29 Kasım 2019 Cuma, 415 kişi okudu
CEMAL GEÇ
DİL
 
Kesin ispatlanmamakla beraber genel kanı bütün bebeklerin konuşmayı duyarak öğrendikleridir. 
 
Rabbimizin her İnsanın fıtratına yüklediğini duyma ve konuşma algısı ile gelişme başlıyor.
 
Yapılan araştırmalarda bebeklerin bu konuda hayli yetenekli olduğu ortaya çıkmıştır.
 
Çocukların olağanüstü yeteneklerinden biri,küçük çocukların,özellikle evde işitiyorlarsa,dilleri kolayca kapmalarıdır.
 
Annenin başka, babanın başka dil konuştuğu ailelerde anne Türk, baba Alman ise bu durum dikkat çekicidir.
 
Bu çiftlerin çocukları iki dili birden,birbirine karıştırmadan konuşabilirler. Bu bebekler iki dilli bebekler diye tanımlanmaktalar. 
 
Bebekliğe ait olan duyarak konuşmanın yerini,büyüdükçe düşünmeden konuşma almaya başlamıştır.
 
Bunu her ne kadar hazır cevap diye kabul etseler de, zahmete girip düşünmek istemiyor demektir.
 
Dinlemekten pek hoşlanmadığı konuşmaya ise bayıldığı gösterir.
 
Büyüdükçe sözünü yükseltmek yerine, sesini yükseltmeye başlamıştır.
 
Sözünün anlamsızlığını kendiside çok iyi bildiği halde,dikkat çekmek için sesini yükseltip haklı çıkmaya çalışmaktadır.
 
Kültürümüzde birazda çok bağıran haklıdır anlayışı vardır.
 
Bu da tutmasa sözlerinin arasına Allah ve resulünü katarak sözlerini anlamlı kılmaya çalışır.
 
Bu da tutmasa toplumca kabul görmüş değerli şahsiyetlerin arkasına sığınıp onları diline dolar.
 
Her İnsan söz söylediği zaman anlaşılmak için sözünü söyler. Anlaşılmayacaksa neden söylesin.
 
Anlaşılma konusunda pek başarılı olduğumuzda söylenemez.
 
Sözümüz olan kelimeler değişmez bir kural gibi zaman içerisinde; 
                     
Anlam kaybına.
                                                                                                                     
Anlam daralmasına.
 
Anlam genişlemesine uğramaktadır.
 
Kuran’ı kerimde Rabbimizin dile müdahale ettiği ayetler vardır.(Bakara-104- Nisa-46-)
 
Cahiliye Araplarının geçmişten gelen dini kavramların içini boşaltıp kendi istedikleri şekilde başka anlamlar yüklemişlerdir.
 
Ayetlerle düzeltilen bu kavramlarne acıdır ki çok geçmeden yine eski haline dönmüş, günümüze kadarda yine eski haliyle gelmiştir.
 
Bu şehirde yaşayan biri olarak yaptığım bazı gözlemlerden şunları çıkarmaktayım.
 
Birbirimize bir hitap şekli olarak kullandığımız kelimelerin bazıları anlam kaybına veya anlam daralmasına uğradığını gördüm. 
 
Birbirimize sesleniş sözlerimiz;
 
Hacı veya hoca…
 
Başkan veya kaptan…
 
Usta veya şeyhim.(v.b) 
 
Bu kelimeler toplum dilinde ağırlığını kaybetmiştir.
 
Unutmamak lazım Emperyalizmin en etkili silahlardan biri bu gün için dildir ve bölünme parçalanma ilk dilde başlar.
 
Dildeki bölünme birbirimizi anlama noktasında bize sıkıntı yaratacaktır.
 
Birbirimizi anlayamadık mı yargılamaya başlayacağız.
 
Bazen de öyle kelimeler ve sözler duyuyorum ki ne demek olduğunu anlamakta zorlanıyoruz. 
 
Örneğin ”Adamın dibisin” son zamanlarda hayli moda oldu.
 
Ne demek olduğu konusunda birkaç kişiyi sormama karşı net bir cevap alamadım. 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi