07 Şubat 2019 Perşembe, 1215 kişi okudu
EN İYİ BEN BİLİRİM
 
Bütün kadınlar çiçektir diye duymuştum bir zamanlar. 
Benimseyememiştim.
Ve hiç bir zaman benimsemek nasip olmadı. 
Oysa kulağa ne hoş geliyordu.
Ah!
Ne zaman bir saksı çiçeği koysam penceremin kenarına, ertesi hafta o saksı boş kalırdı. 
Sevdiğim şeyleri kaybetmek nedir en iyi ben bilirim zannediyordum. 
Sevmedim de bir daha zaten. 
Vazgeçtim çiçeklerden. 
Kimsem olmasındı derdime ortak olacak. 
Ne zaman olmuştu ki.
Hem küsmüştüm ben artık çiçeklerden. 
Sonra; 
Siyah bir kafes alıp içine iki muhabbet kuşu iliştirdim. 
Bana geldiklerinde uçmayı dahi bilmiyorlardı. İnanmazsınız ben öğrettim.
Bazı geceler gün ışıyana kadar onlarla konuşuyordum. Sonra o bazı geceler yerini her geceye bıraktı. 
Adlarına aldanmışım meğer. 
Oysa “ çok muhabbet tez ayrılık getirir “ sözünü tasdiklemekten öteye gidememiştim. Halbuki kelimeler ağırdı, kuşlar konuşsalar uçamazdı, nasıl da unutmuşum. 
Ahmet Arif’in şiirleri bile beni böylesine kederlendirememişti. 
İnsanız ya vazgeçmedim tabi. Ya da benim şu iflah olmaz hallerim. 
Kafesi güzelce bir temizledim, içine bir cennet papağanı iliştirdim. Onunla hiç konuşmamaya kararlıydım, konuşmadım da. Ama odada hafifçe dalgalanan müziğin sesi ile kafesinin kapısını aralamayı da ihmal etmedim. 
Dört duvarı dört diyar belleyişini izliyor, ona sunduğumu sandığım özgürlükle övünüyor ve mutlu oluyordum. 
Durmak bilmiyordu. Nasıl bir tutkuydu onda özgürlük.
Neden durmuyordu? 
Durmalıydı artık. 
Benim varlığımı unutamazdı, ona yaklaşan ellerimi yabancı bilmemeliydi.
Tutmaya çalıştıkça daha çok kaçtı. En son duvarda asılı olan tabloma konmak isterken yere düşüşünü işittim. 
Avuçlarımı sevdiğini düşündüğüm, şimdi avuçlarımda öylece... 
o minik ciğerlerinin koca bir adam misali inip kalkışı hala zihnimde. Uçmayı değerli kılan sadece özgürlüktü ve bir cennet papağanı sadece cennette özgür olacaktı. 
Oysa ki ben koymuştum adını Name’nin. 
Bu çok sevdiği ellerin arasında vermişti son nefesini. Sevdiğini kaybetmeyi en iyi ben bilirim zannediyordum fakat artık zannetmiyorum. 
En iyi ben biliyorum.
Çok seviyordum, ölçüsüzce sahipleniyor kaybediyordum. 
Siyah kafes hâlâ odamın bir köşesinde boş bir halde anlatır bana her defasında gerekenleri. 
Boş saksılarımın içini ise kaktüslerle doldurduğum zaman anladım, “bütün kadınlar çiçektir” demeye bin şahit gerektiğini.
Okuyucu Yorumları
EN İYİ BEN BİLİRİM