17 Eylül 2015 Perşembe, 7112 kişi okudu
CEHENNEM
Bugün hiç olmasaydı keşke, yaratmasaydı bugünü, her günün sahibi. Gönüller görmeseydi, kalpler kanamasaydı, yaralar azmasaydı, hani hiç yaşanmasaydı. Ya Rab!! Sen şedidül ikapsın, ateş düşür kalplerine, ateş düşen kalplerin hatırına. Dağlıca’da yanan kalpleri kim dağlayacak, kim söndürecek bu cehennem ateşini… Heyhat ki heyhat! Üzerinde kalpleri kararmış, gözünü kan bürümüşleri barındıran dağlara taşlara.
 
Daha 21’indeydi, uçmayı dahi bilmiyordu. Anası kıyamazdı sabahın soğuğu değmesin diye uyandırmaya. Gözleriyle severken “kuzum” derdi, uyanmasın diye okşayamazdı saçını. Yaşı 21’idi ama o anasının kuzusuydu. Fark etmedi Ana, oğlunun büyüme ihtimalini, ta ki Vatan görevi çıkıncaya kadar. Ama o daha çocuktu anasının gözünde, nasıl askerlik yapardı. Orada ki yemekleri yiyemezdi oğlu, hani askerde terlerse sırtına kim havlu koyacaktı, “oğlum üşütür” diye korktu Ana. Ağlamaya başladı, geceleri uyuyamaz oldu, sanki kalbini sıkıyorlardı. Hep dua ediyordu Yaradanına , “Mehmed’imi koruyasın” diye.
 
Gün geldi ve çattı, vakit teslim olma vakti. Ana, hiç bu zamana kadar yapmadığını yapıyordu, hani dizilerden biraz tecrübe sahibi olmuştu, rol yapması gerekiyordu kuzusuna o üzülmesin diye. Gözyaşlarını yüreğine akıtıyordu ama yüzünde ağlamaklı bir gülücük. Kendini kandırıyordu, çünkü kuzusu görüyordu anasının ağlayan yüreğini ve diyordu “ Anacığım sen üzülme, vatan sevgisini sen bana öğrettin. Allah’ın izniyle göz açıp kapayıncaya kadar bitecek “ . Ana tutamadı, bir damla göz yaşı aktı gözlerinden, sarıldı kuzusuna ve “yavrum Allah a emanet ol” dedi. Ana içinden “ ben fark etmemişim ama benim oğlum aslan parçası olmuş” diye geçirdi.
 
Oğlu teslim olmuştu, haberini aldı. Her gün 10 defa arıyordu “ yavrum nasılsın, terlemeyesin, aç kalmayasın, dikkatli ol” diye. Oğul, büyüdüğünü fark etmişti, kendisi gibi binlerce Mehmed vardı orada. Artık o, anasının gözünde ki küçük Mehmed değildi. 
 
Usta birliği Hakkari’nin Yüksekova ilçesinin Dağlıca bölgesine çıkmıştı. Mehmed ürperdi, daha 21 günlük askerdi. “ Kendi kendine Vatan görevi namusumuzdur” dedi demesine ama “ben bunu anama nasıl söylerim” diye de kara kara düşünmeye başladı. Ana, seccade de dua ediyordu” Allah’ım oğlumun usta birliği iyi bir yere çıksın” diye. Telefon çaldı , yavrusu arıyordu.
 
Hemen “Amin” dedi ve telefonu açtı. “Yavrum” dedi, Mehmed ses tonunu iyi ayarladı “ Anacığım nasılsın, usta birliğim belli oldu. Hakkari ama sen korkma ana, komutanlarım yerin çok rahat, orada terör yok dedi” . Ana sustu, kelimeler kursağında kaldı, ama Mehmed i üzülmesin diye “ Oğlum hayırlısı olur inşallah” dedi. “Babanda iyi oğlum , buralar bildiğin gibi, gitsin ve sağlıkla gelsin onu evereceğim diyordu.” Saçmalıyordu fark etti Ana , alakasız konuşuyordu, hıçkıra hıçkıra ağlamak için oğlunun telefonu kapatmasını bekliyordu. Mehmed “ ana içtimaya gitmem gerekiyor, babama selam de” dedi ve telefonu kapattı. Ana, çöktü dizlerinin üzerine, eli ayağı tutmuyordu, koştu tekrar seccadesine göz yaşlarını akıttı.
 
Aradan aylar geçti, ana için bin ömür gibi. Gönlü ağarmıştı saçlarına nazire yaparcasına. Kahpe terör azmıştı habis çiban gibi.
 
Ana , gece kabus görüyordu, terliyordu, sanki birileri tarıyordu kalbini bombalar atılıyordu ama sadece yüreği acıyordu, nefessiz kalmıştı , birden irkildi ve  uyandı , salavat getirmeye başladı. Kalktı hemen yatağında abdest aldı, iki rekat namaz kıldı “ Allah’ım şeytanın şerrinden sana sığınıyorum” dedi. Sabahı bekliyordu Mehmed’ini aramak için ama gece hiç bu kadar uzun sürmemişti, çünkü sabah olmuyordu. Gün ağardı nihayet, hemen Mehmed’ini aradı  ve sesini duydu, Mehmed "Anacığım ben iyiyim sen rahat ol dedi”. Ana iki rekatta şükür namazı kıldı. Ama içi karamıştı hissediyordu, elinde tesbihi, haberleri izliyordu. 
 
Birden hava karardı içi kızıl dolu, şimşekler çakmaya başladı, yerde şiddetli bir zelzele, dengede duramıyordu, kulağına sela sesi geldi uzaklardan, çok gürültü vardı ,yer mi yarılıyordu yoksa kıyamet mi kopuyordu, ödü patlayacak gibi oldu, birden uyandı. Haberleri izlerken uyuya kalmıştı. Televizyonda ki alt yazıda, Hakkari de bombalı saldırı çok sayıda şehit ve yaralı var, haberini gördü.
 
Allah’ım diye bağırmaya başladı, elleri titriyordu hemen telefona sarıldı ve aradı Mehmed’ini, “ aradığınız kişiye ulaşılamıyor” diyordu. Ne yapacağını bilemiyordu, yüreği acıyordu dayanamadı ve bayıldı oracıkta… 
Bir Melek geldi rüyasına ve ona dedi ki ““Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler. Rableri katında Allah’ın, lütfünden kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.” Gözlerini açtı yavaşça, kırk ton dayak yemiş gibiydi halsizdi ,kalkamıyordu düştüğü yerden. 
Anlamıştı Mehmed’inin şehit olduğunu, göz pınarları patlamıştı, tekrar titremeye başladı, telefon bekliyordu acı haber için. Kalbine hiç sönmeyecek kor ateş atılmıştı, biliyordu ölene kadar bu ateşin kendisini yakacağını ve diyordu “ YARAB SABIR SABIR SABIR”
 
Gömdüm oğul seni toprağa gömdüm
Kanlı yaşlarımla pınara döndüm
Tabutun üstünde dirildim öldüm
Seni vuran eller kırılsın oğul
****
Doymadım sesine fidan boyuna
Kalın ip taktılar ince boynuna
Gül gibi düştün toprağın koynuna
Seni asan eller kırılsın oğul
****
Giden oğul hiç gelir mi yerine
Ah evladım yaram indi derine
Hele bakın zalimin eserine
Seni yakan eller kırılsın oğul
 
Dağlıca’da kahpe insanların, kahpece tezgahladıkları bombalı saldırı da şehit olan Mehmed’ler, bizler sizleri unutmayacağız. Şehit anaları, haklarınız bizlere helal edin. Bu Vatan tüm ırk ve mezhepleri ile hiçbir zaman bölünmeyecek, kardeşliğimizi kimse bozamayacak. Kahpelerin planları tutmayacak. Allah’ım vatanımızı bölmek isteyenler fırsat verme.
Okuyucu Yorumları
Haberler