06 Kasım 2017 Pazartesi, 4330 kişi okudu
DÜŞEN SON YAPRAK
Kışlıkları çıkardım bu sabah.
Yazdan kalma düşlerimi ve onlara ait kırıklıkları hurçlara kaldırdım.
Artık başka baharlara dedim. Buna kendim bile inanmayarak.
Koyu-kalın keşkelerimi, neyseler ile dizdim dolabıma.
Yine mi Kasım.
Her Kasım’ı hüzün bellemişim kendime.
Çehrem buruk, gülüşlerim yarım. 
Aralık’a devrettim bazı hususları.
Bakışlarım dalgın.
Kuşlar da terketti beni. Tıpkı o son yaprak gibi. 
Kışa hazırlanıyorum. 
Siz bana aldırmayın aslında.
Hayallerim var ya o hayallerim...
Hala dipdiri, hala sonsuz.
Hazan renkli patikalarım en renklisinden çalılarla döşeli.
Keşke bulut olsam diyorum durmadan mesela.
Buluta yükü sorulmazmış diyenlere kanmışım belli ki.
Ah be sevgili CİBRAN “Kış, baharı yüreğimde saklıyorum” dedin ya, sana da inanmış garip gönlüm.
Olsun!
Benim beli bükük hayalim mi biter?
Benim düşlerim naftalin kokmaz mesela, mandalina kokusu düşer düşlerime hep.
Belki de giyerken elektrik çıkartan ve her seferinde saçlarımı yanaklarıma yapıştıran, sarı yünkazağımdır tüm bunlara sebep olan.
Ah ne hoş; kış gelecek. 
Gün ağarmadan yakılan sobanın sıcağı yüzüme vuracak. 
Özenle attığım odunun çıtırtısı, fokurdayan çayın melodisi, ördüğüm ebruli kazağın modeline ilham olacak.
(Keşke de becerebilseydim şu örgü mevzusunu)
Peki ya sobanın sıcağında uyuyakalmamak olacak iş mi? 
Olacak iş tabi ki. Yığınla kışlık hazırlığım bekler beni. 
(Attıkça attım, tutun bari )
Ne çare kalbim vardı, gönlüm vardı doymaya muhtaç. 
Ruhum teslim edecekti kendini aç biilaç.
Hep sormak istedim kendime; sana da Kasım’da aşk başkadır dedirten oldu mu diye. 
Sen de dünyanın en büyük aşığı olabilirim iddiasına girdin mi?.. 
O’na, Yâr’e iki çift sitemim var.
- Hadi uyan! N’olursun uyan! 
- Tam mevsimi bak hadi uyan!
Ruhunun çiçeklerini toprağımda sula. 
Bilirsin sana sunduğum bereketli topraktı kalbim. 
Can suyu senden, çiçekler benden olsun.
Sen, beni benden iyi bilirsin. 
Kalbimin toprağı narindir, çiçeğini esirgemedikçe kalbim evindir. 
Eğer elinin Ayasını koyarsan sol yanına, toprağımın kokusu çıkarır seni arş-ı âlâ’ya.
Seslenirim ona duymasa da...
 
Şimdi şöyle bir bakıyorum kendime, bakıyorum da yüksek yüksek tepelere ev kurmak isteyen sanayi mahallesi müteahhitinden de beter halimi görüp başlıyorum...
Ah kızıl bahar!
Ben sana neyledim;
Senden önce iki gün güneş gördüm, iki goncagülün miskine kapıldım diye mi yüreğimin üstünde demir döversin.
Sana inat meftunum uzun ve soğuk hazan gecelere.
İnanmam artık, güneşe, bahara, yaza.
İstediğin oldu.
Buluttan nem kapıyorum, giriyorum usulca koluna sonbaharın.
Bilirim hasat yakın.
Hayaller fani bilirim artık.
Bilsem de hayalime ölümsüzmüşçesine bakıyorum ve yaşayamadıklarımın kazası yoktur biliyorum. 
Öyleyse neden özgür değilim? 
Biten yazdan, biten kıştan, biten bahardan bana ne.
Öyle ya artık meftunum o hazan gecelere, kestaneli düşlere.
Sahaf dükkanına dönüşecek kanepelere.
Yüreğimin ısınacağı secdeli saatlere...
Evet azizim evet yaz artık kışa gebe.
Bunun adı vakt-i hazan.
Bunun adı yaprak dökümü.
Vaktidir şimdi ihtişamlı ağaçların üşüyüşü...
(tamam hadi bıraktım romantika halleri, iş güç bekler beni)
 
Okuyucu Yorumları
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
DÜŞEN SON YAPRAK