14 Nisan 2019 Pazar, 83 kişi okudu
GÜRHAN GÜRSES
EĞİTİMCİYE ŞİDDETE HAYIR!
Üzülmemek elde değil. Çaresiz kalışınız, elinizden bir şey gelmemesi… Bu çocukların nasıl canavar haline geldiği… Öğretmenin nasıl hedef olduğu… Cana nasıl bu kadar kolayca kıyıldığı… Bu öfkenin nasıl da gözleri kararttığını da anlayamıyorum.
 
Bırakalım bizler de her şeyi. Saldım çayıra Mevla’m kayıra diyelim. Nerede inceyse orada kopsun! 11. sınıf öğrencisi nasıl da meraklıdır öldürmeye, yaralamaya, darp etmeye… Nasıl bu hale geldik aklım almıyor.
 
Eskiden anne baba kadar kıymetli ve itibarlıydı öğretmenlik. Şimdi ise tam öldürmelik… Sövmelik… Hakaret etmelik… Hiçbir öğretmen hak etmiyor bunu ve hiçbir anne babanın da buna hakkı yok hele bir sübyanın hiç hakkı yok.
 
Kimse kendi çocuğunda ya da kendisinde hata aramıyor, kusur bulmuyor. Varsa yoksa öğretmen suçlu. Çocuk sigara içer öğretmen suçlu… Parasını veren öğretmen değildir herhalde! Çocuk derste uyur öğretmen suçlu… Gece o çocuğun uyumasını sağlayacak olan da öğretmen değildir sanırım! Çocuk küfreder öğretmen suçlu… Kavga eder öğretmen suçlu… Makyaj yapar… Telefonla oynar… Tek suçlu öğretmendir.
 
Eskiden öğretmenin arkasında duran veliler bugün çocuklarının arkasında durduğu için bu hale geldik. Çocuğunun yanlışı söylerse öğretmen, çocuğuna iftira atıyordur mutlaka. Böyle anlıyor ebeveynler! Herkesin çocuğu bembeyazdır ve okula öyle gelmiştir. Ailede sorun yoktur. Her şey mükemmeldir ama bu mükemmelliği bozan öğretmendir. Bu ritme çomak sokan öğretmendir. Uzatabiliriz.
 
Esasen anne babaların eğitilmesi lazım… Armut dibine düşer. Anne baba neyse çocuğu da o’dur. Çok şey beklemeyin öğretmenlerden. Önce evde başlar eğitim. Sizin bir kelimeniz dahi onlar için önemlidir. Küfrederseniz çocuğunuz da eder. Silahınız varsa çocuğunuzun da silahı olur. Nasıl yön verirseniz öyle uzayıp gider çocuğunuz. Siz çocuğunuzun yönünü olumluya, iyiye, güzele göre şekillendirirseniz öğretmen de öğrenciyi o yönde bir adım ileriye taşır. Hem siz kazanırsınız, hem öğretmenler kazanır, hem çocuğunuz, hem de ülkemiz… El ele verin öğretmenlerle, sırt sırta… Çocuklarınızın yanında atıp tutmayın öğretmenleri hakkında. Asarım, keserim, sürerim gibi laflar etmeyin. İletişim kurun. Öğretmeni düşman olarak değil can parçanıza can katacak olan hayati bir şey olarak düşünün.
 
Gebze Atatürk Anadolu Lisesi Müdür Başyardımcısı Necmeddin KUYUCU, odasında 11. sınıf öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Ne hazin bir durumdur bu. 11. sınıf öğrencisi… Öldürdüğü öğretmenin çocuğu kadar belki de… Nasıl da kolay olmuş vurmak, öldürmek… Kalemle kitapla haşir neşir olması gereken çocuklar bıçakla, silahla dolaşıyor okullarda. İzledikleri dizi filmlerin topluma yansıması olarak da okuyun bunu. Kollarına çizdikleri film sembollerinin de, okul sıralarına kazıdıkları film işretlerinin de bu cinayette ipucu olduğunu, defterlerine yazdıkları olumsuz film kahramanlarının da bu cinayette rolü olduğunu düşünüyorum. Katil sadece o çocuk değildir!
 
Filmdeki kabadayıların, mafyaların yürüyüşünü taklit eden, onların oturuşuna hayran hayran bakan, sözlerini ezbere bilen, içtiklerini içen, sıktıklarını sıkan, kestikleri raconu arkadaşlarına ve öğretmenlerine kesen bu züppeler okullarda onlarca, yüzlerce, binlerce var. Giydikleri tişörtlerden, saç kesimlerine kadar tesiri altında kaldıkları bu sahte kahramanlar onların bir nevi idolü, olmak istedikleri tipler olarak karşımızda en büyük sorun olarak durmaktadır.
 
Söylenecek çok şey var aslında. Çünkü söyledikçe bazılarını rahatsız ediyorsunuz. Hiç de sorun yok diyenler gördüm, şaştım. Bu işin içinde olanlarız. Evinizde kuzu beslediğinizi zannediyorsunuz ama sokağa saldığınızda ya da okula gönderdiğinizde kuzu sandıklarınızın aslında birer canavar olduğunu bizler görüyoruz. Ama bunu size anlatamıyoruz. Sizin evde baş edemediklerinizle biz okulda baş edebilir miyiz? Bir tane değil, iki tane değil, üç tane değil… Herkes okuma zorunda değildir. Bunu da anlayamıyorum. Gördüğüm şu: Okumak istemeyen bir çocuğu okulda tutmakla o sınıftaki çocukları da kaybediyoruz. Farklı alternatifler geliştirilebilir bu okumak istemeyenlerle ilgili. İyi bir öğrencinin kötü bir öğrenciyi iyiye çevirdiğine şahit olmadım. Ama kötü bir çocuğun iyi bir öğrenciyi kötüye çevirdiğine çokça şahit oldum.
 
Üç çocuk babasıydı Necmeddin Öğretmen. Kandilden dolayı oruçluydu. Odasındaydı. Bıçağı yahut tabancası yoktu. Yaşamayı, yaşatmayı veremediğimiz ve kendi ellerimizle 11. sınıfa kadar getirdiğimiz bir canavar tarafından katledildi. Aşırı kan kaybından damar yolu dahi bulunamamış Necmeddin Öğretmen’in, en ölümcül yerlere atılmış bıçak… Eğitim olumlu yönde mi etkiliyor çocuklarımızı olumsuz yönde mi? Bozuyor mu düzeltiyor mu? 11. sınıfa kadar en basit ifade ile insan yaşamının vazgeçilmezliğini ve hakkını bu çocuğa öğretememişsek başımızı önümüze alıp düşünmemiz gerekir.
 
Suçluyuz! Çocuğumuzla ilgili her şeyi öğretmene bırakmışız; cep telefonunu engelle, giyim kuşamını düzelt, oturup kalkmasını, makyajını, sigarasını, küfrünü… Özür dilemeyi, teşekkür etmeyi, hakkı gözetmeyi, hakka uymayı… Test çöz, üniversiteye yerleştir. Kendi çocuğuna sahip çıkamayan, okulda öğretmenin çocuğuna sahip çıkmasını istiyor. Çocuğumuz okulda olsun da ne yaparsa yapsın anlayışı çok velide var. Kırsın, küfretsin, kavga etsin, hakaret etsin, sigara içsin, uyusun. Öğretmenler de görmezden gelsin!
 
Son olsun demek istiyorum ama pek de umutlu değilim bu yönde. Rabbim ıslah etsin raydan çıkanı. Allah korkusu olsun kalplerde. İnsana ve insan yaşamına saygı her şeyin önünde dursun.
 
Eğitim şehidimiz Necmeddin Öğretmen’e rahmet diliyorum geride bıraktığı üç çocuğuna eğitim camiası olarak sahip çıkılmasını istiyor ve kederli ailesine sabır diliyorum.
Okuyucu Yorumları
EĞİTİMCİYE ŞİDDETE HAYIR!