizi sitenin yürüyüş alanında gördüm.
 
El ele geziyordunuz yenge hanımla.
 
Çok mutlu oldum sizi böyle uyumlu ve mutlu görünce…
 
Evden çıkarken, eve girerken birbirinize olan sevginiz, saygınız takdir edilecek türden.
 
Geçen gün eşime de sizin bu uyumunuzu anlattım.
 
Üzerine konuştuk hatta… 
 
Her cümlesiyle beni şaşırtmaya devam ediyordu.
 
Onun sıradan biri olmadığına, hatta esrarengiz biri olduğuna inanmaya başlıyordum. 
 
Yaşadığım birkaç saniyelik dalgınlıktan sıyrılarak onu dinlemeye devam ettim.
 
“Üstelik bir AVM de çalıştığını, çok kazanmadığını, dolaysıyla ailenin desteğiyle düğünü yaptığını da biliyorum… “
 
Dur bakalım, daha neler duyacaksın, dedim kendi kendime.
 
“Bütün bunların evinizdeki huzura olumsuz olarak yansımaması da takdir edilecek türden.
 
Bence siz önemli bir mücadele veriyorsunuz ve bu mücadele her anlamda övgüyü fazlasıyla hak ediyor inan bana...”
 
Daha evleneli bir hafta bile olmamıştı.
 
Bütün bunları biliyor olması çok şaşırtmıştı beni.
 
Üstelik söyledikleri de doğruydu.
 
Kimdi bu adam, bir ajan, bir istihbaratçı mıydı yoksa?
 
Sonra bir istihbaratçı kendini bu kadar açık etmez diye geçirdim içimden.
 
Üstelik bu derece art niyetle düşündüğüm için de kızdım kendime.
 
Kaldı ki, benim incelenmeye değer istihbaratlık bir hayatım da yoktu.
 
Mehmet Bey ise devam etti:
 
“Ben iş gereği her tür insanla muhatap oluyorum.
 
Bu sebeple de insanları biraz tanırım.
 
Kurulan cümleler, sarf edilen sözler, hatta mimikler kişiyi ele verir...
 
İnsanın yüreğinin güzelliği dışa vurur, yüze sirayet eder derler ya...
 
İnan bana Sedat kardeşim, sen de bu güzelliği görebiliyorum.
 
Güleç yüzün, samimiyetinin boyutu hakkında bir dolu fikir veriyor bana.”
 
Ne diyeceğimi bilemedim.
 
Mehmet Beyin söyledikleri beni çok mutlu etmişti etmesine ama bir o kadar da utandırmıştı.
 
Pek alışık olmadığım bu övgü dolu sözlere sadece teşekkür edebildim.
 
Sonra insanları bu kadar iyi tanıyan birinin ilk evliliğinde hüsrana uğramasının şaşkınlığı da kafamda soru işaretleri oluşturdu.
 
Yine de üzerinde çok durmadım.
 
“Bir akşam yenge hanımla birlikte yemeğe bekliyoruz sizi.
 
Gelirseniz çok mutlu oluruz.
 
Hem etraflıca sohbet ederiz hem de birbirimizi daha yakından tanımış oluruz…
 
Hem bakarsınız iş konusunda size yardımım da dokunur.
 
Belki daha çok kazanıp daha az yorulacağın bir işe girmene yardımcı olurum, kim bilir.” dedi gülümseyerek.
 
“Çok düşüncelisiniz.
 
Sağ olun. Düşünmeniz yeter…
 
Yemek konusuna gelince, inşallah…” diyerek her şey için teşekkür edip içeri girdim, kafamda bir dolu soru işaretleriyle…
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
ESRARENGİZ KOMŞU