28 Ekim 2019 Pazartesi, 258 kişi okudu
CUMHURİYET KADINLARI VE ATATÜRK
“Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır” ilkesini benimseyen Atatürk, 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurdu. 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi 1921 Anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda yapılan değişiklikle devletin yönetim biçimini Cumhuriyet olarak ilan etti.
 
Cumhuriyet’in onuncu yıl kutlamalarının yapıldığı 1933 yılında, onuncu yıl nutkunda bu günün önemine ve en büyük bayram olduğuna değinilmiştir.
 
Cumhuriyet’in ilanından sonra eşdeğer sayılabilecek ülkelere bakılıp kıyaslandığımızda, Toplum olarak ne kadar fark attığımız açıkça ortadır. Yapılan inkılaplar ile yeniliklere kavuşan Türk toplumu özgürlüğün tadını çıkarmıştır. Cumhuriyet öncesi Türk kadınını tarihsel gelişimi içerisinde değerlendirirsek, Ata’nın sırf kadınlara yönelik yaptığı açılımın ne kadar büyük çapta olduğunu görürüz. 5 Aralık 1934 yılında Anayasa ve Seçim Kanununda yapılan yasa değişikliği ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. Türkiye Fransa ve İtalya’dan 11, Romanya’dan 12,  Bulgaristan’dan 13 yıl, Belçika’dan 14 yıl, İsviçre’den 36 yıl önce seçme ve seçilme hakkı tanınmıştı.  Avrupa ile kıyaslanınca seçme ve seçilme haklarının ne kadar erken elde edildiğini nasıl inkâr ederiz? 
 
Bazı Arap ülkelerinde kadınların yakın zamanda ancak araba kullanabilirken biz de geçmişi çok eskidir. Kadınların çalışma hayatına geçmeleri aynı şekilde hızla olmuştur. 
 
Resmi nikâhı olan kadınlarımız adeta güven altına alınmamış mıdır? Doğan çocuklara kimlik verilme zorunluluğu, o evdeki bireylere bir aile sıcaklığı vermemiş midir? 
 
Cumhuriyet’in faziletlerini anlatmakla bitmez. Ancak yaşamasını bilen farkına varabilir.
 
Cumhuriyetimizin 96nci kuruluş yıldönümünü kutladığımız bu günlerde biz Cumhuriyet kadınlarına daha da büyük
sorumlulukların düştüğünün farkına varmalıyız. Sonuçta bizler anneyiz ve annelik duygusu içerisinde hangi taraftan olursa olsun dökülen kanların yüreklerimizi aynı oranlarda dağladığını herkesin bilmesi gerekir. Kardeşkanının dökülmesine son vermek için kadınlarımızın bilinçlenmesi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde feodal yapı nedeniyle hiçbir söz hakkı olmayan birçok kız ve kadınlarımızın baskılardan kurtularak kendilerini özgürce ifade edebilmelerine imkân tanımak amacıyla eğitilmeleri zorunludur. O bölgelerimizdeki feodal yapının taşları oynatılmadıkça, yeni yetişen gençlerimiz eğitilmedikçe, yöre insanı baskı ve eğitimsizlik nedeniyle, farklı çıkar gruplarının yönetiminden kurtulamazlar. Ama kadınlarımız aydın yetişirlerse ve haklarını aramayı öğrenebilirlerse, çocuklarının terör hareketlerine bilinçsizce sokulmalarına göz yummamış olurlar.
 Cumhuriyet’in çizdiği yoldan sonra kadınların hakları arttığı gibi sorumlulukları da artmıştır.
 
O zaman yaklaşık nüfusun yarısını oluşturan kadınlarımıza hukuk devrimi ile kadın – erkek arasında eşitlik sağlandı. Miras konusunda kadın ve erkek eşit pay almaya başladı. Kadınlar da erkekler gibi seçme ve seçilme hakkına kavuştu. 1926 yılında medeni kanununun kabulü ile medeni kanunlara sahip olan kadınlarımıza 3 Nisan 1930 da Belediye kanunları ile belediye meclisine üye seçmek ve seçilmek hakkı verilmişti. 26 Ekim 1933’te köy muhtar ve heyeti seçimlerine girme hakkı, 5 Aralık 1934 Tarihinde yapılan Anayasa değişikliğinden hemen 1 yıl sonra 1935 yılında yapılan seçimlerde TBMM ne 18 kadın milletvekilinin gitmesi sonucu çok anlamlı kılmıştır.
 
Ulu Önder Atatürk’ün sarf ettiği “Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığın sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir.” Sözleri, kadının toplum içerisindeki yerini anlatmaya değerdir.
Türkiye Cumhuriyeti sayesinde, kadınlarımızın büyük bir bölümü hürriyetlerine kavuştular. İnsanca yaşama hakkı elde ettiler. Kadınlarımız artık erkeklerin egemen olduğu birçok meslek alanında görev alabiliyor ve mesleklerini başarıyla sürdürebiliyor. Dünya parlamentoları ile kıyaslandığında, kadın milletvekili sayılarımız çok yetersiz olsa da birçok ülkenin daha ilerisinde olduğumuz bir gerçektir
 
Kadın açısından Türkiye çelişkiler yumağıdır. İnsanca yaşayabilen kadın profili ile söz hakkı olmayan ve adeta esir gibi muamele gören kadınları aynı bölge ve yörede görmek maalesef mümkün olabilmektedir.
 
Cumhuriyet ve demokrasinin kıymetini, ancak bu olguların bulunmadığı ülkelerde yaşarsanız fark edebilirsiniz. Bugün mutluyuz çünkü Cumhuriyete geçişimizin bayramını kutluyoruz. 
 
Atatürk çok hasta ve Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına gitmek ister. Doktorlar “Gitmeniz intihardır” derler. Paşa “Hayır bayram kutlanacak ve gideceğim. Cumhuriyet onurumuzdur, özgürlük ilanımızdır” der ve katılır.
 
Cumhuriyet Bayramı kutlamaları eğlence değildir. Ahde vefadır, geçmişe teşekkürdür, gelecek kuşaklara derstir ve örnek davranıştır.
 
Özellikle Cumhuriyet kadınları olarak çok daha büyük sevinç yaşamalıyız. Türk ve farklı etnik kökenli olup Türk Cumhuriyeti vatandaşlığını benimseyen tüm toplulukların Cumhuriyet Bayramını kutlar, Cumhuriyeti kuran başta Ulu Önder Atatürk olmak üzere  Cumhuriyetin kurulmasına katkısı olan tüm büyüklerimizi rahmetle anıyor ve okuyucularımın bayramını içtenlikle kutluyorum.
 
Gururluyum, onurluyum, mutluyum, çünkü ben bir CUMHURİYET KADINIYIM.
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
CUMHURİYET KADINLARI VE ATATÜRK