11 Temmuz 2017 Salı, 845 kişi okudu
DUY KÖHNE DÜNYA
II.Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan en büyük soykırım olarak tarihe geçen, tarihin en trajik olaylarından biri olarak 20. Yüzyıl sonlarına doğru Bosna’da yaşanan, Birleşmiş Milletlerin sözde güvenli bölge ilan ettiği yerde en az 8.372 kişi katliama maruz kalarak yaşamlarını yitirenlere rahmet, geride kalanlara sabırlar diliyorum.
 
Duy köhne dünya, gör ey kör talih..
 
Anadolu toprağı gibi Anadolu insanın kaderi aynı..
 
Sivil toplum örgütlerinin basın açıklaması…
 
Şiddetin her türlüsüne olmalıydı cümleler..
 
Savaşlara da dur denilmeliydi.
 
Vatanın da vatansızlar tarafından katledilenlere karşı da..
 
Bir söz söyleyeceksek şimdi olduk memlekette muhacir.
 
Sivil toplum örgütlerinin bir basın açıklamasındaki yanlış değerlendirmesinde toplama bir millet olduğumuz vurgulanmaktadır.
 
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken şehit düşen Çerkesleri asla bir başka halk ile kıyaslayamayız.
 
Bu yanlış tekrarı asla duymak istemiyoruz.
 
Asil milleti çok üzer.
 
Vatanını savunmayıp toprağından uzaklaşan milletlere eş tutulmasını esefle kınıyorum.
 
Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya dediğimiz ecdadın bıraktığı topraklarda yaşayan insanlarımızı yani ‘muhacir’ diye adlandırdıklarımız Türk’tür Türk…
 
Koca bir imparatorlukken bıraktığımız kardeşlerimizin Türk olduğunu unutmuşuz.
 
Muhacir diye adlandırarak aynı eş değerde tutulan ırkımızdan uzak milletleri hangi düşünceyle eş tutabiliriz.
 
İnanın ırkçı değilim şiddetin ne türü olursa olsun asla ve asla onaylamam ve insan olan hiç kimseye yapılmasını da istemem.
 
Ülkemde hazırlıksız bir göç olayı her dengeyi alt üst etmiş durumda..
 
Atalarımızın şehit düştüğü bu kutsal topraklarımız da yarınımızın ne olacağı düşüncesiyle ülkemin bir taşına zarar gelmemesini düşünerek yaşamımızı umutsuzluğa götürme sebebidir bu düşünceler..
 
Mağdur insanlar dedik aramıza aldık. Gencimiz öldü, ev sahipleri öldü.
 
Hiç sesimiz çıkmadı. İsterdim ki bu vatandaşlarımız içinde basın açıklaması yapılsın.
 
Şiddeti onaylamıyorum, yanlışa yanlışla karşılık vermekte biz Anadolu insanının kültüründe olmadığını biliyorum.
 
Hele ki bir anne dili, dini, kimliği ne olursa olsun o bütün dünyada Anne’dir.
 
Önceki günlerde vahim bir olay sebebiyle yaşanan bu vahşeti tekrar tekrar kınıyorum.
 
Yine tekrar ediyorum şiddete karşıyım..
 
Lakin Çerkes ve on altı Türk dünyasından bir şekilde sınırlarımız dışında kalan kardeşlerimizin muhacir diye adlandırarak şu anki Suriye’den gelen halk ile aynı kefeye konulmasını bir kez daha düşünmelerini istiyorum.
 
İnsana insanca yaklaşalım, insan olarak değer verelim, ekmeğimizi paylaşalım yurtlarına geri gitmeleri için yardım edelim ve fazlasıyla da ediyoruz da…
 
Ülkemin ve ülke insanımın insanlara hassasiyetini de fedakarlıklarını da unutmayalım.
 
Bütün dünya görmektedir.
 
Hiçbir konuda Türkiyemi suçlamaya medeni dünya ülkelerinin hakkı da olamaz sözü de..
 
Ülkemde o kadar çok rahat gezmekteler ki bunu görüyoruz.
 
Yakın zamanda iç Anadolu’ya yolculuğum sırasında Suriyeli bir bayan kucağında çocuğu ve dağınık oturan yanlarında çocuklarıyla on kişi kadar Suriyeli erkekler ve otobüsün içinde ben ve kızım olmakla beraber altı kişiyi geçmeyen Türkiye’min has evlatlarıyla bir buçuk saat kadar yolculuk yaptık.
 
Suriyeli anne on beş yirmi dakika kadar telefonda yüksek sesle konuşmaya başladı.
 
Konuşma bittikten sonra da kucağındaki çocuk ağlamaya başladı.
 
Anne olarak susturamadı çocuğunu..
 
Çocuk ağlıyor anne gülüyor ve çevredeki insanlar da bir hayli rahatsız oldu.
 
Muavinin ikazı sonrası anne çocuğu susturdu.
 
Bu serbest yolculuğu hiç bilmediği diyarlara yapmak bir kadın bir göçmen olarak ne kadar doğru olduğunu düşündürdü.
 
Nereye giderler, nasıl yaşarlar, güvenceleri nedir?
 
Kontrolsüz bir sığınmayı sağlıklı yönetemeyiz.
 
Tampon bölgeler de vatanlarına dönene kadar misafir etmekte fayda görüyorum.
 
Can güvenlikleri ve can güvenliğimiz açısından..
 
İşsiz gençlerimizin sorunlarını çözmüş değiliz.
 
Düşünüp çözeceğimiz problem çok..
 
Anadolu’mun insanı her cephede şehit düşmüş..
 
Atalarımızın emanet ettiği bu topraklar karışıklığı hak etmemekle
 
birlikte yüce ulusun huzuru daha da önemli olduğunu da unutmayalım.
 
Çerkes ve muhacir dediğimiz kanımızdan olan milletimizi kimselerle kıyaslamayalım.
 
Ben yetim çocuğumun parasını bin kez düşünüp harcama yaparken kesintilerimin sebebini de araştırmıyorum.
 
Biz koca imparatorluğun ve Türkiye Cumhuriyetinin evlatları olarak muhtaç insana gereken yardımı yaptığımızı düşünüyorum.
 
Öncelikle kendi halkımızın huzurunu güvence altına almamız gerekmez mi?
 
Asya’daki Türk boylarımız ölürken başkalarına bakmak halk olarak çok acı veriyor.
 
İnsanlarımızın canı yanmış belli ki..
 
Şiddeti onaylamıyorum, bahanesi de olamaz bunu tekrar ederim.
 
Türk Ulusu’nu Çerkes, muhacir diye ayrıştırmanın bir anlamı var mı?
 
Dışarıdan göç edip gelen Çerkes halkı ile eş değerde tutmalarına bir anlam veremedim.
 
O saydıkları bu ülkenin öz vatan evlatları..
 
Bu topraklar için şehit düşen Atalarımızı huzursuz etmiş oluruz.
 
Talihsiz bir konuşma olarak nitelendiriyorum.
 
Bu hataya tekrar düşmelerini istemiyorum.
 
Halkı dinlemekte fayda var diyorum bu gibi suçların, olayların olmaması için..
 
Çerkesler kadar bu ülkeye sahip çıkan asil bir milleti saygıyla anmak lazım.
 
Keşke Çerkesler kadar bu misafir halk vatanını savunsaydı.
 
En acı sürgününü yaşayan bu asil millete ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine hainlik yapmayan kardeşlerimizi de bu söylemlerle bir başka milletle kıyaslamayalım.
 
Süreyya KAYA
Okuyucu Yorumları
Haberler
DUY KÖHNE DÜNYA