02 Aralık 2017 Cumartesi, 1323 kişi okudu
ELAZIĞ BELEDİYESİ NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR
Harput’u bilenler bilir…
 
Dört bin yıllık geçmişe sahip kadim bir yerdir.
 
Bu nedenle hem bölgesel hem de ulusal anlamda önemli bir yeri vardır.
 
Bu geçmişin de bir birikimi olan kendine has kültürü de meydana getirmiştir.
 
Harput’un Türklerin idaresine geçmesiyle, Türk kültürünün günümüze kadar taşındığını söylemek mümkündür.
 
Bundan dolayı bu kültürün günümüzde de muhafaza edilmesi oldukça önemlidir.
 
Bu noktada şehrin yöneticilerine büyük işler düşmektedir.
 
Ancak bu şekilde Harput’un kültür mirası korunabilir. 
 
Harput’ta yürütülen kazı ve yenileme çalışmalarını yakından takip etmekteyim.
 
Yapılan çalışmalarının tam anlamıyla bir başarıya ulaştığını söylemek güç olsa da belediyenin bu girişimlerini tebrik etmek gerekir. 
 
Her işin bir usulü olması gerektiğini bilmek gerekir.
 
Bu bilinç aynı şekilde Harput’ta da ortaya konmalıdır.
 
Kültürel miras adı altında yapılan kazı ve yenileme çalışmaları özenle yapılmalıdır.
 
Bu özenin gösterilip gösterilmediğini şu olayla anlamak mümkündür: 
 
Harput Ulu cami eğik minaresi ile bilinmekte ve bu yönüyle uluslararası bir üne sahiptir. 19. Yüzyılda bu caminin hemen yanında Sürp Garabet Kilisesi (Kızıl Kilise ile karıştırmamalıdır.) vardı.
 
Bu kilise 1850 yılında zarar gördüğü için tamir edilmek istenmiştir.
 
İzin alınmış ve kilisenin etrafında yer alan evler de yıkılarak genişletip yeniden inşa edilmiştir.
 
Bu duruma tepki gösteren Müslüman ahali, konuyu Merkeze (İstanbul) kadar taşımıştır.
 
Olayın merkeze taşınması olayın ne kadar ciddi olduğunu göstermektedir.
 
Merkezden gelen bir kararla kilisenin yıkılması uygun görülmüştür.
 
Bu süreç sonrasında kilisenin yeniden inşa edilmesi için çalışmalar yapılmış ve 1918’ de sonuç alınarak tekrar inşa edilmiştir.
 
Birinci Dünya Harbi’nin henüz yeni bittiği bir dönemde bu kilisenin tekrar inşa edilmesi oldukça dikkat çekicidir.
 
Yine aynı şekilde çok geçmeden inşa edilen bu kilise 1922’de tekrar yıktırılmıştır.
 
O tarihten beri bir daha bu kilisenin tekrar inşa edilmesi söz konusu olmamıştır. 
 
Olayın bir kısır döngü içinde olduğu açıkça bellidir.
 
Bu kilise Sarahatun cami ile Ulu cami arasında, Ulu caminin ise hemen yanında yer almaktaydı.
 
Fakat yıktırıldığı için o alan boş kalmış ve günümüzde de o arazi üzerinde bir yapı bulunmamaktadır. 
 
Harput’un UNESCO’ ya aday edilme sürecinde bu arazi üzerinde bir kazı çalışması başlatıldı.
 
Kazı çalışması KUDEB tarafından üstlenilmiştir.
 
KUDEB’in küresel bir fon tarafından finanse edilen ve daha çok kilise yenileme çalışmalarıyla ön plana çıkan ÇEKÜL’ ile ortak hareket etmesi oldukça dikkat çekicidir. 
 
KUDEB’in bu arazi üzerinde kazı çalışması yapmasının amacı; kayıp bir mahalle olduğu iddia edilen Cami-i Kebir mahallesini bulmak, evlere ulaşmak ve bedesteni ortaya çıkarmaktır.
 
Yani kendilerinin ifade ettiği neden bu şekilde.
 
Ancak bu neden, geçmişe baktığımızda hiçte gerçekçi durmamaktadır.
 
Yapılan kazı çalışmasının bulunduğu alanda daha önce de belirttiğim gibi bir kilise vardı.
 
Yani orada ne bir ev ne de bir bedesten bulmak imkânsızdır.
 
Bu alan Elazığ belediyesi tarafından koruma altına alınmış ve etrafına çitler çekilmiştir. 
 
Peki, sormak istiyorum: 
 
1. Kazı çalışması yapılan bu alanda daha önce bir kilise olmasına karşın neden bir bedesten arayışı içerisine girilmiştir? 
 
2. Bu kazının gerçekteki amacı nedir? Bedesten aramak bahanesiyle asıl aranan nedir?
 
3. Bölgede yapılması planlanan bir takım emeller mi var? 
 
4. Bedesten bahanesiyle kalıntıları bile olmayan bir kilise yeninden inşa mı edilmek istenmektedir?
 
5. Kazıyı yürüten kişi veya kişiler orada bir kilisenin olduğunu bilmemekte midirler?
 
6. Elazığ Belediyesi bu kazıya neden destek vermekte ve neden bu kilisenin ortaya çıkarılmasına göz yummaktadır? 
 
Harput’un bir Türk İslam yurdu olduğunu hazmedemeyenler, bölgede dolaylı olarak bir takım emelleri gerçekleştirmek istemektedirler.
 
Bu emellerinin gerçekleştirilmesi için de şehrin idari makamları kullanılmaktadır. 
 
Bu idari makamlar asıl yapılmak istenenleri görmekle mükelleftirler.
 
Harput’un her daim bir Türk İslam yurdu olduğunu dile getiren şehrin yöneticilerinin, bu gibi durumların önüne geçilmesi için tedbirler alması gerekmektedir. 
 
Son olarak Harput’ta kalıntıları dahi olmayan bir kilise, bedesten aramak bahanesiyle tekrar inşa edilmek isteniyorsa, kimse kusura bakmasın ama ben buna sessiz kalamam.
 
Üstelik bu kilise Ulu Cami’nin hemen yanında yapılmak istenmektedir.
 
Minarelerinden ezan sesinin duyulduğu bir caminin yanında çan çaldırmak isteyenlere karşı dikkatli olunmalıdır… 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
ELAZIĞ BELEDİYESİ NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR