14 Temmuz 2016 Perşembe, 1861 kişi okudu
Coğrafyamızı Bölen Yüzyıllık Anlaşmanın Sonu ve Yeni Ortadoğu
Birinci Dünya Savaşı sırasında (16.Mayıs 1916) Büyük Britanya (İngiltere) ile Fransa, Londra’da gizli tuttukları bir anlaşma imzaladılar. Ortadoğu tarihinde SYKES-PICOT Anlaşması olarak geçen Anlaşmada İngiliz ve Fransızlara ilaveten Rusya ve İtalya yetkililerinin de imzaları yer almıştır. 
 
Anlaşma gereği, Osmanlı’nın Ortadoğu coğrafyasında Filistin ve Irak toprakları olarak bilinen bölgede kukla ülkeler ve rejimler kurulacaktır. Bölge haritası adeta Britanya ile Fransa çıkarlarını gözetleyen biçimde çizilir. 
Anlaşma, sadece Birinci Dünya savaşından galip çıkan güçler arasında Arap bölgesini bölen bir anlaşma olmayıp, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun ölümünün ilanı mahiyetindedir.
 
Savaşı kazanmak üzere iken bölgeyle ilgilenen Avrupa güçleri Osmanlı İmparatorluğunun bir parçası olan bölge haritasının üstünü, Filistin’in kuzeyinde bulunan Akka Limanından İran sınırına yakın Kuzey Irak’taki Kerkük’e kadar uzanan bir çizgi ile çizerler. Çizginin kuzeyinde bulunan bölgeler özellikle Lübnan ve Suriye Fransızlara verilirken, çizginin güneyinde yer alan Filistin, Doğu Ürdün, Irak ve Hindistan Britanya’sı için stratejik öneme haiz deniz ulaşımını sağlayan Süveyş Kanalını da içeren bölgeler de Büyük Britanya’ya verileceği karara bağlanır.
 
Aynı dönemde Birleşik Krallık yönetimi, Mekke Şerifi Hüseyin Bin Ali ile Osmanlı idaresine karşı silahlandıkları bedevi Araplarla görüşmelerini sürdürür. Görüşmelerde Türklere karşı başlatılan askeri hareket başarıya ulaştığı durumda Suriye’nin Şerif Hüseyin’e verileceği vaat edilir. 
 
İngiliz ve Fransız diplomatları Sykes ile Picot’un üzerinde görüşüp karara bağladığı mezkûr gizli anlaşmada bölgenin etnik, dini ve sosyal gerçeklerinin hesaba katılmadığı, aksine bölgede Avrupalı büyük güçlerin politik, ekonomik ve stratejik çıkarlarını koruyan yerel politikaların ve rejimlerin oluşturulması hususları yer aldığı anlaşılmaktadır. 
 
Arap dünyasında uygulanmaya koyulan ve bölgenin fay hatlarını derinden sarsmaya devam eden bölgesel dini, siyasi, mezhepsel, etnik, iç savaş ve siyasi çekişmelerin ve daha önemlisi başta Al-Kaide, IŞİD vb. radikal terör örgütlerinin nema bulmalarının baş sorumlusunun Sykes ile Picot’un eseri olan malum Anlaşma sonucu bölgeye dayatılan ve şekillendirilen politik sistemde aramak yerinde olacaktır.
 
İkinci dünya Savaşından sonra bölgede oynanan oyuna yeni bir aktör, ABD müdahil olur. Bu aktör, SYKES-PICOT’un inşa ettiği bölgesel politik sistemin güvenliğinin sağlanması rolünü de üstlenerek en güçlü bölge dışı yabancı süper güç olarak siyasi hükümranlığını pekiştirir.
 
Böylece ABD ile ruhsat verdiği Batılı ve bölgesel müttefikleri bölgenin barındırdığı yeraltı zenginlikler ve sahip olduğu coğrafi stratejik önem yüzünden geçen yüzyıl boyunca “Demokrasi” dışında bütün projelerini bölge üzerinde bir şekilde uygulama imkânına kavuşturma mücadelesini sürdürür.
 
Bu yeni aktör Ortadoğu rejimlerinin siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel geleceği üzerinde etkin rol oynamaya başlar. Bunun sonucu Soğuk Savaşın yaşandığı dönemde bölgesel birçok rejimi yerinden eder ve demokratikleşme hareketlerini engeller ve emperyalist güçlerin çıkarlarını koruyan bölgesel rejimler yaratır. Soğuk Savaş dönemi boyunca bölgesel rolünü sürdürür.
 
 Ancak, 2003 yılında Irak’ı işgal etmesi sonucu gerek Irak içerinde ve gerekse Irak dışında baş gösteren boykot ve ayaklanmaların yayılması sonucu ABD, buradaki güçlerini geri çekme kararı verir ve bölgeye yönelik fiili müdahaleleri askıya alır. Başkan Obama dönemine mahsus bu politika sonucu Ortadoğu'ya yönelik yüz yıllık SYKES-PICOT Anlaşmasının çöküşünün başlangıç noktası olmuştur. Bu gün özellikle anılan anlaşmanın kalbini oluşturan Irak, Suriye, Lübnan ile Kürtlerin yoğunlukta olduğu bölgelerde yaşanmakta olan iç savaş ve istikrarsızlık örnekleri bunun en açık örneği olmalıdır. 
 
Bugün, SYKES-PICOT sonrası Ortadoğu’da oluşturulan sistemin yanlışlığından kaynaklanan Irak ve Suriye iç savaşları iki önemli tiyatroyu temsil ediyor. Birincisi, her iki ülke uzun bir dönem istikrardan nasibini alamamış, birbiriyle yarış halinde ve ülkede çoğunluğu oluşturan İslami guruba yakın oldukları halde yıllarca laik Baasçı despot yöneticilerin baskısıyla yönetilmiş olması.
 
İkincisi, keza her iki ülkenin yılladır özgürlük, bağımsızlık ve demokratik haklara ulaşma rüyasıyla yaşayan yoğun Kürt nüfusu barındırmış olması.
 
Nitekim SYKES-PICOT anlaşmasından sonra kurulan Sistem’in, bölgede yaşanmakta olan demokratik gelişmeler sonucu geçerliliğini kaybettiği göz önüne aldığımızda önümüzdeki yıllarda, bölgesel güçler ile İran - Suudi Arabistan, Sünni IŞİD-Şii Hizbullah gibi dini ağırlığa sahip diğer Selefi radikal güçler arasında da çatışmaların yaşanacağı kuvvetli tahminler arasındadır. Çatışmalara Batı kaynaklı olası herhangi bir askeri müdahale bölgedeki durumu içinden çıkılmaz hale getireceği de bir gerçektir.
 
Artık Batılı güçlerin Ortadoğu coğrafyasında askeri güçle kurup muhafaza ettikleri hükümranlık dönemi bitmiştir. Batılı güçler Osmanlıdan sonra Ortadoğu’da yarattığı hiçbir sorunu çöz(e)memiştir. Filistin, Kıbrıs, Afgan, Somali Sudan, Irak, Yemen, Libya, Suriye, Lübnan vb. sorunlar devam etmektedir. Demokratik Arap Baharı Hareketinin önünü kesen, Cihatçı Al-Kaide ve IŞİD gibi terörist örgütlerin arkasında duran güç ile SYKES-PICOT Sistemini besleyen güçlerin kimler olduğunu iyi araştırmak gerekmektedir. 
 
Sonuç olarak bölgeyi parçalayan Sisteminin kalıntılarından çıkan bölgesel güçler artık yeni bir sistem inşa ederek demokratik yollarla sorunlarını çözüme kavuşturmaları gerekmektedir. Bölgede devam vekâlet savaşlarının sona ereceği vaktin yakınlaşmasıyla artık SYKES-PICOT sonrası sistemde tarih olacaktır. 
 
İsteklerini başkalarına kabul ettirecek güce sahip bölgesel bir güç bulunmadığından yeni sistemin ortaya çıkması yumuşak, sakin ve aşamalı olacaktır. Bölgesel güçler kendi hükümranlıkları için bölgede antidemokratik bir projeyi tercih etmeye yönelirlerse Ortadoğu Bölgesi insani ve siyasi büyük bir felaketle karşı karşıya gelecektir. Dahası her tarafı sosyal, siyasal ve toplumsal patlamalara müsait vekâlet savaşlarının yaşandığı kayılgan zemine sahip Ortadoğu’nun artık ne uzun yürüyüşlere ne de yeni SYKES-PICOT anlaşmalarına tahammülü kalmamıştır. 
 
Okuyucu Yorumları
Haberler
Karakese.com | Çukurova Bölgesinin En Güncel Bilgi Sitesi
Coğrafyamızı Bölen Yüzyıllık Anlaşmanın Sonu ve Yeni Ortadoğu