178 kişi okudu
Metni Küçült Metni Büyüt Reset
“BÜTÜN İSLAM ÂLEMİ’Nİ BU İŞĞAL GİRİŞİMİNE KARŞI AYAĞA KALKMAYA DAVET EDİYORUZ”
BÜTÜN İSLAM ÂLEMİ’Nİ BU İŞĞAL GİRİŞİMİNE KARŞI AYAĞA KALKMAYA DAVET EDİYORUZ
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Kudüs de yaşanan olaylar ile ilgili tüm İslam Âlemi’nin ayağa kalkması gerektiğini söyledi.
 
  Parti Genel Merkezin de haftalık basın toplantısın da ülke ve dünya gündemini değerlendiren Destici, “Kudüs kanayan yaramızdır” dedi.
 
  Destici, “Şubat ayında İsrail Başbakanı Netenyahu’yu Beyaz Saray’a davet eden Trump, bu görüşme öncesi çok tartışma getirecek bir hamleye girişti. Beyaz Saray bu konuda dün bir açıklama yaptı. Söz konusu hamle, ABD’nin İsrail Büyükelçiliği’nin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınmasını içeriyor.” İfadelerini kullandı.
 
  Tel Aviv’in, İsrail’in başkenti olarak tanınmakta olduğunu kaydeden Destici, “29 Kasım 1947 tarihli BM’nin 181 sayılı Genel Kurul kararınca, Ağlama Duvarı, Hıristiyan Kilisesi ve Harem-üş Şerif’in bulunduğu alan, üç büyük din açısından kutsal sayılan yerler, tek bir devletin Siyonist İsrail’in himayesine bırakılamaz.
 
Fakat İsrail işgalci zihniyetini burada da göstermektedir. Aslında ABD 1960lardan beri büyükelçiliğini Kudüs’e taşımayı tartışıyor. Trump’ın hamlesi yeni değil yani… Biz başkenti Doğu Kudüs’e değil Batı Kudüs’e taşıyoruz şeklinde kurnazlık yapıyorlar. Ama peyderpey Kudüs’ü BM ve Güvenlik konseyi kararlarının aksine işgal etmeye davam ediyorlar.” Diye konuştu.
 
  Destici, “ABD, Rusya, Türkiye, İran ve İsrail’in direkt diğer Batı ülkelerinin dolaylı olarak İsrail’in çevre coğrafyasında ve aynı zamanda bizim burnumuzun dibin de aktifken ABD’nin böyle bir hamlede bulunması ateşe benzinle gitmekten farksızdır. Bu tablo Orta Doğu barışını görünmez bir geleceğe taşır.
 
Türkiye, ABD’nin bu Kudüs kararından sonra İsrail ve ABD’ye Cumhurbaşkanlığı düzeyinde çok sert tepki gösterdi ve alınan kararlardan memnun olmadığını ifade etti ama bu kez daha farklı bir duruş sergilemeliyiz… Bu kez ülke olarak İsrail’e karşı yaptırımlarda daha sağlam durmalıyız.” Şeklinde konuştu.
 
  Kendilerinin ve arkadaşlarının da Kudüs başta olmak üzere Batı Şeria, Beytüllahim, Eriha ve Gazze’yi ziyaret ettiklerini ifade eden Destici, “Biz burada İsrail'in yayılmacı ve işgalci taarruzlarını, girişimlerini bizzat gözlerimizle görüp müşahede etmiş bir siyasi hareketiz. Hamas yetkilileri ile görüştük. Diğer Filistinli yetkililerle görüştük ve bunlarla görüştüğümüz içinde teröristlerle görüşmüşüz gibi İsrail iç kamuoyunda da o dönemlerde haberler yapıldı ve Kudüs dönüşü Havaalanında gözaltı süreci yaşadık. 
 
Geçmişte de biliyorsunuz buna benzer durumlar yaşandı. Bizim hem Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden hem de bütün İslam Dünyasından beklentimiz geçmişte olduğu gibi gel git politikaları uygulanmamalı bir ileri bir geri politikalar uygulanmamalı burada çok sağlam duruş sergilemelidir. Asla geri adım atılmamalıdır. Geri adım sayılabilecek hiçbir söz, davranış ve fiilin içinde bulunulmamalıdır. Amerika Birleşik Devletleri'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşımasını beklememeli ve şimdi derhal İslam İşbirliği Teşkilatı toplanarak, toplantıya çağrılarak buna müsaade edilmemelidir. Sadece İsrail'e değil aynı dozda tepki Amerika Birleşik Devletleri'ne de verilmelidir. Bu kez biz de ülke olarak İsrail'e karşı uygulanacak olan yaptırımları çok geniş kapsamlı bir şekilde belirlemeli ve bunların arkasında da sonuna kadar sağlam bir şekilde durmalıyız.” 
 
  Destici, “Birlik Partisi olarak bir diğer düşüncemiz ise İsrail'in ve ABD'nin bu girişiminin sadece İslam Dünyası ile İsrail arasında bir gerginlik ya da ileride bir savaş başlayacak olması değil ABD'nin bu girişiminin ileride din savaşlarını beraberinde getirebilecek endişesini de taşıyoruz. Geçmişte bunlar çok acı bir şekilde yaşandı. Çünkü Kudüs hem Yahudiler için hem Hıristiyanlar için hem de biz Müslümanlar için kutsal bir şehirdir ve bu kutsallığına kimsenin dokunmaması ve herkesin de buna saygı göstermesi gerekir.” Dedi.
 
  Destici, “Biz Büyük Birlik Partisi olarak ABD ve İsrail'in son Kudüs hamlesini şiddetle kınıyoruz bütün İslam âlemine bu işgal girişimine karşı ayağa kalkmaya ve karşı durmaya davet ediyoruz.” İfadelerini kullandı.
 
  Amerika Birleşik Devletleri'nde şu anda kurmaca düzmece bir şekilde sürdürülen Reza Zarrab davası ile ilgili açıklama yapan Destici, “Ülke olarak ABD ve diğer küresel odaklarının açık hedefi olduk. Yine bildiğiniz üzere bunlar hasma ne tutum ve hamlelerini sadece milli güvenlik konularında değil, Ülkemizi dış müdahaleye açık hale getiren boşluklar üzerinden de devreye sokuyorlar. Biz ülkemizi dış müdahaleye açık hale getiren Reza Zarrab olayını da bu kapsamda değerlendiriyoruz.
Adı üzerine “hasım”... Hasım fırsatını bulduğunda çıkarlarıyla örtüştüğünde hasımlık ve hainlik yapmaktan geri durmaz! Önemli olan bizim ülke olarak bu tip muhannet ve düşman odaklara fırsat vermememizdir.
 
Gelinen aşamada ülkece mağdur oluyoruz. Siyasi iktidarın haklı olduğu yanlar fazla.” Diye konuştu.
 
  Cumhuriyet Halk Partisi’nin belge ve iddiaları ile ilgili açıklama yapan Destici, “Bizce bu konuda her şeyden önce siyasiler karşılıklı söylemlere bir çeki düzen vermelidirler. “Saygı” müessesesine zeval vermeden CHP muhalif düzlemde iddiasını ileri sürmeli. Eline geçen argümanları Meclis kürsüsünde okumak yerine adli mercilere vermelidir. Aksi halde bu tartışmalar pehlivan tefrikaları gibi uzar gider. Bu durumda en az dış müdahale ve saldırıları kadar mühim olan başka bir güvenlik riskini daha doğurmaktadır. Gelinen aşamada zaten toplum içerisinde kutuplaşma ve ayrışma iyice keskinleşmiş durumdadır. Birde bu üst perdeden karşılıklı sert ve kırıcı üsluplarla, iç barışı ve birliğimizi tehdit eden bu kötü tablonun hacmini arttırmanın kimseye bir faydası olmaz.
 
Dediğim gibi ortada bir usulsüzlük ve gayri meşru bir durum varsa bu durumu çözecek yer ilgili resmî mercilerdir. Buraya taşınmalıdır. Siyaset kurumu ile vatandaş arasında zaten aşınmakta olan güven duygusu daha fazla erozyona uğratılmamalıdır. Bu konuda bir muhalefet partisi lideri olarak; başta ana muhalefet partisi olmak üzere, tüm siyaset kurumunu ve medyayı mutedil ve sağduyulu davranmaya davet ediyorum.”
 
Toplum içinde kutuplaşma ve ayrışmaların gitgide keskinleştiğini vurgulayan Destici, “
 
Seçim ittifakı, farklı düşüncelerin parlamentoda temsil sorun hatta ve hatta "kaliteli" muhalefet sorununun da ilacı meclis dışındaki siyasi partiler temsilidir. Bırakın azami müşterekleri, asgari müşterekleri olan siyasi partilerin temsili aynı zamanda %51'lik Yönetim barajının da aşılmasında da olumlu katkı sunar.” Dedi. 
 
  Destici, “Eğri oturalım doğru konuşalım: aslında barajın düşürülmesi veya seçim ittifakını kolaylaştıracak yasa değişikliği parlamenter sistemde bazı partiler için risk 
 
taşıyordu lakin Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde bu elzemdir. Yürütmenin başına geçebilmek içinde "birlik" ve bu birliğin üreteceği "sinerji" şart!” diye konuştu.
 
  “Şu anda gerek ülkemizi gerekse ülkemizin iktidar kapasitesini tehdit eden en büyük tehlike burnumuzun dibine konuşlanmış CENTCOM ve Suud iş birliğidir.” Diyen Destici şunları söyledi: “Bunu en fazla dillendiren belki tek siyasi liderim. Bu CENTCOM belası bölgemizde cari oldukça ülke olarak hiç bir hesap kitap tutturamayacağımızı düşünüyoruz. Bunlar buraya 12 bin km. öteden piknik yapmaya gelmediler. Şu anda sınırımızda ve içeride rezerv alanlar oluşturuyorlar. İleride geçmişte yapılmış meskûn mahal çatışmalarını tekrarlayacak şekilde içerideki terör örgütü uzantıları ve bunlara müzahir kesimle etkileşim içindeler. Daha önce Suriye de böyle dış müdahaleye açık hale gelmişti.”
 
  “Irak’ta ki Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi tecrübesinden ve başımıza açtıkları belalardan ders almalıyız!” diyen Destici, “Biz Büyük Birlik Partisi olarak Suriye'de siyasi sürece geçişi, YPG konusunda ABD ile örtülü bir ittifakı olduğunu düşündüğümüz Putin'in bir tuzağı olarak görüyoruz. Bu iki ülkenin ellerinde, yüz yıl önceki Sykes-Picot antlaşmasının zamane versiyonu “gizli bir ajanda” olduğunu düşünüyoruz. Suriye’nin %30’undan fazla bir parçası CENTCOM ve PYD işgali altında. Bu nasıl egemenlik? Bu tablo ortadayken nasıl siyasi süreç işletilecek? Hadi gel Rusya, CENTCOM ve PYD’yi Suriye, İran’la birlikte buradan kovalım, sonra siyasi sürece hız verelim" dememiz gerekir diye düşünüyorum.” Şeklinde konuştu.
 
   Destici, “Mesela bizim Haziran ayından dillendirdiğimiz “ABD, Barzani’nin temsil ettiği “ana akım Kürtçü” hareketi ve Peşmerge güçlerini tıpkı PKK/PYD ve türevleri gibi CENTCOM’a bağlayacak” tezimiz ve öngörümüzde gerçekleşiyor... İşlerde bu istikamette ilerliyor zaten. CENTCOM’un Suriye’yi terk etmek zorunda kalacağı güne kadar, Putin’in Suriye’de siyasi çözüm müzakerelerine geçme çağrısını BOYKOT etmeliyiz diye düşünüyorum. Şu sıralar PKK/PYD, Kuzey Suriye Federal Devleti adı altında “halk oylaması” hazırlığındadır. İşte Rusya’nın PYD ile görüşmesi ve Astana ve Soçi aşamalarına sokmaya çalışması böyle bir süreçte hayli manidardır. Pek yakında, ABD’nin ve Rusya’nın bu referandum ile alakalı duruşunu hep beraber göreceğiz. Ayrıyeten, Cumhurbaşkanı Sözcüsü Sayın İbrahim Kalın aracılığıyla Rusya’nın PYD/PKK ve türevlerinin Astana gibi platformda yer verilmesinin asla kabul edilmeyeceği açıklandı. Ama açıklamanın içinde geçen “PYD ve YPG'li olmayan Kürtlerin davet edilmesinde sorun görmüyoruz.” ifadesini ileride istismara açık “boş alan” olarak kayda geçirmemizde fayda var!
 
Unutmayalım: Suriye’de en düşük profilde dahi olsa “etnik” ve “mezhep” odaklı federatif çözüm, genelde bölgeyi özelde ise Türkiye'yi pimi çekilmiş bir bombayla baş başa bırakmak gibidir! Türkiye'ye bu saatten sonra Suriye’de biçilen tek rol, zamanında Esad’ı devirmek için “Operatif Devlet Modu” mucibince üzerinden strateji üretmeye çalıştığımız sekter örgütlerin başta İdlib olmak üzere bölgeden temizlenmesidir. Muhtemelen bu süreç sonunda Türkiye kendini Suriye dışında bulacak ve gelecekteki bölgesel denklemin ürettiği tehdit ve tehlikelerle boğuşacaktır.”
 
  Taşeron işçilere verilen kadroyu da değerlendiren Destici, “Biz Büyük Birlik Partisi olarak taşeron kardeşlerimizle ilgili çok mücadele verdik. Hep onların yanında durduk şimdi bu mücadeleyi kazanmış olmanın da mutluluğunu ve sevincini yaşıyorum. Bu anlamda söz veren iktidarın sözünü tutmasından dolayı da tebrik ediyor ve taşeron kardeşlerimizin adına da teşekkür ediyorum başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere hükümete ve iktidara teşekkür ediyorum.
 
Biz yanlış gördüğümüz de yanlış deriz, doğru bir iş yapıldığında da teşekkür etmesini de biliriz. Bundan dolayı de hiçbir kompleksin içinde de yer almayız, kınayanların kınamasına da aldırmadan inandığımızı söyleriz. Doğru neyi biliyorsak doğruyu söyleriz” dedi.
 
  Destici, “Sayın Cumhurbaşkanı grup toplantısında açıkladı, yaklaşık 900 bin taşeron işçimiz bundan faydalanacak. Bir diğer iyi haber bunun süreli olacağı, 3 yıl gibi sözleşmeli olacağı söyleniyordu. Süresiz olacağı da yine çok sevindirici bir haber. Yani özel sözleşmeli geçici bir yıllık 3 yıllık değil sürekli işçi kadrosuna geçirildiği ifade edildi. Yaş sınırı, eğitim şartı, asil iş, yardımcı iş ayrımı yapılmayacak bugün bu sabah itibariyle de kamuda taşı çalışan taşeron işçi kardeşlerimiz bundan sonra kadrolu işçi olacaklar. Bunu verirken aynı zamanda biliyorsunuz 4C ile çalışan vatandaşlarımız vardı. Bunların da 4 C statüsünde çalışan 25000 kişinin de 4 B statüsüne geçiş talebinin bulunduğunu, buna dönük çalışmalar olumlu sonuçlandığı ifade edildi. Bu da yine 4 /C’li kardeşlerimiz sürekli talep içindeydiler. Onların İnşallah meselesinin de çözüldüğünü görmekten de yine büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Yine mevsimlik işçiler ile ilgili de bir iyileştirmenin yapıldığı müjdesi verildi. Yaklaşık Bir Milyonu hatta mevsimlik işçilerde katarsak 2 milyona yakın işçimizi çalışanımızı ilgilendiren bir konuda iktidar hükümet böyle güzel olumlu adımlar attı.”
 
Destici daha sonra Engeli İnci Tiryaki'ye akülü tekerlekli sandalye hediye etti.
 
 
 
06 Aralık 2017 Çarşamba, 15:28
178 kişi okudu
Okuyucu Yorumları
Haberler
BÜTÜN İSLAM ÂLEMİ’Nİ BU İŞĞAL GİRİŞİMİNE KARŞI AYAĞA KALKMAYA DAVET EDİYORUZ